Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Suriyeli kardeşlerimizden tüm Türkiye’ye selam var

Ahmet Cevdet Paşa “Osmanlı, insanlığın son adasıdır” diyerek Osmanlı’nın çöküş sürecinde tarihe kazınacak bir not düşmüştür.

Zaman Ahmet Cevdet Paşa’yı haklı çıkarmıştır.

Osmanlı’nın çekildiği her bir karış toprak ondan sonra zulüm, adaletsizlik ve sömürü düzeninin oyuncağı olmuştur. Kudüs’ten Kahire’ye, Yemen’den Şam’a durum böyledir.

Hal böyleyken bir de yabancı bilim adamına kulak verelim. İngiliz tarihçi Toynbee, “Osmanlı, insanlığın geleceğidir” demiş. Bu sözü şöyle okumak mümkün… Evet, Osmanlı bitti ama Osmanlı’nın ürettiği, kendiyle bütünleşik hale getirdiği ve tüm insanlığa hediye ettiği ‘değerler’ hâlâ dimdik ayakta… O nedenle bu değerleri bugüne ve geleceğe aktarmak sadece millet olarak bize değil tüm insanlığa hizmet etmektir.

Kapımızda büyük bir insanlık krizi yaşandı. Görmezden gelemezdik… Sınıra beton duvarlar çekip milyonları yanan zulüm ateşinin içinde bıraksaydık vicdanımızla yüzleşemezdik. Gelecek nesillere başı önde-yüzü kara bir tarih bırakamazdık…

BİZ bize yakışanı yaptık. Bunun iki yönü var; Birincisi siyasi iradenin duruşu yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriyeliler’e kucak açan politikalarıdır. İkincisi de bu politikalara sahip çıkan, mazlumlara kardeş olan toplumumuzun sağduyusudur.

İnsanlık değerlerinin merkeze konduğu bu anlayışla bizler, Toynbee’nin bahsettiği insanlığın geleceğine dair umudu beslemiş oluyoruz.

Ve, ne mutlu ki bu umut yine Anadolu’dan yeşeriyor…

Ne mutlu ki bu umut, Türkiye’den Müslüman Türkler’den neşet ediyor.

Peki Türkiye’nin bölgeye uzanan barış ve merhamet elinin yansımaları neler?

Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nin organizasyonunda bir grup gazeteciyle birlikte, Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu’nun DAEŞ’ten geri aldığı El Bab’ın 2 kilometre doğusunda, Türkiye-Suriye sınırına da 30 kilometre uzaklıkta yer alan Bizaa köyünde bir çocuk şenliğindeydik.

Yedi senedir süren savaş ortamında doğmuş, büyümüş çocuklar ilk defa bir şenliği yaşıyorlardı. Yüzleri gülüyor, tebessümleri gönülleri fethediyordu. Pullu elbiseleri, renkli tokaları ile minikler keyifli saatler yaşıyorlardı. 16 yaşındaki bir genç kız “merhaba” diyerek elini uzattı ve onunla Türkçe sohbet ettik. Ailesiyle birlikte bir sene kadar Türkiye’de misafir ettiğimiz kızımız Türkler’e beslediği muhabbeti konuşmasına ve bakışlarına yansıtıyordu. 14 yaşındaki bir delikanlı alnına Türk bayrağını çizmiş, Rabia işareti yapıyordu.

Suriye iç savaşı bölge için büyük bir imtihan olarak devam ediyor. Bir gün savaş bitecek, şehirler yeniden inşa edilecek ve bu sancılı süreçten geriye Suriyeli nesillerde oluşmakta olan Türkiye muhabbeti kalacak.

Yapay sınırları bir kere daha aşmanın memnuniyeti ile İstanbul’a yeniden döndük fakat kalbimiz El-Bab’da kaldı.