Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Yıl 1865. İmam Abdurrahman Efendi Rio De Jenario’da

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Rio De Jenario İslam Kültür Merkezi ve Camii

Bir haftadır Copacabana plajları papanın gençleri tarafından işgal altıdaydı. Pazar günü son ayini yaparak papa Brezilya’dan ayrıldı. Papanın ayrılmasıyla da gençler ülkelerine dönmeye başladı. Biz de sabah erkenden boşalan plajları daha rahat çekim yaparız diye sahile indik. Gerçekten plajlar boş, tek tük insanlar yürüyor veya denize giriyor. Büyük bir kalabalığın bir hafta kullandığı plajlar gece temizlenmiş. Uzun ve geniş bir sahil ve kumsaldaki kumlarda çok ince.

Plajda çekimi bitiriyor sonra Bilgi Üniversitesi’nde de çalışmış. Dr. Dominique Socractewski Golddfed’le konuşmaya gidiyoruz. Dr. Dominiquie, el turko konusunu Osmanlı ve Brezilya arşivlerinde çalışmış. Biraz Türkçe biliyor. Dominique, Brezilya Kralı II. Pedro’nun 1876 yılında İstanbul’u Sultan Abdulhamit’i ziyaret ettiğini anlatıyor.

Rio De Janario-Brezilya

Dominique hanımın telefon iletişimi ile dün arayıp bir türlü bulamadığımız Rio’nun tek camisi Nur Mescidi’ne gidiyoruz. Gelince niye şaşırdığımızı anlıyorum. Cami inşaat nedeniyle kapatılmış durumda. Dışarıdan görmeniz mümkün değil. Üstelik caminin yanında bir de kilise var. Biz dün gelip camiyi göremeyip kiliseyi görünce haritalandırma da caminin kilise diye işaretlenmiş olabileceğini düşündüm. İnsanların büyük çoğunluğu din konusunda cahil. Ortodoks kilisesini çekerken yanımızda bulunan bir Hıristiyan buranın Müslümanların mı yoksa Hıristiyanların mı ibadethanesi olduğunu sordu.

İmam Abdurrahman Efendi’nin kitabı

Cami tamirat nedeniyle öyle paketlenmiş ki dışarıdan anlamak mümkün değil. Halbuki, burası 4 katlı bir külliye şeklinde epeyce büyüklükte bir mekan. Tadilat 7 yıldır sürüyor ve bir türlü bitirilemiyor. Cumhurbaşkanımız Başbakanken Brezilya ziyaretinde Rio’da bulunan bu camiye de geliyor. Görevliler caminin imkânsızlıklar nedeniyle bir türlü bitirilemediğini anlatıyorlar. Başbakan TİKA ya talimat veriyor. Buranın yapımını TİKA üstleniyor. Caminin dernek başkanı inşaatın iki ay içinde biteceğini söylüyor. Biraz zor görünüyor ama artık inşaat bitme yoluna girmiş durumda. Kurban bayramında açabileceklerini ifade ediyorlar.

Rio İslam Toplumunun başkanı Muhammed Zeinhom Abdien ile Brezilya da ve Rio da Müslümanlar hakkında konuşuyoruz.  O sırada genç bir arkadaş geliyor toplumun genel sekreteri Katolik bir ailenin çocuğu iken 8 yıl önce Müslüman olmuş. O da nasıl Müslüman olduğunu anlatıyor.

İmam Abdurrahman Efendi Rio De Jenario’da

Bursa ve İzmir adlı iki Osmanlı savaş gemisi 12 Eylül 1865 yılında keşif amacıyla Basra Körfezi’ne gitmek üzere yola çıkar. Gemiler atlas Okyanusu’nda fırtınaya yakalanır. Zorlu geçen yolculuk sonunda Brezilya’nın Rio de Jenario Limanı’na varırlar.

