Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Yazık oluyor canlara

Gün geçmiyor ki, bir can gitmesin! Ne biri ne de beşi? Hapsi can değil mi? Hem de boş yere. Ne kadar acı…

Gencecik canlar…

Kimi talebe, kimi öğretmen, kimi doktor vs.

Kimi erkek, kimi kadın!  Kimi evli, kimi bekâr! Yaşı mı olur bunun? Hepsi can taşır, hepsi acı çeker ve acı bırakır.

Kahrolası teknoloji! Keşke olmasaydın.

Gösterdiğin her rezalet gençliğimizin ve her yaşta insanımızın kıymetli olan her şeyini alıyor. Onu adeta canavarlaştırıyor.

Reyting hevesleriyle insanlar adeta insanların kanını emiyor, canına kast ediyor…

Gördüğü felaket sahnelerini uygulama sevdasına düşen sözüm ona insanlar çıkıyor.

Gencecik dimağlar hocalarını öldürebiliyor!

Bu kadar ucuz mu bu canlar?

O kötü sahneler…

Utanmadan bütün pisliklerin anlatıldığı camlar.

Bir şehvet uğruna onları dinleyen on binler.

Ne diyorsunuz buna?

İnsanlık mı bu?

Şehveti ön plana çıkaran, kadını putlaştıran, ancak onu farkına varmadan meta haline getirip kazanç sağlayan bir güç var dünyada.

Aileyi bitiren, eşcinselliği meşrulaştırmaya çalışan, cinsel ayırımcılığa hayır deyip ETCEP’ler çıkaran, WC olarak aynı mekânı kullanmayı özendiren bir hesap var dünyada ve ülkemizde.

Bunu görmeyen eğitim sistemimize yazık gerçekten.

Yeniden gözden geçirmek lâzım. Millî mi, değil mi?

Ahlâk ve maneviyatı mahveden şeytanî bir akım…

Her tarafta da şiddet!

Ne oluyor ve nereye gidiliyor şimdi?

Velinin öğretmene saygısı yok ki çocuğunun hocasına olsun.

FATİHLER NASIL YETİŞTİ?

Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın?

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

Âh o Fatihler nasıl yetişmişler?

Fatih’in hocası tarafından, babası azarlanınca, Fatih de neye uğradığını şaşırıyor. Bir daha nasıl dinlemesin hocasını ve nasıl çalışmasın dersine? Yoksa babası da dayak yiyecek!

Şimdi şehvetle kuruluyor tuzaklar.

Adına kadın hakları diyorlar.

Ama ne yazık ki kadını mahvediyorlar.

Yakında çocuk doğuran anne bulamayacaklar.

En acısı doğanların bir kısmı zina yoluyla doğacak ve doğmakta zaten.

Öldürülen genç kızlar. Neden öldürülüyorlar?  Ahlakî yozlaşmadan değil mi?

Evliliklerin dörtte biri boşanmayla sonuçlanıyor ki ne acı bu! O çocuklar ne olacak?

Bugün az sayıda çocuklar var yarın onlar da aranacak.

Çünkü önce iş diyor kızlarımız!

Neden eş/yuva ve hayırlı evlatlar demiyor.

Yakında gökten zembille indirmeye çalışacağız galiba nesilleri.

Avrupa böyle bitti diye bas bas bağırılıyor ama hiç umursayan yok.

Çocuk olursa para, anneler bakarsa para. Olmazsa bol paralarla kreşe. Hepsi gider zaten maaşının.

Ne acı memleketim! Ne oldu benim değerlerim? Nereye gitti edebim, hayâm ve iffetim?

Onca kadın çalışmalı mı yani? Neden bu kadar önünü açıyorlar bu işin?

Çalışacağım diye 35 e kadar evlenmiyor. Sonra da kimseyi beğenemiyor. Evlilik olsa da bir iki çocuğu geçmiyor. Çünkü evde anne yok ki!

Yazık ki düzeni alt üst ettiler/ ediyorlar. Kadını erkeğin, erkeği de kadının yerine koyuyorlar ama bilsinler ki bu adeta güneşi ayın, ayı da güneşin yerine koymak gibidir.

Saçının telini göstermekten hayâ eden anneler, kızlar ve gelinler nerede şimdi?

Ne olur görsün artık yetkililerimiz. Tıkamasınlar gözlerini. 

Tv de itiraf edilen pislikler susturulsun artık!

Bu kadar mı hayâsız olduk? Bu kadar mı rezil olduk?

Bu kadar mı ecdada ihanet ettik?

Bu kadar mı Rabbimiz ve Rasül’ünden utanmaz olduk?

Yazık bize.

Okullar perişan! Herkes yavrusunu havalarda görüyor. En ufak bir şeyde aile baskına geliyor. Ne öğretebilir hocası? Boş ver diyor. Yoksa kavga hazır.

