Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Siyasetçi davadan uzaklaşırsa…

Hangi ideolojiye sahip olursa olsun; hangi görüş ve fikirleri savunuyor olursa olsun; hangi amaç ve hedef için yola çıkmış olursa olsun; her siyasi parti bir “davaya” hizmet eder. Siyasi partiler, sadece iktidara gelmek için değil, en önemlisi inandıkları bu “davaya” hizmet etmek için mücadele ederler. Kendi görüş ve fikirlerinin ülkenin geleceğini belirlemesini isterler…

Yeni Şafak’tan Aydın Ünal, Pazartesi günü köşesinde “Siyaset davadan uzaklaşmadan” başlığıyla güzel bir yazı yazdı. Ben de “siyasetin davadan uzaklaşmasını” “siyasetçiye” bağlıyorum. Ünal’ın yazısı derin mesajlar içeriyor; “Dava siyaseti davadan beslenir. Siyasetin çerçevesini dava çizer, ilkelerini, sınırlarını dava belirler. Siyasetin dili, üslubu, yöntemi davadan şekillenir.”

AK Parti’nin, “dava siyaseti” 1970 ya da 2001’de ortaya çıkmış değildir. AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de partiye dönüşmeden önceki ismi “Erdemliler Hareketi” idi. “Erdemliler Hareketi” isminin nereden geldiğini biliyorsunuz. İşte AK Parti’nin hizmet ettiği “dava” bu isim üzerine inşa edilmiştir…
 
AK Parti ve o çatı altında siyaset yapanların; “davadan uzaklaşma temayülü” kendisine gönül vermiş milyonları endişelendiriyor. Çünkü AK Parti’nin hizmet ettiği “dava” sadece Türkiye’nin ve 80 milyonun değil; tüm İslam dünyası, tüm Müslüman ve mazlum dünyanın umududur.
 
AK Parti’nin siyasi görüşüne ve hizmet ettiği davaya destek veren aydınların, bilim insanlarının, gazetecilerin, yazarların, sanatçıların ortak endişesi “siyasetçinin davadan uzaklaşmasıdır.” Yapılan eleştiri ve tespitlerde; partiye ve liderine zarar vermek istenmez. Eleştirilen kişi ve uygulamaların; partiye ve liderine zarar verdiği düşünülerek bu eleştiriler yapılıyor…
 
Hz. Ali’ye ait çok güzel bir sözü burada hatırlatmak istiyorum. Hz. Ali diyor ki; “Çevrendeki kişiler içinde en ziyade onu beğenmelisin ki…Sana acı gerçekleri herkesten çok o söylesin.” O acı gerçekleri söylemez ve konuşmazsak, siyaset ve siyasetçi davadan uzaklaşmaya başlar. Sonrası geçmişte görüldüğü gibi hezimettir.

“Siyasetin davadan uzaklaşması, geride onarılması yıllar alacak enkaz bırakır. Siyasetin davadan uzaklaşıp çürümeye başlaması yapılan onca güzel işi örter, unutturur, hatırayı bile kirletir” uyarısında bulunan Ünal; “Siyasetin yanaşması, yağmacısı, kemirgeni çoktur; doğaldır, doğasındandır. Siyasetin ana omurgası dava oldukça, siyaset, dava adamlarının elinde muhafaza edildikçe yanaşmalar, yağmacılar, kemirgenler kenarda köşede asalak gibi durur. Siyaset davadan uzaklaşmaya başlarsa, işte o zaman kurt bünyeye sızar; dağdan gelen bağdakini kovmaya, davayı ve dava adamını tasfiyeye, omurgayı felç etmeye başlar. Çürüme erkenden fark edilmezse önüne geçilemez…O zaman siyasetin davayla irtibatı da biter, kendisi de biter.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dikkat çektiği; 15 yıl Milletvekilliği veya Belediye Başkanlığı yapıp bir esnafın çayını içmeyen bir AK Partili siyasetçinin davayla ilgisi olabilir mi?

Ünal’ın yazısından kendi payıma düşeni de aldım; “Siyasetin davadan uzaklaştığını iddia eden kişi bunu konuşmuyorsa, yazmıyorsa, eleştirmiyorsa, özeleştiriye çağırmıyorsa, evet, kötüdür; daha da kötüsü, bir şey yapmıyor olmasıdır. O zaman, çürümeye de, tasfiyeye de göz yuman kendisidir. Bugün konuşmalı, bugün yazmalı, bugün söylemeli…Tam da bugün kavganın içine girmeli. Yarın çok geç olmasın…”

Doğru olan, davaya sadık bir şekilde siyasetin içinde olmak ve siyaseti davaya bir hizmet yolu olarak kullanmaktır…