Son Dakika

ABD, Türkiye kadar zengin değil

Gazeteci-Yazar Özlem Doğan, “ABD haydutlukla ele geçirdiği topraklarda sergileyecek ve gururla anlatacak zengin bir geçmişi olmadığı için ‘Rambo, Rocky’ gibi hayal kahramanlarına sarılıyor. Bu yüzden medeniyetler beşiği olan Türkiye’nin sahibi olduğumuz için çok şanslıyız.” dedi.
ABD, Türkiye kadar zengin değil

Bazı kitaplar vardır ki yüzyıllar sonrasına bile seslenir, yaşam var oldukça, nesilden nesile aktarılır. Okumak insanın zihin dünyasını geliştirir, kelime dağarcığını besler. Günümüzde teknoloji ilerledi ve sosyal medyanın da etkisiyle kitapların, makalelerin birkaç cümleye sığdırıldığı zamanları yaşıyoruz. Artık kısa ve öz okumalar yapılıyor, özetlerin bile özetleri tercih ediliyor. Buna rağmen ne mutlu ki kitaplar yine hayatımızda kendine yer bulabiliyor. Türkiye’de yıl içerisinde binlerce kitap basılıyor. Kitap fuarlarına ilgi de son yıllarda artmış durumda. Geçtiğimiz hafta yedinci kitabı ‘Hayaller Arastasına Yolculuk’ okuyucuyla buluşan Gazeteci Yazar Özlem Doğan yeni eserini ve daha fazlasını Diriliş Postası Gazetesine anlattı. Doğan, yedinci kitabı olan bu eserde büyük bir soykırım yaşayan Boşnakların savaşın izleriyle birlikte sürdürdüğü yaşamını ve Bosna’yı, Siyonizmin esareti altında olmasına rağmen hakkı savunmaktan bir an bile vazgeçmeyen Filistinlilerin mücadelesini ve Kudüs’ü, 2011’den beri acılar içinde kıvranan gözü yaşlı bir ülke; Suriye’nin mazlum halkının dramını ele aldı.

YAZMAK BİR DURUŞ, BİR VAROLUŞTUR

Sizin için yazı yazmak ne ifade ediyor?

Bir yazı, bir şiir direnişe, gözyaşına, istiklal marşına da dönüşebilir. Bazen birkaç satır mazlumun sesi olur zalimin zulmünü haykırır. Bazen de yaralara merhem olur, gözyaşı gibi akar gider taşlaşmış kalpleri yumuşatır. Aşk olur, maşuka dertli aşığın meramını anlatır. Yol olur, iz olur, sabır olur, dost olur. Kısacası kelamın kaleme dökülüp oluşturduğu her kitap, yazarı için de okuyucu için de bir duruş, bir varoluştur.

Yazı hayatınız nasıl başladı?

Klişe olacak ama çocukluğumdan beri yazıyorum. Ajandalar dolusu şiirlerim ve öykülerim vardı. 2008’de ilk şiir kitabım yayınlandı, ardından Sultan Abdülmecid’in vefatından önceki son bir senesini anlattığım Gülistan-ı Aşk adlı tarihi romanım okuyucuyla buluştu. Sonrası yine roman ve öykü olarak devam etti. Türkiye gündemi; politika, ekonomi, kültür sanat alanında önemli isimlerle yaptığım röportajlarımı da kitaplaştırdım. Geçen hafta çıkan yedinci kitabım ‘Hayaller Arastasına Yolculuk’ ise gezi yazılarımdan oluşuyor.

ONLAR OSMANLI’NIN ÜÇ YETİM EVLADI

‘Hayaller Arastasına Yolculuk’ ilginç bir isim. Okuyucuya nasıl bir yolculuk vaat ediyorsunuz?

Arasta, Osmanlı’dan günümüze kalan ismiyle müsemma olarak çarşılarda aynı ürünü satan dükkânların bulunduğu bölüme verilen isimdir. Kitabımda Osmanlı’nın üç yetim evladı; Bosna, Kudüs ve Suriye’ye yaptığım gezilerde şahit olduklarımı anlatıyorum. Ayrıca Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yaşadıklarımı da yazıya aktardım. Aslında şanlı Osmanlı’nın tarih sahnesinden çekilişine kadar bizim olan, kâğıt üzerinde başkalarının görünse bile yine de Müslüman Türk’e ait, Türk’ü özleyen, kendisini Türk hisseden mazlumların yaşadığı topraklar, aynı silueti taşıyan ülkeler ve şehirlerden oluşuyor adeta. Bu yüzden arasta kelimesini kullanmak istedim. Hâlihazırda gerçekler farklı olsa bile hayallerimizde yine bu coğrafyada el ele, gönül gönüle birleşme isteği taşıyoruz.

Kitapta Kudüs yolculuğunuzu anlatıyorsunuz. Kudüs’te sizi en çok etkileyen detaylar neler oldu?

Kudüs Müslümanlar için daima kutsaldı, hâlâ da aynı kutsiyeti taşıyor. Kudüs seyahatimde davası uğruna gözünü kırpmadan Siyonist’in karşısında dimdik duran Filistinli kardeşlerimizin İslam aşkını, cefakâr ve fedakârlığını yüreğimde hissettim. Zorlu ve sınırlı şartlar altında yaşamalarına rağmen sükûn ve tevekkül üzereydiler. Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı çok seviyorlar. Türkçe’ye aşina oldukları için konuşmalarımızı işittiklerinde yanımıza geliyorlar, sevgilerini ifade ediyorlar, ‘Türkiye! Erdoğan!’ sloganlarıyla bize el sallıyorlar, üstelik bizden para almak istemiyorlardı. Limon aldığım manav Türk olduğumu öğrenince ‘Biz Türklerden para almayız, siz bizim kardeşimizsiniz.’ dedi. Nasıl duygulandım anlatamam. Kudüs’te ecdadımız Osmanlı’dan kalma o kadar çok iz var ki… Bu ayrıntılara ve daha fazlasına kitapta yer verdim.