Kaldırın şu dizileri Allah için. Bu kadar iz’ansız olunamaz. Nesiller böylesine açık bir şekilde cehenneme atılamaz.

RTÜK ne yapıyor acaba? Yetkisi yok mu?

Evlilik programları/pislik/ edepsizlik programları artık kalkmalı.

Gençlerin elindeki felakete bakmalı. Ne yazık ki tabletleri verdik, internetleri en geniş ve hesaplı hale getirdik. Elle ders yapmayı adeta unutturduk. Ödevsiz göndermeyi de hedef haline getirdik. Evlerine gidince ilk işleri telefon ve internetteki oyun ve ahlâkî sorunlu görüntülere dalmak…

Ne yazık ki sekiz yıllık yetmedi, on iki yıl yaptık. Sonra da üniversite adeta mecbur oldu. Hani sanatkâr, hani yetişmiş eleman? Koskoca işsizler ordusu… Erkek ve kızıyla. Ateşle barut yan yana.

Sigara. Alkol, uyuşturucu…

Kafeler tam bir eğlence ve bomboşluk merkezi. Günah mekânı. Arkadaşlıkların (!) kurulduğu ve buluştuğu salonlar.

Okullar ne yapar?

Adına okumak ha!

Gelin dinleyin öğretmenleri!

Ne anlatıyorlar acaba?

Heyhât ki heyhât!

Yazık oldu neslimize…

Hem de çok yazık…

 

Dur Genç Adam!

Biliyoruz enerji dolusun! 
Yorulmazsın. 
Koşarsın, durmazsın. 
Heyecanlısın. 
Aklına koyduğun şeyi yapmalısın, yaparsın!
Ama dur bir dakika!
Düşünüyor musun yapacağın ya da yaptığın şeyi?
Bir fayda sağlıyor mu acaba dünya ve ahiretine?
O halde acele etme! 
Yoksa pişman olursun!
Enerjini boş yere harcama!
Sonra elin avucun boşa çıkar.
Geri dönmez bu günler. 
Boşa gider enerji ve heyecanlar.

***

Âh genç adam! 
Allah yolunda harcasan bütün bunları!
Ne güzel kazancın olur o zaman!
Yazık etme kendine!
Dön de bir bak hele!
Ömrünü verme yele!
Savurur harman eder, 
Sonra seni pişman eder!
Gel desen de, gelmez artık,
Gül desen de, gülmez artık.

***

Âh genç adam âh!
Âhiret var bilir misin?
Sonsuz bir hayat görür müsün?
Hazırlık yapar mısın?

Haydi durma!
Hazırlık yapmaya bak!

Gün gelir ne enerjin kalır, ne de gücün!

Yapmak istersin kulluk ama ne çare!

Bir şey yapacak imkânın olmaz,

Ne dünyaya ne de ukbâya…

Öyleyse kendine gel!

Bir daha düşün,

Hayır olsun işin!

Sevinç dolsun için!

Güzel olsun gidişin!

***

Genç Kardeşim!

Ufuklardan daha geniş gönlünü,

İman ve aşkın sonsuz nuruyla nurlandır…

Bilesin ki Hak’kın ışığı,

Seni uçurumların en tabanından,

Arşın en üst zirvesine çıkaracak,

Ümitsizliğin,

Coşkulu bir gayeye dönüşecektir.

İşte o zaman;

Gönlünde binlerce kâinat meydana gelecek,

İnsanlığa hayat iksiri sunan,

Bir sâkî olacaksın…

Kulluk sırrına ulaşacak,

Manâ ummanında yelkenler açacaksın.

Ve o günün müjdesi şöyle olacak:

 Işıkları önlerinde ve defterleri sağlarından verilmiş olarak yürürler ve:

 “Rabbimiz, ışığımızı tamamla” derler. (Tahrim:8)

***

Haydi Genç Kardeşlerim!

Yepyeni bir âleme,

Muştular sunan bir manâya doğru…

Gelin,

Allah’a ve Rasûlüne âşık olmaya.

İşte hayat;

İşte ölümsüzlük ve

İşte diriliş…

Budur en güzel gidiş!

Ne güzeldir Rabbe yalvarış!

O’nun muhabbetiyle;

İnceden inceye ağlayış!

Cennetler sana müştak olsun!

Gönlün Hakk’a naz ile coşsun.

Haydi,

Secdeler seni bekler,

Boşa gitmesin ümitler…

***

Kardeşlerim!

Seviniz!

Allah’ı seviniz!

O’nun en güzel kulunu da seviniz!

Seviniz ki, sevilesiniz.

Unutmayınız ki;

Dünyada Hakk’ı seven,

Ahirette Hakk’ın sevdiklerinden olur.

Selâm onlara ve onları sevenlere olsun…