Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Sözsüzlüğün dinginliğinden kameranın devinimine: NBC ve Ahlat Ağacı

Nuri Bilge Ceylan (NBC) sineması ‘arayış’ kavramıyla eşdeğer bir hal aldı. Ararken de elbette sürekli deneyen, kendini yenileyen ve bir takım riskleri de göze alan…

Ahlat Ağacı, 15 dakika ayakta alkışlandıktan sonra Cannes’da ödül alamaması başlığıyla magazine düştüğünden beri gündemde. Bizse, bu magazinel yaklaşımdan uzak bir şekilde aylardır bugünü iple çekiyorduk. Zira NBC’nin yine bizi şaşırtacak şeyler yapacağını tahmin ettik.

Üç Maymun’dan itibaren sineması (ve kuvvetle muhtemel dünyaya bakışı da) yeni bir evreye giren NBC, Bir Zamanlar Anadolu’da filminde sinematografik olarak aşırı hassas ve yenilikçiydi. Kış Uykusu’nda ise bütün NBC filmlerinin toplamından daha fazla diyalog vardı. Ahlat Ağacı’na geldiğimizde en bariz fark ise kamerasında…

Kameraya birazdan dönelim…

Bir taşra hikayesi olarak Ahlat Ağacı, NBC’nin Anadolu insanı ile modernizm arasındaki paradoksa, uyumsuzluğa ve uyumlu noktalara dikkat çekiyor. Hikayesindeki uzun diyaloglar, çok miktardaki karakterler arasındaki sözel mücadele, karakterlerin derinlikli işçiliği ve neticede modernizmin nihilist çaresizliğine düşmeden vardığı nokta itibariyle Ahlat Ağacı için tam bir Anadolu sorgulaması ve yorumu denebilir.

Sorgulamayı yaparken beslendiği kaynaklar mühim. Ayetler, hadis-i şerifler, Mevlana, Şems, İbn Arabi, Dostoyevski, Tolstoy, Çehov, Van Gogh ve fark etmediğimiz daha niceleri…

Büyük oranda ‘doğu irfanı’ dediğimiz halka etrafında dolanan Ahlat Ağacı, -tıpkı Türkiye gibi- Batılı bir ek göz ile de kendine ayna çeviriyor.

Kış Uykusu’nda aydın eleştirisi üzerinden yürüyen NBC, Ahlat Ağacı’nda ise taşra insanının özeline inerek imam, öğretmen, genç erkek ve yöresel edebiyatçı gibi nüanslarla kendi romanını yazıyor.

Hemen ifade etmek isterim ki, “görsel roman” ifadesi bu film için hiç uygun değil. Zaten hakikaten böyle olsaydı, NBC sineması açısından bir eksiklik olarak nitelendirilebilirdi. Ve illa da görsel roman denecekse, Bir Zamanlar Anadolu’da ve Kış Uykusu bunu daha çok hak ederdi.

Peki, Ahlat Ağacı görsel olarak kötü mü? Elbette hayır. Fekat NBC’nin diğer filmlerinden çok farklı.

Kamera, diğer filmlerinden çok farklı olarak sürekli bir devinim içerisinde. Ana karakterlerin, kendi dar dünyalarının geniş dehlizlerinde ve taşranın birbirine fazlasıyla yakın ama modern zamanda uzaklaşan insanının mesafesinde çırpınması gibi bir çaba içerisinde…

NBC’nin diğer filmlerinden çok farklı olarak şaryo, steadycam ve hatta drone algımızı yönlendiriyor. Kamerayı omuzda bile takip ediyoruz. Kameranın takibini takip etmeye çalışıyoruz.

Her filminde yeni bir risk alan NBC, bu defa da uçurumun eşiğinde gidip geliyor. Açıkçası kameranın bu denli hareketli hali filme dahil olmamı zorlaştırdı. İzleyicide de benzer bir sonuç vereceğini tahmin ediyorum.

Ahlat Ağacı’nın renklerinde ise bir kararsızlık ya da aşırı kararlılık vardı. Rengiyle fazla oynanmış gibiydi. Bazı ters ışıklı sahnelerde patlayan ışığın bilinçli tercih olduğuna şüphe yok. Lakin renklendirme hususunda bazı noktalarda sahiciliği zedeleyen dokunuşlar dikkatimizi cezbetmedi değil.

Artık dünya sinemasında bambaşka bir yeri olan NBC’nin, Ahlat Ağacı ile kendi sinematografisini ve genel anlatım dilini de yeni bir aşamaya getirdiğine şüphe yok. Bu aşamanın nasıl sonuç vereceğini zaman gösterecek elbet.

Netice itibariyle 168 dakikayı 100 dakikada izler gibi bir filmden bahsediyorum. Bana özel bir durum muydu bilmem ama Ahlat Ağacı bana o kadar da uzun gelmedi.

Bir daha, bir daha izleyip üzerine yine yeniden düşünmek gereken bir film olarak Ahlat Ağacı’nın, sinema tarihimizin en çok konuşulan eserleri arasında yer alacağına şüphe yok.