Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Teröre desteğin olduğu yerde demokrasi nasıl gelişecek?

1. Dahl ve Dewey gibi sosyal bilimcilerin demokrasinin gelişmesi ve sorunların ortadan kaldırılması için daha çok demokrasi tavsiyeleri literatürde yer alır. Bu durumun nasıl olacağı ilk başta insanı düşünmeye sevk etmese de zamanla özellikle Türkiye gibi terör faaliyetlerinin olduğu ülkelerde nasıl olacak sorusunu insanı düşündürmeye sevk etmemesi içten bile değildir.

Dünyanın birçok ülkesinde terör faaliyetlerinin gerçekleştiği bir gerçek. Ülkemizde ise özellikle PKK ve DHKP/C gibi örgütlerin demokrasi adına talepleri dile getirmekten ziyade ülkeyi kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etme amaçlarının olduğu bilinmektedir. PKK’nın amacının Kürt vatandaşlarımızın çıkarlarını savunmak olmadığı artık herkes tarafından bilinse de yeri geldiğinde ‘demokrasi ve barış’ gibi kavramların içinin boşaltılmış olması maalesef Türkiye’de sosyal bilimcilerin çalışmaları açısından da bir şanssızlık doğurduğu görülmektedir.

Bu nedenle demokrasinin gelişmesi için her ne adım atılırsa atılsın bazı terör gruplarının Türkiye gibi ülkelerde faaliyetlerine son vereceğini düşünmek yanıltıcı olabilir. Bu demek değil ki demokrasimizi geliştirmek için adım atmayalım. Zannedersem demokrasiyi geliştirmenin yanında güvenlik politikalarını da sıkı tutması gereken nadir ülkelerden biriyiz. Coğrafi konumun etkisiyle de Türkiye farklı bir konumda olduğu için Türkiye ile aynı durumda olan dünya üzerinde birkaç ülke bulabilir miyiz bilmiyorum.

Demokrasiyi dile getirip terör faaliyetlerine verilen desteği görmezden gelmek aslen de demokrasinin gelişmesini istemekle de çok ilgili durmuyor. Bu nedenle ülkedeki sivil toplum kuruluşlarından siyasal partilere kadar ilk başta mutabakata varılması gereken en önemli unsur ne şekilde olursa olsun terörü araç olarak görmeyi reddederek şiddetsiz bir ortamda demokrasinin gelişmesi için öneriler ortaya koymak olmalıdır. Söylemesi kolay ama uygulaması zor olan bu durumu bile yıllardır sağlayamadığımızı görünce çözümün ilk başta bir zihniyet değişimi ile başlaması gerektiği açıkça kendini gösteriyor. Bu zihniyet değişimine ise Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olduğunu belirten siyasal partinin öncülük etmesi sorunu çözmede en önemli adım olarak kendini gösteriyor.