Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Yusuf Suresi, strateji ve aşk peçesi

İlahi vahiyde, pek çok sureyle birlikte Yusuf Suresi’nde, nefse, siyasete, ekonomiye, yönetime dair stratejik nasihatler olduğunu bilenler bilir.

Âlemlerin Rabbi Allah, insanoğlunu halk eylemiş ve insanoğlunun prospektüsü hükmündeki ilahi kelam Kur’an-ı Kerim ile insanlığa, iç ve dış dünyasına dair yol haritası hükmünde öğütler sunmuştur.

Ayet ayet, ferdi ve toplumsal stratejiler belirleyerek, ileri görüşlülüğün, kazançlı çıkmanın, maddi-manevi başarıya ulaşmanın yolu ve yöntemini halk eylediği insanlığa ikram buyurmuştur.

Hâlbuki pek çoğumuz Yusuf Suresi’ni “Yusuf ile Zülayha” menkıbesi üzerinden biliriz.

Strateji üretme ve analitik düşünme kabiliyetimizi, ya “akletme” melekemizi körelttiğimizden, yahut vahyin üzerine kasıtlı olarak çekilmiş peçeleri kaldırma tembelliğinde bulunduğumuzdan, hep bildiğimizi okumanın, deneme yanılma yöntemi ile yol almanın ceremesini çekiyoruz.

Ne acıdır ki, bu ceremeyi tüm insanlık değil, genel olarak doğu coğrafyaları ve Müslüman toplumlar çekiyor. İslam Yoksulluk diniymiş gibi, sefil ve mazlum konumuna talip bir serüven yakamızı hiç bırakmıyor.

Hâlbuki İslam ile Asr-ı Saadet gibi muazzam bir dönem yaşanmış, kaynaklarla kayda geçirilerek bizlere ulaşmış. Biz Müslümanlar ise o dönemin tecrübelerinden istifade etmek yerine içimizde bir itiraz, dilimizde bir öfke yol-yöntem belirleyerek dünyayı şekillendirenlere söylenmekten ibaret bir mücadele yöntemini seçmişiz. Eylemeyip söylenmek, yol haritası sunan vahy-i ilahiyi rafa kaldırıp Muhammedi çizgiden uzaklaşmak Müslümanlar’ın omzundaki yükü ağırlaştırdıkça ağırlaştırmış.

15 asırdır, İsrailoğulları, İsevi ve Musevi inançlılar, İslam Dinine karşı bir duruş, bir direniş ve varoluş mücadelesini istikrar ile sürdürüyorlar. Gerek Hıristiyan ve gerekse Yahudiler, “Arz-ı Mev’ud” hedeflerine koşarken, kendi tahrif edilmiş kitaplarından değil, dünyayı ve ahireti insanlık için adil, müreffeh ve saadet bahşeden prensipler bütünü Kur’an-ı Kerim’in hükümlerini tetkik ederek geleceklerini şekillendiriyorlar. Bu akıllıca yöntem ile insan olmanın en ehemmiyetli özelliği “aklı” aktif, “akletme” farizasını ifa ediyorlar.

Bakınız olup bitenlere, mazlum halkların hakkı için mazlumlara karşı mücadele eden Türkiye iken, ABD, İngiltere, Fransa Ortadoğu’da bir gecede rol çalma pratiği ile füzeler uçuruyor. Dertleri ne kimyasal silah, ne masum yavruların zehirlenerek öldürülmesi, ne de Esad…

Onların dertleri, kendilerine gelecek zamanlar için arazi ve enerji sağlamak, uzun süreli planlarını hayata geçirerek dünyaya hâkim olma stratejileri uygulamaya koymaktan başka bir şey değil.

Bizler, ayetleri anlama noktasında aşkla(!) (ki aşk mıdır?) yolculuk ederken, Yusuf’un gömleğini arkasından yırtacak kadar muhteris bir kadına “Züleyha” adını verip aşkı vahiy üzerinden romanlaştırırken, atı alan Üsküdar’ı geçmiyor sadece, kıtalar ötesine uzanmaya devam ediyor.

Sayfam sınırlı, vuruş sayım yetersiz. Sözümü de bile isteye uzatınca Yusuf Suresi’nden üç stratejik ayeti paylaşarak haftaya devam edelim diliyorum:

1) “Babası, şöyle dedi: ‘Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.’-” (Yusuf Suresi/5)

2) Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.”(Yusuf Suresi/47)

3) “Yusuf, öz kardeşinin yükünden önce, öbürlerinin yüklerini aratmaya başladı. Sonra su kabını/kupayı kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte Biz Yusuf’a, kardeşini alıkoyması için böyle bir plan/bir çare öğrettik. Yoksa, Allah dilemedikçe Hükümdarın kanununa göre, kardeşini alması uygun olmazdı. Biz dilediğimiz kimseleri pek üstün derecelere yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen bulunur.” (Yusuf Suresi/ 12-76)