Son Dakika

Yerli üret yerli tüket 

Bir taraftan dünya küreselleşirken yerli ve milli üretimde ne demek diyen tavırlar sergiliyoruz.

Eskiden yerli malı haftaları düzenlenirdi. Bu haftalarda evlerde yapılan börekler, çörekler okula götürülür hep beraber paylaşılırdı. Yerli olarak ürettiğimiz eşyaların sayısı o kadar azdı ki şöyle denirdi:

“Bir toplu iğneyi bile üretemiyoruz.” Gerçekten öyle duruma gelmiştik. Osmanlı’nın son yüzyılından itibaren kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak yerine batıdan medet umma yaklaşımını sergiledik. Cumhuriyet’le beraber batı hayranlığımız asılacaksak “İngiliz ipiyle asılma” hayranlığına kadar vardı. 

Yerli ve milli üretim yapmak isteyenler aşağılandı, horlandı, alaya alındı, yok edildiler. Zihin olarak dumura uğrayan yöneticiler Anadolu’nun yiğit evlatlarını “60 sente muhtaç” ettiler. Makine tezgâhlarına yatırım yapmak yerine operaya, baleye, senfoniye yatırım yaparak “çağdaş” bir Türkiye ürettiler. 

Çok zaman kaybettik, efendiler çok… Artık geçmişi fazla kurcalamanın anlamı yok, önümüze bakma vaktidir. Son yıllarda adeta dirilerek kendimize gelmeye başladık. Bırakın toplu iğneyi insansız hava araçları, helikopterler, deniz altılar üretmeye başladık. Bütün bunları “yapamayız, edemeyiz, beceremeyiz” zihniyetine karşılık yaptık. 

Üreticilerimize, iş insanlarımıza cesaret geldi. Dünyanın dört bir yanında iş yapmaya başladık. İnşaat sektöründe Çin’den sonra dünyada ikinci sıraya yerleştik. Fert başına milli geliri 3 bin dolardan 10 bin dolara çıkardık. Bütün bu hızlı değişimler başımızı döndürmeye başladı. Tamam, artık olduk zehabına kapıldık. Örnek aldığımız batılı ülkelerde fert başına gelirin 40-50 bin dolar olduğunu unuttuk. Onlardan daha fazla tüketmeye başladık. “Canım bizim onlardan neyimiz eksik” diyerek gösteriş yapmaktan geri durmadık. 

Şatafatlı, kıyamet alameti gök delenler yaptık. Binaların altına park yapmadığımız için en kalitelisinden arabalarımızı girişlere park ettik. Varsın insanlar binalardan çıkarken zorlansın ne önemi var. Benim arabam herkese inat hiç kullanmasam da kapıda bütün heybetiyle durmalı. 

Kamu ihalelerinde yabancıyı tercih ettik. Adamlar çok kaliteli üretiyor üstelik bilmem kaç yıllık garantili. Yerliyi milliyi tercih edip başıma iş açmayayım. Yabancılar kaliteli ürünün yanı sıra başka yaklaşımlar da sergiliyor. Yerli ve milli olanlardan aynı tavrı görmek zor. 

Bir taraftan dünya küreselleşirken yerli ve milli üretimde ne demek diyen tavırlar sergiliyoruz. Kaliteli ve ucuz olan nerede ise oradan almalıyız diyerek eloğlunun markalarına sarılıyoruz. Ekmek arası köfteyi soslayarak, ambalajlayıp, paketleyince bayılarak yiyoruz. 

Serbest piyasanın gereği herkes almak ve satmak istediği pazarlara ulaşmakta hiçbir engelle karşılaşmamalı. Burada en önemli görev tüketiciye düşüyor, yerli ve milli ürünleri talep ederek kendi markalarını koruyarak vatan nöbeti tutacaklar.  Milli malı talep edince  üreticiye cesaret gelecek ve daha çok, daha kaliteli üretecekler. 
Üretmeden tüketerek varacağımız yer üretenlerin emrine girmektir. Ticaret savaşlarını kazanmak istiyorsak iyi ve kaliteli üreteceğiz, ihtiyacımız kadar öncelikle yerli ve milli ürünleri tüketeceğiz.  Dünya marklarının fasoncusu olmaktan çıkıp milli marklarla dünya pazarlarında yerimizi alacağız. 

Artık "İngiliz ipiyle" asılmak istemiyoruz. Ecnebinin köftesi için kuyruğa girmek istemiyoruz.

Yorumlar

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.