Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Tevarüs edilmiş taklitçilik veyahut 6. Daire

Belediye başkanlarımızın yurtdışı gezileri sırasında gördükleri ve beğendikleri uygulamaları kendi bölgelerine taşıyarak güya ‘hizmet ediyorum’ zannetmelerini defalarca eleştirdiğim olmuştur.

Ve fakat başkanlarımızın fena halde haklarını yemişim.

Zira Osmanlı’da ilk belediyeciliğin kuruluş çalışmaları sırasında girişilen reformların tamamı Fransa’dan taklit edilmiş.

Şöyle ki;

28 Aralık 1857 tarihli “6. Daire-i Belediye Nizamatı” ve 7 Haziran 1858 tarihli “Devair-i Belediyeden 6. Daire İtibar olunan Beyoğlu ve Galata Dairesinin Nizam-ı Umumisi” nizamnameleriyle başlatılan çalışmalar için bir heyet Paris’e gönderilmiş.

Maksatları ‘nasıl oluyor bu belediyecilik işleri’?

Yerinde görmek, incelemek…

Gitmişler, gelmişler; İstanbul’u 14 belediyeye ayırmışlar.

Kurulan ilk yerel yönetim idaresi Beyoğlu Belediyesi olmasına rağmen buraya “6. Daire” adını vermişler.

Neden mi?

Çünkü Paris’te bizim heyete ‘en iyi belediyemiz’ diyerek ‘Sixeme arrondıssement’ yani 6. Bölge’yi gezdirmişler.

Bizimkiler gezdikleri, gördükleri belediyecilik uygulamalarını ve dahi kanunlarını, nizamnamelerini olduğu gibi birebir buraya taşımışlar.

Yahu bari ismini değiştir, değil mi?

Nedir 6. Daire…

Güzelim Beyoğlu ismi dururken…

Beyoğlu belediyesi ancak 20 Nisan 1924’te kurulmuş.

Yani 6. Daire’den 66 yıl sonra…

Demem o ki, bir hayat tarzı olarak devam ettire geldiğimiz ‘Batı taklitçiliğinin’ kökleri Osmanlı’nın son dönemine kadar dayanıyor.

O gün bugündür, sağımız taklit, solumuz taklit…

Çevremizdeki yabancı markaları, yabancı isimli dükkânları, giyim ve kuşam tarzımızı, dinlediğimiz müzikten, seyrettiğimiz sinemaya, yediklerimizden içtiklerimize kadar yabancılaştırılmış bu hayatı sindirmiş olmamızın sebebi tevarüs edilmiş taklitçiliğimizden kaynaklanmaktadır.

Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle demenin bir manası yok.

Çünkü biz Türk milleti olarak Tazminat’tan bugüne;

İsviçre Medeni Kanunu’na göre evleniyor, İtalyan Ceza Yasası’na göre cezalandırılıyor, Alman Ceza Muhakemeleri Usul Hukuku’na göre yargılanıyor, Fransız İdare Hukuku’na göre idare ediliyor ve İslam Hukuku’na göre gömülüyoruz!