Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Üniversiteler bir nesli mahvetti

Bu Makaleyi Dinle!


00:00

Eskiden üniversite okumak bir ayrıcalıktı. Çünkü üniversite sayısı azdı ve nitelikli eğitim vardı. Üniversite sayısı az olduğu için de üniversite mezunu sayısı da azdı. Bugün böyle bir şey yok. Üniversite okumak, bir üniversiteye ulaşmak çok kolay. Her ilde, hatta bazı ilçelerde de üniversite var. Çok fazla üniversite olması, bir bölümden çok fazla fakülte olmasına sebebiyet veriyor. Hal böyle olunca da özellikle yeni açılan üniversitelerin puanı düşük oluyor ve kazanmak da kolaylaşıyor. Dolayısıyla bugün üniversite mezunu olmak bir ayrıcalık değil, çok sıradan bir olay. Lise okumak gibi bir şey.

Puanının düşük olması, üniversitenin yeni olması önemli değil. Çünkü lise sondaki öğrenciler toplumun, ailenin ve okulun baskısıyla koca seneyi ders çalışarak, deneme kitapları arasında geçiriyor. (Kazanamayanların durumu daha da vahim. Bir sene boyunca daha gece gündüz ders çalışıyorlar.) Sene bittiğinde doğal olarak gencimiz aynı eziyete bir sene daha katlanmak daha istemiyor ve tercih yapıyor. Puanına göre dolduruyor listeyi.

İhtiyaçtan kat kat fazlası öğrenci her sene mezun oluyor. İşsiz sayısının artması bu şartlarda doğal bir durum. Düşünün ki hukuk fakülteleri için bile durum bu oldu. Metin Feyzioğlu bu sene daha 250 bin işsiz avukattan bahsetti. Ve bu sene yeniden binlerce öğrenci hukuk fakültesi mezunu olacak.

“Dört sene boşuna mı okuduk, öncesinde boşuna mı çalıştık” diye düşünen gencimiz her işte çalışmıyor, alanına göre bir işte çalışmak istiyor ve senelerce işsiz olarak bekliyor. Dört yıl üniversite okuyan bir gencin ailesine çıkardığı masraf çok yüksek bir tutar. Yurtta kalsa, ayda 800 liradan, dört senede 32 bin lira eder. Harcamaları, kitap masrafları ilave edildiğinde masraf artmaktadır. Üstelik öğrenciler ek olarak devletten kredi de alıyor. Yani bir öğrenci mezun olduğunda elli bin lira gibi bir tutarı harcamış, üstüne devlete 30-40 bin lira da borçlu vaziyette hayata atılıyor. Onu bekleyen ise fiyasko! İşsizlik!

Türkiye’de bu yüzden zanaat sahibi insan yok. Herkes çocuğunun koltuk sahibi, profesör olmasını istiyor. Çocuğu ise işsiz oluyor. Bu gerçekçi bir yaklaşım değil. 15 bin liraya vinç operatörü arıyor ilanı gördüm. Üniversite mezunları asgari ücrete iş buluyor güç bela. 23 yaşına kadar okul okumuş biri vinç operatörü, terzi olamaz. Ustalaşamaz. İş öğrenseydi yararınaydı. Borçlu gençle kıyas yapalım: Lisede çırak, sonrasında işçi olan biri 23 yaşına geldiğinde evli, çocuk sahibi, askerliğini yapmış, arabası var durumda oluyor. Üniversite birçok genç için zaman ve para kaybı!

Üstelik çoğu genç günah ile, batıl fikirlerle üniversitede tanışıyor. Ailesinden uzaklaşmanın verdiği özgürlük ile ilk zina, ilk alkol, ilk uyuşturucu üniversitede gerçekleşiyor.

Çocuğunuz zengin, koltuk sahibi, makam sahibi, unvan sahibi, “büyük adam” olsun isterken; o ahlaksız, dinsiz, işsiz ve borçlu oldu!