Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Yöntem başka, isim başka ama maksat aynı

Cânım kâri, bizi tanımıyor adamlar. Hem de hiç tanımıyorlar. Ya da ne bileyim çabuk unutmuşlar veya unutmuş gibi yapıyorlar. Kimlerden mi bahsediyorum? Aslında belli. Hem de çok belli. Para, pul ya da bu minvalde türlü tehditle geri adım attıramayacaklarını ve daha evvel de atmadığımızı çok iyi biliyorlar aslında. Ama çok iyi bildikleri bir şey daha var; içimden çıkan ve kendini her türlü satabilen ve her şartta satılık olabilen adamlar. Esas hedefleri onlar ve esas mesajları hep onlara. Bin yıl evvel de bu satılık olanları buluyor ve satın alıyorlardı, yüz yıl evvel de ve şimdi de.

Yiğit gibi karşımıza çıkmak istemezler zaten ve korkarlar da. Esas korkuları da askerimiz değildir karşımızda duran adamların, esas korkuları yiğitliğimiz, cesaretimiz, kuvvetimiz değildir. Onlar bizim inanmış olanlarımızdan korkarlar. İnanmanın güç olduğunu ve bu gücün de kolay kolay mağlup edilemediğini bildiklerinden korkarlar. Ne azların ne çoklara nasıl galip geldiklerini ve öldürmekle bitmediğini ve bitiremediklerini bildiklerinden korkarlar.

Sayılmayız parmak ile

Tükenmeyiz kırmak ile

Yalnızca bir şiir değildir. Hakikattir ve hakikat olmuştur.

Ama ben yine de eski bir dergâhın avlusunda bir halka kurup da zikir çeken ve upuzun bozkırı seyrederken tefekküre dalan, cübbesi rüzgârda savrulan, sakalına rayihalar süren adamlara hayranım. Hep onlar var hayalimde. Bir dere kenarında abdest alıp da bir çınar ağacının gölgesinde namazını kılan ve dualarını kuşların kanadına asarcasına gizli tutan adamlar… Asıl kuvvetin onların dilindeki duada ve gönlündeki imanda olduğuna inandım…

 Eskiler, evinlerinin, işyerlerinin dış duvarına, “Yâ Hâfız” yazarlar ve bu ism-i ilahînin kendilerini belalardan, musibetlerden koruduğuna inanırlardı. Ki öyledir. Bu meselde rivayet edilmiştir ki, bir zamanlar İngiliz sefiri, Keçecizade Fuad Paşa’yla Osmanlı sokaklarını gezerken, her kapının üzerinde gördüğü bu yazının ne olduğunu ne anlama geldiğini sorar; nüktedanlığıyla bilinen paşa da sefire biraz da müstehzi bir edayla bakarak şöyle cevap verir;

-“Bu gördükleriniz Osmanlı sigorta şirketinin ismidir” 

Peki ama bizden almak istedikleri, almak için bunca kıvrandıkları nedir? Haçlı birliğini kurup da geldiklerinde bütün zulüm ve bütün barbarlıklarıyla yok etmek istedikleri her ne idiyse yine odur, bir asır evvel son kale Anadolu’ya saldırırken elimizden çekip almak istedikleri her ne idiyse şimdi de aynısı.

1882 yılında Mısır Meselesinden dolayı Avâm Kamarası’nda sarf ettiği sözlerdir. O zaman Başbakan olan Gladstone, Kur’anı bir eline alarak Avâm Kamarası’nda şöyle demiştir:

-“Bu Kur’an Müslümanların elinde oldukça, Avrupa Doğu’yu yani İslâm âlemini kontrol altına alamayacaktır.”

Ve asla alamayacaklar…