Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Zavallılar

Kafalarında bir dünya kurmuşlar. Etiği, kanunu ve normlarıyla ucube bir dünya… Cevheri isyan, tabiatı gaflet…

Putları, mabetleri ve ayinleri var. Bütün rutinlerini, bu üç ‘’hırsız fenerinin’’ışığı altında gerçekleştiriyorlar. İdraki kör eden ve müptelalarına şahsiyet biçen bir ışık…

Düşünceleri; hakikati örten karanlık camlara bezenmiş, aydınlığa kavuşturucu tek kapısı bulunmayan sefil bir inanç hapishanesinin sınırları içinde doğuyor. Bu hafakanlı hapishanede büyüyor ve nihayet bu kasvetli zindanda ölüyor.

Bu zindan, zihnin kısırlaştığı ve gerçeklerin kirli duvarlar tarafından emilip yok olduğu bir kibir harabesidir. İçinde yığınlaşmış mahkumlara göre ise göklerde dolaşan ve yerdeki sefillere aydınlık yağdıran bir sırça saray…

Zavallılar…

Hayalî sarayların uydurma sahipleri…

Benimsedikleri hayat nizamı, putlarının doktrinlerini ahlâklaştırmaktan ibaret. Nesilden nesle sorgulanamaz, eleştirilemez ve tazesi önerilemez bir refleks… Dünü, bugünü ve yarını ancak bu ilkel refleksle okuyabiliyorlar.

Bu yabancı dünyanın çocukları; kamusun namusuyla oynayan, Türklük şuurunu paçavralaştıran ve topyekün mukaddesatı idam sehpalarında doğrayan devrimbaz haşarılıkların doğurduğu evlatlardır. Ve hiçbir zaman bizim dünyamızdan hisse koparamayacaklar, saffetli dünyamızdan temiz bir soluk çekemeyeceklerdir.

Zihinlerinde inşa ettikleri bu kurmaca dünyayı kabul etmediğimiziçin bizden iğreniyorlar üstelik. Gerekçeleri bir asırdır aynı: Yobazlık, cehalet ve çağdaş olamama illeti. Yüz yıldır değişmeyen bir kekemelik…

Oysa biz, cehaletle kıyamete değin savaşmayı teklif eden kâmil bir düsturun muhafızlarıydık. Kitabımızda yazmıyordu yobazlık. Yeryüzündeki bütün putları kırıcı ve küfre biat etmiş bütün fikir mabetlerini yıkıcı şerefli nesillerin soylarıydık. Hakikatin gerisi ilerisi olmazdı bizde. Çağdışı bellenenin hakikat olamayacağına iman edecek kadar nasipsiz değildik.

Çok şükür hâlâ öyleyiz.

Çok şükür bizden nefret ediyorlar.

Fakat bilsinler ki yüz yıllardır hakikati taşıyan iman meşalemizin haşmetli ateşi, dimağlarındaki güneşsiz dünyayı kül etmekgayretiyle mahşere kadar yanacak…

Ve dahi günü geldiğinde onları, ne putları ne mabetleri ne ayinleri kurtaracak!..