Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Türkiye ve coğrafyaları kuşatan darbe karşıtlığı

Coğrafyaları bölüşmüşler…

İngiltere-Fransa başta olmak üzere Avrupa, Afrika’yı sömürmüş ve on yıllar boyunca kukla devlet başkanları atamış.

ABD’ye gelirsek onun da gözü hep Ortadoğu ve Latin Amerika’da olmuş. ABD’nin bu coğrafyalara müdahalelerini sayıp dökmeye gerek yok. Çeşitli bahanelerle devletleri işgal etmiş veya devlet başkanlarını darbelerle dizayn etmiş, böyle bir hegemonik, emperyal güçten bahsediyoruz.

Darbelerde mutlaka yabancı devletlerin rolüne bakmak lazımdır. Bu bir kuraldır. Mutlaka perde arkasına bir bakılır, yorumlar yapılır. “Darbeyi hangi ülke veya ülkeler destekledi?” sorusu sorulur. Aslında doğru soru şu: Darbeyi hangi yabancı devlet yapmıştır?

Şimdilerde detay sorulara ihtiyaç kalmadı.

Trump ile birlikte “perde arkası” yorumları rafa kalktı. Artık her şey herkesin gözleri önünde oluyor.

Gündemimizde Venezuela var.

Venezuela, zengin petrol yataklarına sahip. Bu nedenle de uzun zamandır ABD’nin ilgi alanında. ABD çıkarlarına uygun politikaları hayata geçirecek sözde bir başkan arayışında. Bu düzende Venezuela bağımsız, hür bir devlet görüntüsünde olacak ama özgür bağımsız politikalar üretemeyecek. Kısacası Venezuela halkı çalışacak, ABD tüm birikimi sömürecek. Olay bundan ibaret.

Maduro bu anlayışa karşı duruyor.

Türkiye de ilkesel olarak tüm darbelere karşı bir duruş sergiliyor.

İşte burası önemli.

Türkiye dün İhvan-ı Müslimin’in iktidarda olduğu Mısır’a yapılan darbeye de karşı çıkmıştı. Bugün sosyalist Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nın iktidarına yapılan darbe girişimine de karşı çıkmakta.

15 Temmuz’da onurlu halkımız her on yılda bir yapılan darbelere artık “dur” dedi. Toplumda gelişen darbe karşıtlığının bir yansıması olarak siyasi irade, tüm dünyaya bu bilinci haykırıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe karşıtlığı bilincini bir reflekse çevirmiş ve coğrafyaları ayırt etmeyen ilkesel tutumuyla dünyaya ayna tutmuştur.

Türkiye’nin bu çıkışı normatif olmayan ve çıkar odaklı demokrasi anlayışını pratize eden emperyal güçlere sarsıcı mesajlar vermektedir.