Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Yaşasalardı ‘EVET’ derlerdi

Türkiye’deki halk oylamasında ‘HAYIR’ çıkması için kampanya yürüten Almanya’nın Bild gazetesine ‘Hitler yaşasaydı EVET mi derdi, HAYIR mı?’ diye sormak gerekmez mi?

Fakat lüzumu yok, zira o gazete de Hitler’in yolundan giderek HAYIR’da ısrar ediyor.

Onlara ‘İt ürür, kervan yürür’ diyerek, biz kendi tarihimizden kimlerin EVET diyebileceğine bir bakalım.

Yaşasalardı kimler EVET derdi?

Gazete Manifesto adlı bir sitede “Denizler’i de ‘Evet’e alet ettiler!” başlığıyla şöyle bir haber var:

“Laiklik düşmanı söylemleri ile bilinen AKP’li yazar Erem Şentürk’ün Genel Yayın Yönetmeni olduğu Diriliş Postası’nda bugün ‘Evet’ propagandasına 68 kuşağının ve emperyalizme karşı mücadelenin sembol isimlerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşları alet edilmeye çalışıldı.

Gazetenin yazarlarından Mansur Tuncay adlı şahıs, 12 Mart Muhtırası’nın ardından 6 Mayıs 1972’de idam edilen devrim ve sosyalizm mücadelesinin efsanevi isimlerinin bugün yaşıyor olmaları halinde ‘Evet’ diyeceğini iddia etti.

Tuncay’ın yazısından bir bölüm şöyle:

Eğer kalmışsa ‘Milli’ vasıflı Türk solu, referandumda ‘Evet’ diyeceklerine kaniyim.”

Mansur Tuncay’ın tespitleri üzerinden devam edelim:

O halde “Türkiye’de sağ ve sol kavramları ters oturmuştur. CHP aslında sağ bir partidir” diyen İdris Küçükömer kesin EVET derdi.

“Batı’nın sorunları da bulduğu çözümler de uymaz bize. 1920’lerden sonra daha da hızlandırılan batılılaşma ve devrim hareketleri yine kopyacılıktır ve halka rağmen yapıldığı için tabana dayanmayan bu üstyapı değişiklikleri hem Türk aydını ile halkı arasındaki kopukluğu arttırmış hem de geçmişle aramızdaki bağı koparmıştır” diyen Kemal Tahir de EVET derdi.

“siyasette, ekonomide, maliyede, askerlikte, kültürde tam bağımsızlık” anlayışını benimseyen Mehmet Ali Aybar da EVET derdi.

Gelelim sağa…

Temel Görüşler isimli kitabında, “Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk milleti, dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde bunu uyguladı. Bu icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkün. Tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz” diyen merhum Alparslan Türkeş de EVET derdi. 

“Başkanlık sistemi diyorum ben, Çünkü 6 senelik parlamento hayatımda şunu gördüm. Bakanlarla milletvekilleri arasına devamlı problem giriyor. Çünkü bakanın da milletvekilinin de seçim kaygısı vardır. Aynı yerde veya aynı grupta olmadıkları takdirde birbirlerine zıt hareketler yapıyorlar ve dejenerasyon başlıyor” diyen rahmetli Turgut Özal elbette EVET derdi.

Merhum Erbakan’ın “Daha hızlı kalkınmaya mecbur olan Türkiye’mizde devlet hizmetlerinin verimli, süratli ve kudretli yürütülebilmesi ve anayasamızın bünyemize intibakı bakımından daha mütekâmil bir yapıya kavuşturulması ve tatbikattaki aksaklıkların giderilmesi için başkanlık sisteminin getirilmesini zaruri görüyoruz” sözleri tastamam EVET’i işaret ediyor.

“Parlamenter sisteme göre cumhurbaşkanının yetkileri çok fazla. Başkanlık sistemine göre yetkileri çok az. Bunu da yerli yerine oturtmak gerekiyor. Tercih yapılmalı. Başkanlık sistemi mi, parlamenter sistem mi? Biz başkanlık sistemini savunuyoruz” diyen Şehit Muhsin Yazıcıoğlu da EVET diyecekti…