Hazırlayan: Uluslararası Fatih Sultan Mehmet Anadolu İmam Hatip Lisesi Genç Yazarları
“Mantık bilmeyenin ilmine güvenilmez”
İmam-ı Gazzali
***
İbn-i Sina
***
Mantık; düşünme faaliyetinde zihni hatalardan koruyan, doğru düşünmenin kurallarını, ölçülerini ve yöntemlerini gösteren ilim veya sanattır.
Mantık ilminin tarihi sürecinde Aristo'dan önce mantığın bir sistem olarak kurulmasını sağlayacak ön hazırlıklar yapılmış, bir birikim meydana gelmiş bulunuyordu. Aristo, bu birikimden de yararlanmak suretiyle akıl yürütmeyi bir ilke hâline getirip mantığı bir disiplin olarak kurmuştur. Diğer yandan doğru düşünmeyi gerçekleştirecek ve insan zihninin düşünürken hata yapmasını önleyecek ilkeler üzerinde durmuş ve ilk defa bu hususta kurallar koymuştur. Aristo'ya göre esasen mantık bir bilim değil herhangi bir bilimle ilgilenmeden önce öğrenilmesi gereken genel bilgilerdir. Yani mantık ilimler için bir alettir. Aristo mantık çalışmalarına Organon adı verilen kitapta toplamıştır. Bu kitabı ile mantığın temellerini atmıştır. Müslüman âlimler Aristo’ya “sahibü'l mantık" yani “mantığın babası” adını vermişlerdir.
MANTIK BİLGİYE, BİLGİ DE İNSANI MUTLULUĞA ULAŞTIRIR
Mantık ilmi için Farabi, Ebu Süleyman es-Sicistani, İbn-i Sina ve Gazzali etkin çalışmalar yapmışlardır. Mesela Farabi mantığın bilgiye, bilginin de insanın nihai gayesi olan mutluluğa ulaştıran bir anahtar olduğunu savunur. Eğer mutluluğa ulaşılmak isteniyorsa mantık tam olarak anlaşılmalı ve yeterli ölçüde ondan istifade edilmelidir. Bu noktada şu üç hususun iyi anlaşılması gerektiği ortaya çıkmaktadır: Bilginin tabiatı, mantığın bilgiye ulaştırmada gerekli olmasının sebebi, bilginin mutluluğa ulaştırma şeklidir.
Molla Fenari’ye göre mantık, koymuş olduğu ölçülere uyulduğunda zihni düşüncede yanlışa düşmekten korumayı amaç edinir; kişiye geçerli düşünce ile bozuk ve geçersiz düşünceyi birbirinden ayırt etme gücünü kazandırmayı hedefler. Sonuçta mantık "doğru ve tutarlı düşünme" demek olan mantıklı düşünmenin kural ve yasalarını gösteren bir ilimdir. Doğru ve tutarlı düşünme ise bütün ilimler için gerekli olan temel bir metottur. Bu sebeple ilimlerin sınıflandırılmasında mantık en başta yer almış. Hatta ilimlerin ilmi sayılmıştır.
ARİSTO MANTIĞININ METOT OLARAK YETERSİZLİĞİ
Mantık alanında ilk Müslüman sistemli düşünür İbn-i Sina'dır. Büyük bir zihin gücüne sahip olan İbn-i Sina kendisinden öncekilerin hatalarını düzeltmiş, yeni görüşler öne sürmüş, bütün mantık disiplinlerini ilgilendiren önemli yenilikler ortaya koymuştur. İmam Gazzali'nin mantık ilmine kayda değer bir yenilik getirdiği söylenemezse de bu ilmin İslam dünyasında meşruiyet kazanmasında ve diğer İslami ilimler için bir usul ve alet olarak kullanılmasında en büyük pay ona aittir
Batı’da ise Rönesans'la başlayan tabiat bilimlerindeki gelişmeler karşısında esasını kıyasın oluşturduğu Aristo mantığının metot olarak yetersizliği ortaya çıkmıştır. Bacon ve Descartes sayesinde kıyasın yetersizliği görülerek yeni metotlar aranmış, özellikle Bacon tümdengelime karşı tümevarım metodunu esas almıştır. Yeni Çağ felsefesinde ilimlerde metot meselesinin mantıkta ağırlık kazanması ve mantık kitaplarına metot bahsinin eklenmesi, mantığın diğer bölümlerinin büyük ölçüde ihmal edilmesine sebep olmuş, bu gelişme mantığın özüne yeni bir şey katmamıştır. Çünkü bu bölümde ele alınan bilimler sınıflaması, bilimlerin konuları, metotları, ilkeleri vb. meseleler mantıktan çok bilim felsefesinin sahasına girmektedir. Mantıkta asıl gelişme XIX. yüzyılın ikinci yarısında başlayan ve lojistik, yeni mantık, modern mantık diye de anılan sembolik mantık çalışmalarıyla olmuştur.