Rio De Janario İslam Kültür Merkezi

Bu gemilerden birinin imamı Bağdatlı Abdurrahman Efendi’dir. Osmanlıları yamyam olarak bilen halk merakla gemiyi ve yolcularını görmek üzere limanda toplanır. Cübbeli ve sarıklı imam Abdurrahman Efendi daha çok ilgi çeker.

Teknik bakım için bir süreliğine Rio limanına demirleyen bu Osmanlı gemilerini çok sayıda siyahi ziyaret etmeye başlar. Gemidekiler Portekizce bilmediği için bu duruma bir anlam veremezler. Abdurrahman efendi gemide namaz kıldırırken ziyarete gelen siyahiler de cemaate katılır. Gemi personeli ve Abdurrahman Efendi burada yaşayanların bir kısmının Müslüman olduğunu anlarlar.

Copacabana Plajı

Abdurrahman Efendi gemiden ayrılarak irşat faaliyetlerine devam eder. Portekizce bilmediği için faslı Ahmet isimli biri ona rehberlik eder. Bir müddet sonra Faslı Ahmet’in Yahudi olduğunu ve bilgileri kasıtlı çarpıştığını anlayan Abdurrahman Efendi Portekizce öğrenir.

Abdurrahman Efendi Brezilya’da üç yıl kalır. 20 binden fazla Müslümanın doğru bilgileri öğrenmelerine vesile olur. Abdurrahman efendi Lizbon, Kurtuba, Mısır, Mekke, Medine, Şam güzergâhını takip ederek Dersaadete yani İstanbul’a döner. Yolculuk sırasında hac vazifesini de yerine getirir.

Abdurrahman Efendi yaşadıklarını Tesliytü-l Garib adlı bir kitapla gelecek nesillere bırakır. Bu hatırat, Brezilya’da İlk Müslümanlar (Brezilya Seyahatnamesi ) adıyla günümüz Türkçe’siyle yayınlanmıştır.
Gemilerden birinde mühendis olan Faik Bey de hatıralarını Seyahatname-i Bahri Muhit adıyla kayıt altına almıştır. Bu çalışmada Ahmet Özalp’ın düzenlemesiyle günümüz Türkçesiyle yayınlanmıştır.

