Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Şükrün en güzel tezahürü: Namaz

Anlamlı ve düzenli bir kulluk ifadesi düşünün! Nedir acaba o? Her hareketiyle bir manayı hatırlatan eşsiz bir hazine! Rabbi ile kulu arasındaki en büyük yakınlık…

Evet, Yüce Rabbimiz ile kulu arasındaki en büyük irtibat namazdır. O aynı zamanda dua manası da taşır ki kul, her an Rabbine dua ile meşgul olur. Derdimiz, tasamız, borcumuz, sıkıntımız, istek ve arzularımız hep O’na arz edilir.

Yüce Rabbimiz bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurur:

“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Rasûle itaat edin ki, merhamete nail olasınız!” (24 Nûr 56)

Namazın önem ve farziyetini kavramalı insan. Onun mahiyet olarak da kendisini halk eden yüce Rabbine karşı en güzel teşekkür ifadesi olduğunu anlamalı ve ona mutlaka devam etmeli. O ki; yerleri, gökleri, ikisi arasındakileri kendisi için yaratmıştır. Onca nimet de insana bahşedilmiştir. O halde o asla nankör olmamalıdır:
“Gökleri ve yeri yaratan, yukardan indirdiği su ile rızık olarak ürünler yetiştiren, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri, belli yörüngelerinde yürüyen ay ve güneşi, geceyle gündüzü sizin buyruğunuza veren Allah’tır. Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size vermiştir. Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.” (14 İbrahim 34)
Yüce Allah (cc) yeryüzü ve içindekilerle gökyüzünü ve ondaki nimetleri bahşettiği gibi insana bedenini, eşini, çocuklarını ve daha nice nimetleri lûtfetmiştir. Bütün bunları sayamayacağımızı yukarıdaki âyet-i kerimede görmekteyiz.

Düşünüldüğü zaman insanın, her şeyin sahibi ve her şeye gücü yeten Hâlık’ına teşekkürü gerekmez mi? “Bir fincan kahvenin bile kırk yıl hatırı olduğu” söylenirken, bize bu denli nimet ve lûtuflarda bulunan Allah’a (cc) mutlaka teşekkür etmemiz lâzım değil midir? Çünkü ibadet, yani şükür bizzat O’nun emridir:
“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O’na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz. O, yeryüzünü size bir döşek ve göğü de bir bina kıldı. Gökten su indirip onunla size rızık olmak üzere ürünler meydana getirdi; artık Allah’a, bile bile eş koşmayın.” (2 Bakara 21-22)
İbadetin bütün zamanları kapsadığı konusunda ise şöyle buyrulur:
“Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.” (15 Hicr 98-99)
Eğer insan kendisine düşen şükür manâsını hayata geçirirse ona asla azap, sıkıntı ve acı yoktur. Aksine ona mükâfat vardır. Bu teşekkür, bize düşen vazifeyi îfa ettirirken, aynı zamanda, bizi azaptan da kurtaracaktır:
“Şükreder ve inanırsanız, Allah size niçin azap etsin? Allah şükrün karşılığını verir ve bilir.” (4 Nisâ 147)

Allah’ın hakkı

Pek tabiidir ki Allah’ın (cc) kulları üzerinde sonsuz derecede hakkı vardır ve bu ne sayıya ne de sayfalara dökülebilir. Çünkü Allah (cc) onu kendi dilemesiyle yaratmıştır. Kulun bunda bir payı asla yoktur. O, bir hak elde etmemiştir. Hatta yüce Yaratıcı onu insan değil de bir başka mahlûk yaratabilirdi. Bütün bunlar ise, insanın şükrünü artırmasına bir sebep teşkil edecektir.

Ama burada sahih bir hadise dikkatlerimiz yöneliyor. Acaba insan Rabbine şükrederse, o zaman Rabbinden kendisine yönelik bir hak meydana gelebilir mi? İfade etmesi bile, bize zor gelen bu hususu, bakınız Allah Rasûlü (sav) Efendimiz, çok güzel ve dikkat çekici bir usûl ve üslûpla nasıl ifade ediyor ve nasıl da sevince ulaşmamıza vesile oluyorlar:

Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Muaz’a (ra) buyurdular ki:
“Ey Muaz! Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin? Muaz:
-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, diye cevap verdi. Peygamberimiz:
-Allah’a ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır, buyurdu.
Sonra Peygamberimiz tekrar sordu:
-Allah’a ibadet ettikleri takdirde, kulların Allah üzerindeki hakkı nedir, bilir misin, dedi. Muaz’ın;
-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, demesi üzerine Peygamberimiz:
-Onlara azap etmemektir, buyurdu.” (Müslim, iman 12)
O halde şükür, yani ibadet, Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Asla başkasına ibadet edilemez. Bu konuda hiçbir zaman bir ortak da olamaz. Ama bunun sonucunda işte böylesine bir müjde geliyor ki, şüphesiz bu da Allah’ın (c.c.) adalet sahibi olduğunun apaçık göstergesidir.

Allah’a yaklaştıran en güzel ibadetİşte ibadetlerin en başta geleni ve şükrün en güzel ifadesi de NAMAZ’dır. Bir başka ifadeyle namaz, Rabbimize yönelik en mütekâmil bir ibadettir. 

Kıyamından tahiyyatına, tekbirinden selâmına dek bir intizam ve mükemmellik olan namaz, kulu Allah’a yaklaştıran en güzel ibadettir. Onun için âyet ve hadislerde ilk önce o zikredilmiştir. Çünkü o, ruh ve beden anlamıyla insanı kavrar, onu temizler, madden ve mânen olgunlaşıp gelişmesine vesile olur. Allah (c.c.) da kulunun bu ibadetinden pek razı ve memnun olur. Şu hadiste bu gerçeği apaçık görmekteyiz:
“Kim sabah akşam camiye gider gelirse, her gidip gelişinde Allah Teâlâ o kimseye cennetteki ikramını hazırlar.” (Buhârî, ezân 37; Müslim, mesâcid 285)

Evet, o aynı zamanda iyi bir temizlik vesilesidir.

Ebû Hureyre (ra), Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittiğini söyledi:

– “Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, üzerinde kirinden bir şey kalır mı?” Sahâbîler:

– O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler. Resûl-i Ekrem:

– “Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder.” buyurdular. (Buhârî, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 283)
Hatta onun Allah’ın (c.c.) Cemalini görmekte en müessir sebep olduğunu da anlamaktayız. Yeter ki bütün vakitleriyle yani özellikle insanın hassas zamanları olan bazı vakitlere çok dikkat etmesiyle bunun mümkün olacağını şu hadis-i şerifte görüyoruz:
“Siz şu ayı güçlük çekmeden gördüğünüz gibi, Rabbinizi de açıkça göreceksiniz. Güneş doğmadan ve batmadan önceki namazları kaçırmamak elinizden geliyorsa, kesinlikle kaçırmayıp kılınız.” (Buhârî, mevâkît 16; Müslim, mesâcid 211)

İşte bu müjde insan için değer.

Arzu edilen sonuç da bu değil midir zaten?

***

O halde namaz, namaz, yine namaz…

Zira o insanı yolda koymaz.

Çünkü o bizim için en güzel vasıtadır Hak yolunda.

Tersinden okuyun namazı; zaman.

O halde her zaman insana gereken; namaz!

Rabbim namazsız günlerden korusun!