Son Dakika

Sudan bahanelerle sudan para kazanıyorlar

Yabancı firmalar zam yapıyor ama yerli firmalar da onlara ayak uyduruyor. Aynı fırsatçılığı gösteriyor.

Ambalajlı su fiyatları olağanüstü şekilde zamlanana dek bu piyasanın yabancıların elinde olduğunu ben de bilmiyordum.

Serbest piyasa ekonomisinde elbette yabancı sermayenin de olması tuhaf bir şey değildi. Ama gelin görün ki çoğunu yerli sandığımız pek çok marka meğer yabancı sermayeninmiş.

Yaklaşık bir aydır döviz kurlarındaki artışı bahane eden bazıları her şeye zam yapmaya da bunu mesnet yaptılar.

Yani su sektöründe faaliyet gösteren yabancı firmalar kendilerince bunu fırsata dönüştürmüşler, sudan bahanelerle sudan para kazanmanın yolunu kendilerine açmışlar.

Son yıllarda sayıları hızla artan ve satın aldıkları markalarla pazar paylarını arttıran yabancı sermayeli su firmaları, yüzde 60’lere varan zamlar yapma fırsatçılığını göstermişler.

Nestle (Nestle Su, Erikli, Alaçam, Sanko), Danone (Sırma ve Hayat) ve Saka Su (Drinco)’nun başını çektiği yabancı markaların, 19 litrelik damacana suyunun fiyatına yüksek zam yapması dikkat çekiyor.

Yabancı firmalar zam yapıyor ama yerli firmalar da onlara ayak uyduruyor. Aynı fırsatçılığı gösteriyor. Herhangi bir ekstra yol/nakliye maliyeti olmayan yerel markalar bile 400-500 km. mesafeden getirilerek satışa sunulan markalardan daha pahalı durma geldi. Ayrıca yerel ve yerinde çıkan su neden tercih edilmez onu da anlamak zor.

Zam furyası en çok sokaktaki dar gelirliyi etkilerken, fırsatçılar fedakârlık yapmak yerine piyasa gerçekleriyle bağdaşmayan zamlar yapması eleştiriliyor. Tüketiciler ve sektör temsilcileri; kur artışını adeta ellerini ovuşturarak karşılayan ve yabancı markanın öncülük ettiği bu açgözlülüğe müdahale edilmesini istiyor.

Ambalajlı sularda yüzde 60’a varan zam oranlarının kur ile izah edilebilecek bir gerekçesi yok. Bazılarının “Serbest piyasadayız. İstemeyen almasın” söylemi ise ukalalıktan başkaca bir şey değil. Firmaların en büyük bahanesi olan maliyet girdileri de kamuoyuna tam olarak açıklansa çok iyi olur.

Bu konuda bilgi sahibi olanlar polikarbon ham maddesinin hemen tükenen bir malzeme olmadığını ve stoklar tükenmeden maliyet giderlerinin bu kadar çabuk artamayacağını vurguluyorlar. Polikarbondan üretilen damacanaların başına bir şey gelmediği sürece 35-40 defa kullanılabildiğini ve bu maddenin geri dönüşümle tekrar kazanılabildiğini de unutmayalım.

Bu konuda hiç şüphesiz görev Ticaret Bakanlığı’na düşüyor.

Bir de yaptıkları zamları gizleyen görünmez yapanlar; yaptıklarını sananlar var.

Pek çok mamulde etiketlerde zam yapmamış görüntüsü vererek gramajları düşürenler var. Sanki gramajla oynayınca zam yapılmış olmuyor.

Marketlere girenlerin gözleri yeni etiketleri görünce tabiri caizse fal taşı gibi açılıyor. Yani deyim yerindeyse (tam de yerinde) A’dan Z’ye her şeyin fiyatı fahiş derecede artmış durumda.

Bunun izahını yapmak mümkün değil.

İçinde bulunulan ortamı fırsatçılığa dönüştürenler ellerini vicdanlarına bir koysun.

Açgözlülük insana bir şey kazandırmaz. Şu anda para kazanıyor görünseler de bunun bir hayrını da görmezler. Her şeyi kapitale endekslemek de bir yere kadar. Vatandaşlar da lüks tüketimden vazgeçmeli, diğer harcamalarında da tasarruf etmeyi, seçiciliği öğrenmeli. Kamu kuruluşları ve belediyeler göstermelik değil gerçek manada tasarrufa gitmeli.

Yetkililer de ne yapıp edip açgözlülüğe müdahale ederek “dur!” demeli.

Yorumlar

Ali Abi bu fırsatçılara bu fırsatı veren bizlerin suçu yokmudur hiç ?

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.