SEMBOLİK MANTIK ÇALIŞMALARI
Modern mantık anlayışı temelde dil probleminden doğmuştur. Klasik mantıkta da dil önemlidir, hatta Aristo'nun mantığı dile göre düzenlediğini söylemek mümkündür. Fakat bu mantıkla modern mantığın dile bakışı farklıdır. Klasik mantıkta dil, gelişen ve değişen insan düşüncesini ifadede zorunlu ve dinamik bir vasıtadır. Semboller statik kalıplar olduğundan her an değişebilen düşünceleri zengin bir şekilde ifade etme güçleri yoktur. Modern mantık taraftarlarına göre ise dil sadece düşünceleri değil duyguları da ifade ettiğinden dış dünyayı karşılamada yetersiz kaldığı gibi belirsiz, çok sesli, çok anlamlı sözcüklerle yanlışa da araç olmaktadır. Böylece modern mantık anlayışını savunanlar, mantığı içerikten soyutlayarak evrensel matematiksel yani sembolik bir dil kullanma yoluna girmişlerdir.
Modern mantığın ilk müjdecisi olarak Raymond Lulle (ö.1315) görülür. Lulle mantığı mekanik bir sanat olarak kabul etmekte olup tamamen biçime ait görüyordu. Büyük ölçüde Lulle'ün etkisinde kalan Leibnitz bir taraftan Aristo mantığı üzerinde çalışmalar yaparken diğer taraftan yeni bir mantık kurmayı denemiştir. Leibnitz akıl yürütme kurallarının matematik kuralları gibi olması için mantıkta akıl yürütmenin önermelerin içeriğinden tamamen bağımsız bir şekilde işlenmesini istiyordu. Leibnitz bu sisteme "carakteristique universelle" adını vermiştir. Asıl sembolik mantık çalışmaları ise XIX. yüzyılın ikinci yarısında Augustus de Morgan, George Boole ve Stanley Jevons ile başlar. Bu İngiliz mantıkçıları, cebirin işlem ve işaretlerini mantığa uygulayarak matematiği mantığa bir çeşit temel yapmak istemişlerse de mantık alanı matematikten daha geniş olduğu için mantığın bu yolda gelişmesi mümkün olmamıştır.
PARADOKSLARDAN KAÇINMAK İÇİN MANTIK!
XIX. yüzyılın sonlarına doğru kümeler teorisindeki paradokslar meselesi matematikçilerin dikkatini mantık üzerine çekmiştir. Bertrand Russel bu paradoksların köklerinin derinde olduğunu göstermiştir. Paradokslardan kaçınmak için mantık araştırmalarına yönelmek gerektiğini belirtmiştir. Paradokslar için köklü bir mesele ortaya koymak gerekiyordu çünkü klasik mantık bunları çözemiyordu. Russel ve Whitehead'in yayımladıkları Principia Matematica adlı eserle lojistik denen yeni mantık kurmuşlardır. Bu sembolik mantıktı. Bu eserden sonra XX. yüzyılın başlarında yeni mantığın ikinci büyük eseri olarak Hilbert ve Bernays'ın birlikte çıkardıkları Grundlagen der Mathematik görülür. Matematiği temellendirmek için kurulan bu yeni mantık İngiliz mantıkçılarının girişimlerinin aksine başarı sağlamış ve yeni mantık çalışmaları bu yönde gelişmiştir.
MANTIK BİLGİ ÜRETMEDE ÖNEMLİ BİR ARAÇ
Mantık ilmi, ister tarihte ve ister günümüzde olsun bilgi üretmede önemli bir araç olarak kullanılmıştır. Matematik, dil bilimi, sosyal bilimler, tıp vb. ilimlerde kullanılmıştır ve kullanılmaya da devam edilmektedir. Mantık ilmine hâkim olmadan doğru ve sağlıklı düşünme yetisinde bir eksiklik olduğu hem İslam metodolojisinde hem de bilimsel metodolojide ortaya konulmuştur. Günümüzde herkesin mantıklı gördüğü şeyler ne kadar mantıklıdır bir düşünmek gerekir. En güzel cevap ilk emri “Oku!” olan Kur’an-ı Kerim’den gelmektedir.
“… Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar…” (Fâtır Suresi-28)
***
Bu yazı Matematik öğretmeni Bayram YILMAZ ve öğrencileri Sezer AYIK, Osman Nebi ERCANLI, Ahmet Selim GÖVEÇ tarafından hazırlanmıştır.