Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Yeniden keşif, kurtarıcı arınma ve Kudüs

Siyonist İsrail, İran’la kapalı kapılar ardında cilveleşip, kukla Trump’ın iktisadi ve politik desteğiyle birlikte Filistin topraklarında terör eylemlerine, katliamlarına devam ediyor. Nefes alıp verir gibi bebek öldürüyorlar. Gelenek edindiler, yıllardır mübarek Ramazan-ı Şerif ayından önce olanca vahşilikleriyle Müslümanlar’a zulmediyorlar.

Türkiye’de ise senelerdir aşağı yukarı aynı şeyler konuşuluyor. Bir kısım, “Kudüs lafla kurtulmaz” gevezeliğinin ilerisine geçemiyor. Diğer kısım da “en azından safımızı belli edelim’’ romantizmini aşıp aksiyona geçemiyor. Herkes birbirini eleştiriyor. Hiçbirimiz kusura bakmayalım ve hepimiz üzerimize alınalım. Ne zaman gündemimize Kudüs düşse, ne zaman Filistin davası hatırımıza gelse, ne zaman Siyonizm nefretimiz depreşse; hep aynı döngüde saplanıp kalıyoruz. Dijital bir ajandamız var sanki duyar kasma vaktimizin geldiğini bize hatırlattığı anda gerekli duyar tavrını göstermeye başlıyoruz. Belli bir süre geçtikten sonra da tekrar rutinimize dönüyoruz.

Oysa mesele, Kudüs’ün lafla kurtarılıp kurtarılamayacağı değil. Kudüs lafla, sloganla, aforizmayla kurtarılmıyor, evet. Ama kurtarılması için laf da slogan da aforizma da gerekiyor. Roman gerekiyor, film gerekiyor, tiyatro gerekiyor, şiir gerekiyor, bilim gerekiyor. Ve tüm bunları ana gaye yolunda merdiven kılıcı, içimizdeki savruk galeyanı kemale erdirici hassas, dirayetli bir şuur gerekiyor. Kudüs’le ilgili toplumsal çapta zuhur edecek bir reaksiyon tavrının, ancak bu şuurla olgunlaşıp sağlamlaşacağını düşünüyorum.

Peki bu şuuru birey ve toplum planına nasıl yayabiliriz?

Dinimizi, tarihimizi, iddialarımızı, ideallerimizi, üzerimize kondurulan vazifeleri bilerek…

Kendimizi ve düşmanımızı tanıyarak…

İdrak ve izanımızı Ehl-i Sünnet üzere arındırarak…

Zira bu derinlikli arınış bize, dünden bugüne Ken’an topraklarında ve ötesinde olup biten her şeyin iç sebeplerini açacak. Müslümanların zulme ve katliama uğradığı, fiziki ve ruhi olarak işgal edildiği, iman ve ahlakının bulanıklaştırıldığı her bölgede, nelerin tezgâhlandığını ve bu tezgâhları berhava edecek kalıcı sonuçların neden üretilemediğini ifşa edecek. İslam geleneğini kılıf olarak kullanıp Müslümanları zalimlere pazarlayanları, bid’at çukurlarında boğulup Müslüman memleketlerine fitne yayanları, hakikate hurafe deyip gâvurla fingirdeşenleri, emperyalist projelerde şah kılığına sokulup piyon gibi oynatılanları bize teker teker afişe edecek…

Ve tüm bu “yeniden keşif” sürecinden sonra daha bilinçli, daha güçlü, daha basiretli ve daha etkili olacağız. Gayretimizi bu yönde sarf etmeli; kendimizi, aidiyetimizi, mükellefiyetlerimizi yeniden idrak edebilmek için çaba göstermeliyiz.

Netice Cenab-ı Hakk’ın takdiridir. Ve âlemlerin Rabbi, elbet inananlarla beraberdir.