Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Siyasi kampanyalar ve liderler

Eskiden seçim kampanyaları festival havasında geçerdi. Teknolojinin bu kadar egemen olmadığı zamanlarda afişler, süslemeler, flamalar, bayraklar güç gösterisinin alametifarikası idi. Meydanların kalabalık olması başta olmak üzere mehteran ekibi, sanatçılar boy gösterirdi. Açık hava toplantıları halkla buluşmanın en heyecanlı doruk noktalarıydı. Kamuoyu şirketleri bu kadar etkin ve yaygın olmadığı için partilerin gücü meydanlardaki kalabalıkla belirlenirdi. Demirel’in fötr, Ecevit’in köylü şapkası meşhurdu. Demirel “Çoban Sülo” olarak derin devlete selam durduğu için fötr şapkasını kaptırmazdı. Şehirli Ecevit köylü sınıfına hoş görünmek için şapka takar “Karaoğlan” olurdu. Türkeş’in “bozkurtları” meydanları inletirdi ancak başbuğ davudi sesiyle konuşmayı hep kısa keserdi. Yarım dünya Erbakan “patates dinine” mensup siyasetçilere laf yetiştirmek için saatlerce kürsüde kalırdı. “Aziz milletimin kıymetli evlatları…” diye başlayan hitabet tiz, tatlı ve esprili bir üslupla sürer giderdi. Çünkü o milletin Erbakan Hocası, gençlerin “Mücahit Erbakan’ıydı.” Turgut Özal başka bir tarz getirdi siyasete; reklam ajanslarının çalışmalarıyla siyaseti buluşturdu. O “tonton amcaydı.” Kısa boyu kalın gözlükleriyle görünümünden öte bir imaj çizerdi. Hep çokbilmiş ve kararlı bir havası vardı. Konuşmalarından “Bana oy vermeye mecbursunuz” ey orta direk mesajı çıkardı. Göbeği sarksa da iki elini havada birleştirip, köprüleri satarak memleketi dünyaya açtı.

Demirel retorik yapmanın söze takla attırmanın uzmanıydı. Nabza göre şerbet verir; onun için “dün dündür, bugün bugündür.” Adeta sahnede tiyatro yapardı. Beden dilini, jest ve mimiklerini çok ustaca kullanırdı. Erbakan her zaman çok şık giyinirdi hedef kitlesine inat. Kafası çok dolu olduğundan sözünün anlaşılması için basit indirgemeler yapardı.  Basit indirgemeler halka ve diğer politikacılara malzeme olurdu. Ecevit, mavi gömleği, narin ve titiz bedeniyle kibar üslubuyla kitleleri ikna etmeye çalışırdı. Bu siyasetçi büyüklerin hepsi rahmetli oldu. Onlar milenyum öncesi siyasetçileri idi. X, y, z(!) kuşağı için milattan önce bir zamanlar.

2000’li yıllarda yetmişlerden kalma tek lider Deniz Baykal’dı. Bu kadar uzun süre politika yapıp bu kadar sağlam bir bünyeye sahip olmak takdire şayan. Gel ki, nazar değdi herhalde 80’e merdiven dayarken bir kaset operasyonuyla devre dışı kaldı. Ondan sonrada ciddi sıkıntılı günler geçirdi. Onun da kürsü hâkimiyeti çok iyi idi. Eskimiş düşünceleri satan yenilikçi görünümlü 70 model bir siyasetçi idi.

2000’li yıllara damgasını vuran lider Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kendinden emin, çok çalışkan ve vakur duruşuyla güven telkin eder. Klasik siyasetçilerin lacivert kıyafet alışkanlığını zorlayan anlayışıyla yeniliğe açıktır. Davudi sesiyle, okuduğu şiirlerle konuşmasını renklendirerek muhataplarıyla bağ kurar. Özü sözü bir olması dolayısıyla sık sık yanlış anlaşılmalara muhatap olsa da sözünden dönmeyen tavrıyla halkın gönlünde yer edinir.  Kararlı duruşunun altında yufka yürekli, derviş meşrep bir iç dünyaya sahiptir. Beden dilini en iyi kullanan liderdir. Yürüyüşüyle başka bir âleme doğru ilerler, celallenmesiyle yüreğinin yandığını anlarsınız. Rol yapmaz kendisi gibi olur.

Kemal Kılıçdaroğlu, çelebi görünümlü, hareketli ve dinamik yapısıyla son yıllarda geliştirdiği söylemleriyle dikkat çeken siyasetçi. Soru sorarak konuşmayı seven bir üslupla kendine özgü bir retorik geliştirdi. Çalışkan ve polemikçi yapısıyla, müzakereci tutumuyla iyi bir muhalefet lideri.

Devlet Bahçeli, titiz, bakımlı bir beyefendi. Ciddi duruşuyla adeta her şeye ve herkese mesafeli. Beden dilini kullanmıyor, kullanmak istemiyor. Vakur ve ciddi duruşuyla ismiyle müsemma “devleti” temsil ediyor. Duruşuna çok oturmayan ağır metinleri seslendirerek kendisini zorluyor. Çok konuşmak istemiyor ama mecburen konuşuyor. Duruşuyla çok konuşmaya gerek var mı anlayın artık diyor; ben çok ciddi bir iş yapıyorum.

Bayramlar aynı zamanda kendimizi ve dostlarımızı yeniden keşfetme zamanlarıdır. Bu güzel günlerde biraz kendimize ve çevremize bu gözle bakar mıyız? Nice huzurlu bayramlara…