Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Ya ibret ya vahamet!

21 yıl, bir gün önce panzer izleriyle “demokrasiye balans ayarı” verildiğini iddia edenler, tarihe 28 Şubat “post modern darbe”nin mimarları olarak geçtiler.

İşte o mimarların, ne zavallı bir gayretmiş ki eyledikleri, o gün okuma hakkını ellerinden aldıkları genç kızlar, bu günün söz sahibi idarecileri, eğitmenleri, doktorları, anneleri oldu.

Ne de haset ve ne de sokak mızıkçılığına benzer bir projeymiş ki bu post modern darbe, o gün, başarılı ancak inançlı erkeklerin ayağına çelme takanların hanesine bu gün başarısızlık yazılırken, o adamlar şimdi iade-i itibarlarıyla dimdik nefes alıyorlar vatan topraklarında.

Bir kuruşlarını kaybetseler matem tutacak bu kafalar, evine ekmek götüren, namusu ile çalışıp vatanına hizmet eden muvazzaf subayları mesnetsiz gerekçelerle görevden alıp ihanet kadrolarını oluşturanlar bu gün edepten yoksun biçimde “insan haklarından” söz ediyor olsalar bile, aziz milletin nezdinde insaniyetten sınıfta kaldılar.  

Ne vizyonsuz bir bakış açısıyla seyretmişler ki geleceği, “Çamur at izi kalsın” atasözü dahi kurtaramadı onları, vatana ve millete ettikleri ihanet gerekçesiyle “hain” unvanına mazhar olmaktan.

Ne çaresiz bir kalkışmaymış ki aslı astarı olmayan tarikat kurgularıyla yol kat edişleri, o günün el ele tutuşup saf tutan mağdurların, 15 Temmuz’da kahramanlarına şahit oldular.

Ne öngörüsüz bir satın alınmışlık ki yaşadıkları, “ucuz etin yahnisi yavan olur” sözündeki yavanlıktan bildik, ucuza satın alındıklarını.

Ucuz haçlı zihinlerin, ucuz pazarlarında tezgâhlanan ve satışa getirilenlerin basiretsizliklerinden, panikatak geliştirdikleri projelerine kukla seçişlerindeki başarısızlıklardan bildik onların ne kadar zavallı olduklarını.

Uzayıp gidecek benzeri satırlar geçiyor zihnimden. Ve ben ülkemin kaderini yazan, benimde payıma çilesi düşen 28 Şubat yazgımdan dolayı Rabbime hamd ediyorum. Biraz daha ileri gidip, inanç zulmüne, mağduriyete, adaletsizliğe, çok çileye, çok gözyaşına sebep olsalar bile 19 yıl sonra ülkemin gidişatına bakınca beceriksiz darbecilere teşekkür etmek istiyorum.

Çünkü “zor oyun bozar” biliyorum. Biz o günlerde tazeden bir besmele çektik yeni bir dirilişe, yeni bir direnişe ve yeni bir milli duruşa…

O günlerde, niyet ettik irademizi Rabbin rızasına uygun korumaya ve korkmadan, boyun eğmeden dik duruşumuza zeval getirmeden ibadet gibi yaşamaya.

O günlerde tazeledik hafızamızda, tarihi yaşamak ve yazmak, maziye ağıt yakmak için değil, ibret almak için olduğunu.

Ve o günlerden sonra perçinledik zihnimizde Merhum Erbakan Hoca’nın şu sözlerini: “Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan insanlar, o yolda yürümeye başlamadan önce; gönüllerinde ve zihinlerinde Hakk’a ve hayra doğru yürümek ve mesafe kat etmek zorundadırlar. Yani öncelikle, kalben ve fikren bilinçlenmek, bilenmek ve kutlu hedefine kilitlenmek lazımdır…

Ve sadece Allah’ın rızasını ve O’nun yolunda çırpınma sevabını en büyük kazanç ve başarı sayarak yola çıkanlar; çok sıkıntılı ve sarsıntılı da olsa, bir müddet sonra o zorlu yolların adım adım yürünüp aşıldığını ve hedeflenen yere ulaşıldığını görüp şaşıracak ve şükür secdesine kapanacaklardır…

İşte o zaman insanların yüreklerinde; aslında o yolun zannedildiği kadar da geçilmez ve erişilmez olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların Allah’ın izniyle elbette aşılacağına dair sağlam ve sarsılmaz bir iman doğacak ve böyle imana sahip olan insan, tek başına dünyaya meydan okuyacaktır!..”

O günün esaretlerini hürriyete, adaletsizliklerini hakkaniyete kavuşturan, milleti ile bütünleşmeyi başaran Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eylediği ne varsa bu prensiplerin hayata geçmiş halidir!

Ve şimdi, o gün el ele tutuştuğumuz gibi bugünkü ahvalimize omuz omuza saf tutup şükür secdesine durma vaktidir!