Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Ziya Selçuk Bey’e mektup

Diriliş Postası Apple Podcast ButtonDiriliş Postası Google Podcast ButtonDiriliş Postası Spotify Podcast ButtonDiriliş Postası Youtube sayfası

Sayın Bakanım size bu mektubu yazmamın nedeni, göreve başladığınız anda daha, görüşlerinizi bize iletin demeniz. Okullar açıldı. Öğrencilere, velilere, öğretmenlere, eğitimcilere ve elbette size hayırlı olsun. Ancak…

Okulların açılmasıyla Türkiye’de eğitim kalitesi mi artacak yoksa üretim kalitesi mi düşecek? Bugün artık “Okuyup büyük adam” olamıyor Türk insanı. Çünkü okumak, büyük adam olmak için tıp, hukuk gibi bölümler kazanmalı ve koltuk sahibi olmalı.Aileler, çocuklarını okula bu yüzden gönderiyor. Biz iyi yerlere gelemedik, çocuklarım gelsin mantığı hâkim ancak burada çok ciddi bir yanılgı var. İyi yer neresi?

Çoğu aileye göre, makam sahibi olduğun yer. Oysa statü olarak bir terzi ile doktor arasında fark yoktur! Bu ülkenin, insanının doktora ihtiyacı olduğu gibi terziye de ihtiyacı var. Statü aslında ne kadar iyi bir doktor veya terzi sorusunun yanıtıdır. Oysa bizde çocuğun doktor olması çok önemli! Bizde okuyamayan sanayiye gönderilir. Okuyamamak ne? Okumak, okul ile mi olur? Bizde bu zihniyet yüzünden artık “âlim” yetişmiyor. Çünkü artık okumak 22 yıl okul okumak manasına geliyor.

Okumak da okul da fıtrat işidir. Bir lise öğrencisi okula gitmek istemeyebilir. İçinden ders çalışmak gelmeyebilir. Sorun bu değildir, sorun yapmak istediği alternatiftir. Eğer yapmak istediği başka bir şey varsa oraya yönlendirilmelidir. Sınavda sıfır çeken 15 bin öğrenci, alternatifsiz bırakılıp okulda zorla bulundurulan öğrencilerdir.

Bir tanıdığım vardı. Oğlu lisede. Araba tamircisi olmak istiyor. Dersleri kötü. Babası zorla ders çalıştırıyor. Oysa bu çocuk. “okumayacak.” Ne olacak? Orta seviye bir üniversite kazanacak ve sonrasında senelerce işsiz olacak. Oysa okulu bırakıp sanayiye girse, araba tamircisi yanında çırak olsa, üniversite bittiği yaşa geldiğinde usta olacak. Asıl zanaat öğrenilen yaşlarda okul sıralarında uyuklayan gençler, 22 yaşından sonra haliyle hiçbir iş dalında usta olamıyor. Oysa vatanına en çok hizmet eden, işini en iyi yapandır. Çocuğu araba tamircisi olmak istiyorum diyemiyor ailesine. Oysa o aileler arabası bozulduğunda, sanayide, ustaya fiyatı düşürmesi için yalvarıyor. Ustaya ihtiyaç var. Her zaman olacak. Bu ülkenin çaycıya, terziye, ustaya, berbere de ihtiyacı var. Ancak böyle giderse yirmi yıl sonra bu iş kolları kalmayacak. Ortalık mühendislik, öğretmenlik okuyup; amelelik yapan ama usta olamayan işsizlerle dolacak. Bu nedenle zorunlu eğitim kaldırılmalıdır!Ustasız kalıyoruz. Kaybeden ülke oluyor.

En azından lisenin kesinlikle zorunlu olmaması gerekir. Ortaokulda bir çocuğun kitaba mı işe mi yatkınlığı olduğu belli olmaktadır. Kalabalık sınıflar ve okulda olmak istemeyen öğrenciler, okumak isteyen öğrencilere de zarar veriyor.

Bir de derslerde dikkat noktası konular olduğu için, kitaplardaki edebi alıntılar dikkat çekmiyor ve öğrenciler “dil” göremeden mezun oluyor. Cemil Meriç’ten alıntı yapmıştınız. Lütfen Bu Ülke kitabını müfredata koyun. Divanı Hikmet müfredatta olsun, kitaplarda bahsedilip geçilmesin. Mızraklı İlmihal müfredatta olsun ki öğrenciler nimeti havaya fırlatmasın! İrfan nedir, öğrensinler.

Allah yardımcınız olsun. Haddimi aştıysam da affola…