İmam Abdurrahman Efendi

Şili’ye doğru yolculuk

Buradaki çekimle Brezilya çalışmalarını tamamlıyoruz. Sabastiyan’a veda ederek saat iki sularında Rio’dan ayrılıyoruz. Gene 440 km’lik yolumuz var. Bu defa sürücülük görevi Kamil’e kalıyor. Hızda Kamil’de Sabastiyan’dan geri kalmıyor. Rio’ya geldiğimiz saatler gibi 21: 00 sularında otele varıyoruz. Sao Paolu’dan ayrılırken bir daha gelip kalacağımızı belirtmiştik. Bir gece daha Sao Paolu’da geçiyoruz. Sabah otelden çıkış yapıyoruz. TAM havayollarıyla Şili’nin başkenti Santiago’ya gitmek üzere yola çıkıyoruz.  Sao Paolu oldukça karışık bir şehir bir haftada bazı noktaları öğrendik ama havaalanına gitmeyi öğrenemedik, imdadımıza navigasyon yetişiyor. Bir de Türkçesi olunca tadından yenmiyor. Gene de yolu karıştırmamak için zamanlı çıkıyoruz. Şehir merkezinden çıkarken hava günlük güneşlik. Biz bir hafta kaldık güneş yüzünü göstermedi bize. Şehir merkezinden çıkarken yol çeşitleniyor. İki tarafta gidişli gelişli yan yollar ve ortada otoban bulunuyor. Biz ufak bir tereddütle otobanı tercih ediyoruz. Önce otobanı seçtiğimiz için seviniyoruz çünkü burada trafik akıyor, yan yollarda trafik var. Bir müddet sonra otobandan havaalanına çıkış olmadığını fark ediyoruz. Çünkü navigasyon hep ilk sağdan çık uyarısı yapıyor. Havaalanını sapağını da geçiyoruz. Ufak bir sıkıntı yaşıyoruz ancak zamanımızın yeterli olduğunu bildiğimiz için rahatız. Yaklaşık 10 km daha ters istikamette gidiyoruz. Nihayet bir çıkış bulup otobandan ayrılıyoruz. Kiraladığımız aracı dolu depoyla aldığımız için depoyu dolu vermemiz gerekiyor. Sağ da bulunan bir benzincide depoyu dolduruyor. Bir iki garip ara sokaktan geçtikten sonra havaalanına yoluna giriyoruz. Bu defa havalanın da arabayı nereye bırakacağız onu bilmiyoruz. Yolun üzerinde kiralık araçların garajı diye bir tabela görüyorum ancak emin olamıyorum çünkü alana epeyce uzak. Sonra havaalanı terminalinin geliş bölümünden ilerlerken oto kiralama şirket ofisleri karşımıza çıkıyor. Onlardan soruyorum. Ancak araç bırakma yerinin dışarıda olduğunu söylüyorlar. O sıra da kapıda duran bir görevli araçla garaja gideceğini onu takip edersek sorun olmayacağını söylüyor. Eşyalarımız ağır onları indiriyoruz. Ben eşyaların başında bekliyorum. Kamil görevliyi takip ediyor ve aracı teslim edip geliyor. Nihayet işlem salonuna giriyor ve işlemlerimizi yaptırıyor, bagajlarımızı verip rahatlıyoruz. Bagajımız fazla fakat ekstra para istemiyorlar. Bu arada star alliance kartımız ciddi manada işe yarıyor hem bussiness işlem yaptırıyoruz, ekstra bagaj parası vermiyoruz hem de özel salondan faydalanıyoruz.

Şili’nin başkenti Santiago’da dünyanın sonuna doğru…

4 saatlik uçuşla Sao Paolu’dan Santiago’ya varıyoruz. Şili’ye vize yok pasaportunuzla girebiliyorsunuz. Ancak kalacağınız oteli soruyorlar o yüzden konaklama adresi vermeniz önemli. Bir de girişlerde doldurulan belgeleri kaybetmemek lazım. Bütün ülkeler için geçerli Girişte doldurduğunuz göçmen belgesini kaybetmemeniz lazım. Yoksa ülkeden çıkarken büyük sorun olduğunu söylediler.

Bagajları tekrar güvenlikten geçiriyorlar. Bizim malzemeler teknik ve profesyonel olmasına rağmen fazla takılmıyorlar. Sanıyorum gümrüktekiler çekim ekiplerine alışkınlar. Bazen ışıklar demir bir sandıkta olduğu için bunun ne olduğunu sordular ama izah edince fazla üzerinde durmadılar.

Santiago-Şili

Alandan dışarı çıkınca Şili’de rehberliğimiz yapacak Recep beyi arıyoruz. Recep “aracı parka bırakıp geliyorum.”diyor. Biraz sonra uzun boylu sakin bir adam samimi bir sesle ‘’hoş geldiniz’’diye bize sesleniyor. Kendisi ne kadar büyükse arabası o kadar ufak, mini bir binek. Neyse biz de iki kişiyiz malzemeleri yüklüyor, sonra yol boyu otele giderken sohbet ediyoruz.  Santiago’nun büyük şehir olduğunu yolları fazla bilmediğini ifade ediyor. “Normal zamanlarda günüm işten eve evden işe geçiyor.” diyor. Bende bizim işin güzelliğinin çok yer, insan tanımak olduğunu anlatıyorum.

Rezidans tarzı bir otelde konaklıyoruz. Burası suit otel, odalar daire şeklinde. Girişte mutfağı oturma grubu mutfak eşyaları mevcut. Konaklamak için ideal bir yer.

Latin Amerika’da Osmanlı izleri: El Turko-9