Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Ve elbette kahrolsun İsrail!

Tûr Dağı’nı yaşa

Ki bilesin nerde Kudüs

Ben Kudüs’ü kol saati gibi taşıyorum

-Nuri Pakdil-

Dünyayı iyilik kurtaracak cânım kâri, dünyayı merhamet ve adalet kurtaracak. Bir firavun hep olacak ben de biliyorum. Kana susamış, zulmü keyif bilen, mazlumların ahından haz alan, kendi kara çukurunda kendi pisliğiyle boğulan ve öldürmeyi meziyet sayan bir firavun hep olacak. Lakin bir Musa da hep çıkacak onun karşısına. Zulme “dur” diyecek, zalimin karşısına dikilecek, mazlumun sesini işitecek ve günü geldiğinde zalimler kahrolurken muzaffer bir halde yürüyecek bir Musa da her vakit var olacak. Belki de tek kuvveti hak bildiği davada sabit olmak, zalime karşı durmak, mazlumların hakkını sormak olacak. Ama inan ki hiçbir şeyi olmasa da güçlü olan zulme karşı duran olacak. Zalim değil mazlum kazanacak.

Zulüm her kime yapılıyorsa yapılsın zulümdür kâri ve zulmü kim yapıyor olursa olsun zalimdir. Ve bizim gibilerin itikadınca zulme sessiz kalan dahi zalim ve hatta dilsiz şeytandır. O vakit susamayız biz bir yetimin başına dipçiklerini indirirken kara elli kara yürekli firavun torunları. Sessiz olamayız kendi bacımıza benzeyen ve öyle yani kendi bacımız gibi kabul ettiğimiz bir kız kardeşimize hakaretler yağdırırken haysiyetten, merhametten yoksun bir rezil. Ve mermilerin karşısında dururken babamıza benzeyen adamlar ve bir mermiyle vurulup da öldürülürken annemiz gibi ablalar durduğumuz bu yerde duramayız. Durmamalıyız.

Kudüs bizimdir cânım kâri. İstanbul’un, Bursa’nın, Konya’nın, Erzurum’un, Bosna’nın, Kosova’nın, Karabağ’ın, Semerkand’ın, Buhara’nın, Şam’ın, Bağdat’ın, Yemen’in bizim olduğu kadar bizimdir. Sivas kadar bizim, Trabzon kadar bizim, Urfa kadar ve Maraş kadar bizimdir. Sultanahmet ne denli mabedimizse ve değdirmezsek göğsüne namahrem elini, Selimiye’nin minarelerinden ezanı dindirmez, Süleymaniye’nin tek taşını cihanın mülküne değişmez ve nasıl ki Ayasofya hayalimizden, davamızdan, mefkûremizden vazgeçmezsek işte tam da öyle Mescid-i Aksa’mızdan da vazgeçemez, ezansız kalmasına tahammül edemez ve zalİmlerin ayaklarının altında ezdiremeyiz.

Bazen şairlerden daha güzel kimse ağlayamaz zannederim ben. Öyle vehmederim ve aklıma Kudüs düştükçe hatırımda her vakit bir Pakdil şiiri canlanır. Öyle güzel söyler ki ben daha hayret ederim bir insanın bu denli güzel ağlayışına. İşte şimdi tam da o şiirin yeri. Ve üstat bu şiiri yazdığında babam daha çocuktu ve ben hayalde dahi yoktum ama o bir çınardı.

Gel

Anne ol

Çünkü anne

Bir çocuktan bir Kudüs yapar

*

Adam baba olunca

İçinde bir Kudüs canlanır

*

Yürü kardeşim

Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

Ve elbette kahrolsun israil.

Bütün zalimlerin kahrolması gerektiği gibi…