Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Tenkit tüketir

“Niye bunu böyle yaptın ki, hiç iyi olmamış” “Ben sana bunu şöyle yap dememdim mi?” “Elinden düzgün bir iş çıksa şaşarım” “Beceriksiz, sakar” vb insanın kendisini kötü hissettiren sözler, giderek kendisinin hiçbir şeyi iyi yapamayacağına inandırır. Kendisine olan güvenini ve inancını zedeler, hayata karşı zayıf ve güçsüz bırakır. Bir şey yanlış olmuşsa onun doğrusunu öğretmek başka azarlayarak sadece eleştirmek başkadır.

İyi olan ne varsa bu tutum onları tüketmeye adaydır. Her cümlesi eleştiriden oluşan birilerinin yanındaysak, göz, kulak, zihin ve gönlümüz, bunları göre göre, duya duya zihnimize yerleşiyor. Bu çevre, bizim ayıklamadan kayıt ettiğimiz, çocukluğumuzun geçtiği ve başka seçeneğimizin olmadığı ailemizdir. İnsanın çocuklukta yapılanmış duruş ve tutumları, o kadar etkili ve cebren davrandırıcıdır ki, bunun aksi için adeta bir operasyon yapmamız gerekir. Bu yüzden, “Alışkanlıklar önce örümcek ağı gibidir, sonra elektrik kablolarına benzerler” der bir İspanyol Atasözü

Zannediyorum biz amaçsız, idealsiz ve hedefsiz yaşıyoruz. Bir dakika, aslında var, ne var, ekonomik ve akademik hedefimiz var, kendimizin daha iyi durumda olabilmemiz için iyi hayallerimiz var. Bir insanın belirlediği hedefleri varsa, aklı ona, bu hedeflere giden yolları da buldurmalı. Yoksa hedefi olmanın bir anlamı kalmaz. Bizim görgü öğretmenlerimiz, aklına geleni doğru varsayıp, hedefe giden yolu, o zamana kadar zihninde kodlanmış olan yol yürüme biçimine göre yürümüşse, bizde de bunun ortaya çıkma ihtimali çok güçlüdür. Burada düşünerek davranmak yerine mevcut anlayışımızla davranmak vardır. Bu da hayatın içinde bizi zorda bırakacak en temel tutumlardan birisi olur ne yazık ki.

Eğer kayıtlarımız düşünerek yürümemizi öngörüyorsa, bu bir insanın sağlıklı bir zeminde olabileceğinin müjdesi gibidir. İnsanın daha iyiye gitmesi hedefse, ona bir şeyler öğretme amacı varsa, onun iyi bir kul olma ve iyi fert olarak hayatın ve kendi anlamının farkında olarak coşkulu bir hayatı olması ideali varsa: yapılacak ilk iş bunun nasıl’ını öğrenmektir. Zihnimdeki hedefim başka davranışlarımın götürdüğü yer başkaysa, o zaman bu ikisi arasındaki açı farkı hiç bir zaman kapanmayacaktır.

Bugün dindar bir evlât yetiştirme derdindeki biz aileler, bunun nasılı’ını öğrenmedikçe, şimdiki gibi havanda su dövmeye devam edeceğiz demektir. Okulda ve hayatta başarılı olsun diye uğruna servetler harcadığımız çocuklarımızın bugün ki sorun yumağı olmuş halleri, bizim kendimize ve aile ortamımıza eleştirel ve düzenleme niyetiyle bakmamızı sağlamıyorsa, kendimizi haklılığımızla avutup çocukları ve gençlerimizi suçlayarak nesillerimizi göz göre göre kaybetmeye devam edeceğiz demektir. “Ağaca bakan keçinin dala çıkan oğlağı olur” demiş atalarımız. Eğer biz haklı olabilseydik, kesinlikle sonuçları daha iyi olmalıydı. “Bir şeyin iyi ve doğru olduğu sonuçlarından anlaşılır” der bir atasözü.

Sonuç olarak, hedeflerimizin başında önce iyi ve doğru bir insan olmak yoksa, bunu kendimizde örnekleyemiyorsak, değer olarak önce ve seçeneksiz Allah (c.c) yüreklerimize kodlanmamışsa ve nasıl yapabileceğimizin bilgisi yoksa, hiç birimiz kusura bakmayalım ve acilen yeniden insan olabilmenin besmelesine dönelim.

Nasipse diğer yazının konusu: Taktir üretir