Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Türkiye, adı değil idraki hür olanların ülkesidir!

“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Öyledir elbet… Ne söylediğimiz yetmez, söylediğimizi nasıl eylediğimize bakılır. Aslında bu da yetmez, eylediğimizin hakiki olması, Hakk’tan olması, hakkaniyetli olması da elzemdir! Ki, ardımızda bıraktığımız iz hakikate dair olsun! Hakikaten olsun! Ziya Paşa, darb-ı mesel haline gelmiş bu beyti, söylemiş de mi eylemiş, eylemiş de mi söylemiş, bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ki, o da, 1868 yılında eski “Hürriyet” gazetesinde yayımlanan yazılarıyla 16 Nisan 2017’de gerçekleşecek referandumu 150 yıl önce “Evet” olarak desteklediğidir. Evet, yanlış okumadınız. Saraya ters düşüp “Genç Osmanlılar” namı ile Avrupa illerine giden dönemin aydını ve aynı zamanda hükümet muhalifi Ziya Paşa’nın yazdığı ve bir dönem yönettiği, Londra ve Cenevre’de yayınlanan eski “Hürriyet” gazetesinin temel prensibi tam da bugünün meselesidir!

Eski Hürriyet gazetesi, Sultan Abdulaziz döneminde yayımlanan Türkiye’nin ilk siyasi ve düşünce neşriyatıdır ve Osmanlı topraklarında hiç basılmamıştır. 100 sayı Osmanlıca neşr olunan haftalık bu gazete, Osmanlı coğrafyasına yurtdışından gelen yabancılar tarafından ulaşmıştır.

İlk çıktığında Mustafa Fazıl Paşa tarafından finanse edilen eski Hürriyet gazetesi, daha sonra Hidiv İsmail Paşa tarafından desteklenerek yayınlanır ve başyazarları, Ziya Paşa, Namık Kemal ve Ali Suavi’dir. Gazetede yayınlanan yazılarda, yasama ve yürütme yetkilerinin birbirinden ayrılması fikri savunulmuştur. Bugün, derdi hürriyet değil, şahsi menfaat olan, 15 Temmuz’da vatan sevdasını imandan bilip canını dişine takan vefakâr, fedakâr milleti panjurları kapalı odalarda televizyonlarından seyreden, meydanlara çıkmaktan korkan, “Hayır”cı, sözüm ona aydın geçinenlere Ziya Paşa’nın tabiri ile “Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” demenin tam yeri ve zamanıdır.

150 yıl önce henüz Batılılaşamamış(!) zihinleri taklit eden bu günün gafilleri, dönüp de maziye niye bakmazlar? Ezberci ahvallerini niye tartmazlar? Yeni bir fikir, yeni bir idea, yeni bir inşa kaygısı olmadan, yatırımdan, Hakk’tan, hukuktan bihaber ezberci bir zihniyetle iz sürerler de ayak izlerini takip ettikleri öncü isimlerin basiretinden neden ibret almazlar? Çünkü, adları “Hürriyet”, idrakleri hürriyetten mahrum.

Çünkü akıl dereceleri, 16 Nisan’da Evet” çıkar diye korku nöbetleri geçiren Avrupa’nın hak ihlallerini okumaktan aciz. Çünkü, akli rütbeleri, Avrupa’nın kuklası olabilecek derekede! Terör örgütü PKK’ya tanıdığı hakkı, vatandaşı ile görüşmek isteyen Türk Bakanlara tanımayan Almanya’yı, korkusu cinnete dönüşerek atları ve itleriyle Türk vatandaşına saldıran, bir hanımı tüm diplomatik haklara haiz iken sınır dışı yapan, “Karargah rahatsız”, “Rusya, Suriye-Afrin’de üs kuruyor” gibi yalan ve yanlış manşetleriyle “Hayır” kampanyasına katkıda bulunan yeni Hürriyet gazetesine, şimdiki dönemin aydınlarına ve hükümet muhaliflerine tarihi kayıtlarla sabit bu hakikati sunalım ve rütbe-i akıllarının anlayabilmesini umalım! 150 yıl evvelinden tarihe kaydolmuş bu gerçeklikten hareketle “EVET” demenin bir derece, “Hayır” demenin ise dereke olduğunun altını çizelim…