Kitabınızda yer alan ülkelerden biri olan Bosna, savaşın izlerini hâlâ üzerinde taşıyor mu?

Eski ama kapanmamış derin bir yaramızdır Bosna. Ben de Boşnağım ve Boşnakların Sırplar tarafından nasıl vahşice soykırıma tabi tutulduğunu hatırlıyorum. Boşnaklar büyük acılar yaşadı. Aradan yıllar geçti ama o katliamları unutmak çok zor. Bilge Kral Alijaİzetbegoviç önderliğinde direnen Bosna’ya ziyaretimde yine o güzel topraklarda öne çıkan; Osmanlı’nın Balkanlara verdiği önem, bıraktığı eserler ve Boşnak halkının Türkiye’ye olan büyük muhabbetiydi. Başınızı nereye çevirseniz mezar taşıyla karşılaşıyorsunuz Bosna’da. Büyük bir sessizlik ve her şeye rağmen devam eden yaşam, akıp giden zaman…

BABADAN OĞULA ZALİM ESED AİLESİ

Suriye üzerine çok şey yazılıp çizildi. Suriye gezinizden notlarınızla okuyucuya neler söyleyeceksiniz?

Suriye’ye dair o kadar çok söz söylendi ki, sanki kelimeler tükendi. O bir zamanların yasemin çiçekleriyle süslü kadim ülke Suriye şimdi paramparça. Baba Hafız Esad’ın Hama-Humus’ta yaptığı katliamı 2011’den bu yana oğlu katil Beşar Esad yapıyor. İnsanlar öldü, şehirler yıkıldı, tarih yok oldu. Mülteciler ise en az Suriye kadar darmadağın.

Suriyeli mültecilerle yeterince empati kurabiliyor muyuz sizce?

Türkiye, dört milyona yakın Suriyeliye kucak açtı ve barışı sağlayıp savaşı sona erdirmek için çaba harcıyor. Geçtiğimiz sene Azez ve Al-Rai’ye gitme imkânı buldum. Oradaki kamplarda yaşayan Suriyeli kardeşlerimizle sohbet ettim. Telefonumuzun şarjı bittiğinde şarj aleti bulamayınca dahîsinirlenen bizler halimize ne kadar şükretsek az. Bence herkesin, özellikle varlık içinde bile mutlu olmak için sebep bulamayan yeni neslin bu kamplara götürülüp kendi yaşıtlarının nasıl bir yaşam sürdüğünü görmesi lazım.

ASIL ZENGİNLİK ANADOLU’DA

‘Hayaller Arastasına Yolculuk’ta Afyon, Malatya, Batman, Diyarbakır ve başka şehirlerimiz de yer alıyor. Bu şehirlere dair öne çıkan noktalar nelerdir?

Türkiye her açıdan çok zengin bir ülke. Dünya üzerinde tarihi hiçbir kazanımı olamayan, ya da ABD gibi haydutlukla ele geçirdiği topraklarda sergileyecek ve gururla anlatılacak bir geçmişi olmadığı için ‘Rambo, Rocky’ gibi hayal kahramanlarına sarılan ülkeleri düşününce ‘biz çok şanslıyız’ diyorum. İstanbul’u anlatmaya asırlar, ciltler dolusu kitaplar, kalemler yetmez. Marmara bölgesinin yanında Karadeniz’in yeşiline, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kadim tarihine, Akdeniz’in, Ege’nin, İç Anadolu’nun bağrını açtığı sayısız uygarlık ve medeniyetin izlerine ev sahipliği yapıyoruz.

Sizce çok okuyan mı bilir çok gezen mi?

Okumak teorik, okuduğun yere seyahat etmek ise işin pratiği. İkisinden birini yapmazsanız bir yerlerde bir şeyler hep eksik kalacak. Bosna’ya gitmeden önce bildiklerimle gittikten sonra gördüklerim zihnimde birbirini tamamlayan yapboz parçaları gibi bütünleşti. Kudüs için de aynı şeyi söylemeliyim. Mescid-i Aksa, fotoğraflarından çok daha görkemliydi. Suriyeli mültecilerin dramını genellikle televizyonlardan izliyoruz ya da sokaktaki dilenci çocuklarla ilişkilendiriyoruz. Oysa orada da çok farklı bir dünya var. Sadece okumak yetmez, mutlaka gidip görmeli. Fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşmak için değil, hafızayı görselle beslemek için gezmek lazım.

Şu an yedinci kitabınız ‘Hayaller Arastasına Yolculuk’la okuyucunun karşısındasınız. Yeni bir kitap çalışmanız var mı?

Tarihi roman yazmayı çok seviyorum. Lale Devri’nde geçen bir roman çalışmam bitmek üzere. Hangi dönemle alakalı yazıyorsam kütüphaneler özellikle o süreçte ikinci adresim oluyor. Romanda kurgu işin doğasında var ama tarihe bağlı kalarak yapıyorum bunu. Hadiseleri araştırıyorum. Dönemin kıyafetlerinden yemeklerine, çalışma hayatından çocuk oyunlarına kadar, yani günlük yaşama dair her ne varsa… Nasipse yine Osmanlı döneminde geçen fantastik bir roman yazmayı düşünüyorum, hikâyesi de hazır.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.