Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Siyaset bir şeydir, ama her şey değildir

Cânım kâri, zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Ne kadar da hızlı değişiyor her şey! Dün var dediklerin bugün yok oluyor, başka bir hal alıyor hep böyle kalır zannettiklerin. Vakit geçiyor, ömür tükeniyor ve dünya değişiyor. Ama en çok sen değişiyorsun. Yani insan… Dünkü sen olamıyorsunuz ve yarın da bir başkası olarak uyanıyorsun. Yaşlanıyorsun demek istemiyorum ve bence yaşlanmak değil bunun adı, her gün biraz daha ölmek belki. Ve o da bedenle alakalı. İnsan değişir, görüntüsü değişir, yaşayışı değişir, imkânları değişir ama ruhu, gönlü, davası ve hayali değişmez. Değişmemelidir.

Ama değişiyor, hem de çok acı bir değişim bu. Can yakıyor, gururunu kırıyor insanın. Bana sorarsan hayattaki en mühim mevzulardan biri omurgalı durmaktır. Herhangi bir menfaat için eğilip bükülmeden, yamulmasan, madur olup olup belki ama mağrur kalarak yaşamaktır.

Celladına âşık insanlar gördüm birkaç zamandır. Hep görüyoruz aslında da bu kez bunca aleni ve bunca absürt olması daha çok o tarafa bakmamıza sebep oldu. Kendi celladına aşık olmuş ya da edilmiş insanlar. Ne mi hissettim? Çok fazla şey değil. Sadece üzüldüm. Hem de çok üzüldüm. Dik durmak, onurlu durmak ve omurgalı olmak… “Arena”larda boğazlanan insanlar gibi yıllarca bizleri, maneviyatımızı boğazladı bu adamlar.

Sanki birkaç on yıl evvel meydanlarda babalarımızın dedelerimizin sırtlarına coplar inerken derin bir oh çeken adamlar şimdi kapılarda karşılanıp hatıra fotoğrafı çekilenler değilmiş gibi, sanki ufacık çocuklara namazın nasıl kılınacağı öğretilirken yüz kızartıcı bir suç işleniyor gibi bir tarafını yırtarcasına bas bas bağıranlar bu adamlar değilmiş gibi, sanki yıllarca sırf inandıkları için, başlarını örttükleri için, namaz kıldıkları için ötelenen, dışlanan, hakir görülen, hapishanelere atılan, yerlerde sürüklenen, okullarından atılan, başlarından örtüleri sökülen, secdede tekmelenen insanlar bu zulme uğrarken o zalimlerin sözcüsü, o zalimlerin yüzü, o zalimlerin pislik kusan dili bu adamlar değilmiş gibi davranılmasına üzüldüm sadece.

            Siyaset bir şeydir. Hem de önemli bir şeydir doğru. Ama her şey değildir.

            İnandığını, yaşadığını, acısını çektiğini, zulmü gördüğünü, gözyaşı döktüğünü ve yıllarca bugün yaşandığı gibi yaşanabilsin diye katlandığın bütün sıkıntıları unutmak ve celladına âşık olmak demek değildir siyaset. Ve hem siyaset davadan büyük de değildir.

            Birkaç günlük çıkar uğruna, belki biraz menfaat uğruna neleri ezdiğinizin ve insanların gönüllerini ne denli kırdığınızın farkında değil misiniz? O meydanlarda coplanan adamlara nasıl izah edeceksiniz bunu? Kendi ülkesinde okuyamayan ve bir başka memlekette okumak zorunda bırakılan ya da belki tamamen okuma hakkı elinden alınan kızlara bunu nasıl izah edeceksiniz? Günlerce nezarethanelerde bekletilen, saatlerce dayak yiyen, işkence gören, askeriyenin önlerinde oğullarının yemin törenlerine alınmayan, tel örgüler ardında bekletilen, şehit olmuş oğlunun cenazesine dahi zorla katılan başı yaşmaklı analara nasıl izah edeceksiniz? Çocukluğu poşetten bayrakları üzerine geçirerek, geceleri babasının sokak sokak dolaşıp da bayraklar astığını bilerek, duvarında Erbakan Hoca’nın resmi asılı olan odasında büyüyen çocuklara nasıl izah edeceksiniz?

            Bunun adı zalimle iş tutmaktır… Ne kazandırır ya da ne kazandırmıştır bilmem ama şunu bilirim ki her hangi durumda olunursa olunsun bir taraf olmamak düşmanın, zalimin, baba katilinin tarafı olmaktan ya da ucuz çıkarlar için onlara yamanmaya çalışmaktan daha onurlu, daha haysiyetli ve daha şereflidir.

            Bu kadarı bes…