Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Suriye’ye gerilerden bakmak

Suriye, neden bir Libya değil, neden bir Mısır değil, neden bir Tunus olamaz?… Ya da diktatörünü devirmek için neden 5 yıldan fazla bir süre gereklidir? Bunu anlayabilmek için Suriye’nin tarihi sürecine ve jeopolitik konumuna bakmamızda fayda var. Tarih boyunca onlarca devlet tarafından yönetilmiştir Bilad-ı Şam. Bilad-ı Şam; Suriye, Ürdün, Lübnan, Filistin ve İsrail’in işgal ettiği tüm Filistin toprakları.
634 yılında İslam ile taşınmasına kadar Suriye, kendisinden daha büyük bir imparatorluğun bir parçası olmuştur hep. İslam’la tanışmasından sonra bu yeni dinin etkisiyle siyasi, dini, sosyal ve kültürel yapısında ciddi değişiklikler olacaktır. Emevilerin bu topraklarda kurulmasıyla Roma ve Arap kültürünü başarıyla yoğuran güçlü bir kültürel merkez olacaktır. Türk beyliklerinin ve Osmanlının etkisiyle bölgenin demografisinde Türk hakimiyeti oluşmaya başlayacaktır. Osmanlının çöküşüyle de 26 yıl süren Fransız mandası olma zilletini yaşayacaktır. 1946 yılında Fransızlardan kurtulup bağımsızlığını ilan etmesinin ardından yönetimde üstünlük sağlamak isteyen azınlıklar üst üste darbelerle üstünlük sağlamaya çalışacaklardır.
Osmanlının parçalanması sürecinde İngiltere, bilindik İngiliz desisesiyle Şerif Hüseyin’e Bilad-ı Şam’ı vaat edecektir. Ancak gizli anlaşmalarla, türlü hilelerle Fransızlara pay edip Şerif Hüseyin’i ihanetinin vicdan azabı ile baş başa bırakacaklardır.

Bilad-ı Şam bölünüyor

Peki Fransızlar ne yapıyor? Manda yönetimini güçlendirmek için Sunni kökenli Arap milliyetçi hareketine karşı, karşıt dini azınlıkları güçlendiriyor. Sunni Osmanlı idaresi altında kendilerini azınlık hisseden guruplar Fransızların bağımsızlık vaadi ile örgütlenme yoluna gidiyorlar. Bu ayrılıkçı hareketlerden Katolikler, Protestanlar, Marunîler, Dürziler ve Nusayriler gibi birçok ayrılıkçı dini ve düşünce grupları öne çıkıyor.
Bilad-ı Şam ilk olarak Lübnan Devleti’nin kurdurulmasıyla parçalanmaya başlanıyor. Lazkiye’de Devlet adını alacak Alevi bölgesi kurulacaktır. Ardından Dürzi hükümeti kurulduğunu ilan edecektir. Geri kalan bölgesinde Şam ve Halep devletleri iki bölge oluşacaktır. Daha sonraları Şam ve Halep Devletleri, Suriye Devleti olarak birleşecektir. Böylelikle daha sonra şimdiki Suriye denilen ülke oluşana dek dört devletli bir yapı oluşacaktır.

Esed’in ayrıcalığı

Beşşar Esed’in dedesi, 1940’larda Fransızlara yardım talebiyle mektup yazanlar arasında bulunacaktır. Babası dahi yine 1970’te darbe ile başa gelebilmiş, zulümle âbâd olacaktır(!). Araştırmacıların ortaya koyacağı verilerden de gözüktüğüne göre Fransızların manda idaresine gönülden bağlı olan azınlık grup Nusayriler olacaktır.
Tüm bu tarihi süreç aslında bize Fransızlar özelinde Avrupa ülkeleri genelinde bir realiteyi bir kez daha ortaya koyuyor. Dünyaya veya dünyadaki ekonomik unsurlara sahip olma adına kendileri dışındaki tüm halkları birbirine düşürüp, hile, entrika ve her türlü desiselerle onları baş başa bırakırlar. Aslında hep aynı senaryo ve yöntemlerle… Darbe, zulüm, yağma ve ihanetlerini kullandıkları hainler… Suriye neden bir Libya olamaz çünkü; azınlık da olsa yönetimindeki sadakat memnun edicidir. Kaddafi gider lakin Esed zor gider…

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!