Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

ABD ve Çin’in beka sorunu: Ticaret savaşları -2

Sümeyye Aksu
ABD ve Çin’in beka sorunu: Ticaret savaşları -2

Bütün dünyayı dolara endeksli kurduğu ve istinat duvarlarını ilaç, petrol ve silah ticareti oluşturan eko sistemiyle ülkeleri sömüren ABD karşısında Çin gibi üretimle öne çıkan bir rakip istemiyor...

Şimdilerde iki ülke için bir beka meselesine dönüşen ticaret savaşının şifrelerini sizler için araştırdık.

Bir yanda dolar üzerinden bütün dünya ekonomisini ahtapot gibi saran ABD diğer yanda üretim gücüyle bütün piyasalara hızla giren Çin ekonomisi… Düne kadar sarsılmaz veyahut yenilmez denilen ABD’nin Çin karşısında panikliyor olması karşılıklı hamlelerle bir küresel ticaret savaşına dönüştü.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi (BAAM) Uzmanı Muhammet Mustafa Aydoğan ile bu çetin savaşın iç politikaya etkilerini ve daha fazlasını konuştuk.

Ekonomik savaşın iç politikaya etkisi

Karşılıklı atılan yaptırım adımlarıyla iki ülke arasındaki ticaret savaşında gerilim yeni bir boyut kazanmıştır denebilir mi? Bu durumun iç politikaya yansımaları nasıl oluyor?

Ticaret savaşları her ne kadar dalgalanmalar yaşasa da en başından beri ateşini kaybetmekten uzak bir görünümde oldu desek yeridir. Sürtüşmenin bitirilmesine yönelik olarak ülkeler arasında iki taraflı görüşmeler yapılsa da henüz kalıcı bir istikrara veuzlaşmaya zemin hazırlayacak boyutta bir anlaşma üzerinde uzlaşı sağlanamadı.

Çin ne kadar hasar görmüş olsa da böyle bir durumda ABD’nin de zarar görmediğini söylemek doğru olmaz. ABD’deözellikle yerli üreticiler bu konuda çok zarar gördü.Bu sebeple geçtiğimiz dönemde Trump yönetimi belli teşvik politikalarıyla özellikle tarım sektörüne destekleyecek programları yürürlüğe koydu. Ticaret Savaşları’nın patlak vermesiyle Çin, ABD’den ithal ettiği soyaya ek vergi getirmişti. Bunun sonucunda Amerikan tarım sektörü bundan oldukça yüksek düzeydeetkilendi. Bu durum, iç politikada,Trump yönetimine olumsuz bir dönüt oldu. Bunun neticesinde de Amerikan yönetimi soyaların Avrupa Birliği ülkelerine ihraç edilmesi noktasında bir politika uyguladı ve iç politikada tarım sektörü üzerinde kısmi stabilizasyonu sağlamış oldu.

ABD’nin seçim yatırımı

Bildiğiniz üzere önümüzdeki sene ABD seçime gidecek. Bununla ilişkili olarak yapılanerteleme bir çeşit seçim yatırımı olarak düşünülebilir. Bu süreçte Donald Trump’ınkoltuğunu sağlamlaştırabilmesi, elinde tutabilmesi ve yönetiminin şeffaflığını sağlayabilmesi açısından böyle bir ertelemenin geldiğini söylemek mümkündür.

Doğu’dan yükselen güç

Çin Cumhurbaşkanı XiJinping’in Avrupa ziyaretini ve kıta ülkelerinin Çin kuşak yol projesine olan desteğini değerlendirebilir misiniz?

Öncelikle Kuşak ve Yol’un boyutlarını iyi kavramak gerekmektedir. 20 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe sahip, 60’dan fazla ülkenin katılımcısı bulunduğu bir atılımı proje diye isimlendirmekten ziyade “girişim” olarak adlandırmak daha doğru olacaktır. Kuşak ve Yol Girişimi, yalnızca ekonomi düzleminde gerçekleşen bir atılım olarak algılanmaktan ziyade, Çin’in 1978 yılında başlayan reform sürecinin günümüze yansıması olarak değerlendirilmelidir.

2013 yılında Çin’in mevcut başkanı XiJinping’in ilan ettiği Kuşak ve Yol Girişimi, Çin’in uluslararası alanda ekonomi şemsiyesi altında vücut bulan bir çeşit siyasi nüfuz artırma çabası olarak görülebilir. Donald Trump’ın güvenlik stratejisinde açıklandığı şekilde bunun Amerikan çıkarları için tehdit oluşturması durumu tam da bu noktada gerçeklik kazanmaktadır. Kuşak ve Yol Girişimi’nin sunduğu ekonomik fırsatları değerlendirdiğimizde Avrupa Birliği ülkelerinin bu girişimi ön plana çıkarttığı,ekonomik paydaşlık düzeninde katılımcı olma yönünde istekliliklerinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Hatta bir G7 ülkesi olarak İtalya, 2 trilyon dolarlık ekonomisiyle ki bu oldukça büyük bir rakam, geçtiğimiz dönemde Kuşak ve Yol Girişimi’nin bir parçası olma yönünde karar aldı.

Çin’in yükselişi hep masada olacak

Bu durum, ABD özelinde meseleye baktığımızda hoş bir gelişme olmaktan oldukça uzak. Bu durum, Çin’in sunduğu ekonomik atılımın ve refah söyleminin batılı ülkelerce karşılık bulduğu anlamına gelmektedir.  Mevcut durumda hem NATO üyesi hem de G7 üyesi olan bir ülkenin Çin’in sunduğu girişimecevap vermesi, mevcut zaman dilimi ve ilerisi için Amerikan çıkarlarına doğrudan tehdit oluşturmaktadır.

Trump yönetimi, diğer batılı ülkelerin de inisiyatifin parçası olma yönünde karar almalarından dolayısıyla bu durumun ilerleyen süreçte kümülatif bir hale dönüşmesinden kaygı duymaktadır. Avrupalı devletlerin bu girişimin bir parçası olma yönünde alabilecekleri muhtemel kararlarla birlikte Çin’in küresel düzeyde çok daha yüksek boyutlarda ekonomik ve siyasi nüfuz elde etmesi, sadece Trump yönetiminin değil aynı zamanda gelecek tüm Amerikan yönetimlerinin titizlikle masada bulundurması gereken bir durum olacaktır.

Çin ile ilişkilerin paradoksları

Türkiye-Çin ilişkilerinin gelişimi ve bulunduğu düzlem itibariyle FD-2000 meselesi bizim için önemli bir gösterge olmalıdır. Bağımsız bir ülke konumunda olmamızla beraber NATO bünyesinde bulunuyor olmamızın da dış politikamıza etkileri bulunmaktadır.Son zamanlarda S-400 krizi vePYD/PKK’nın müttefikler tarafından desteklenmesi başta olmak üzere birçok konuda birlik üyesi ülkeler ile sıkıntı yaşıyor olmamız neticesinde birlik içindeki güven zincirinin zedelenmesikendi kamuoyumuzda NATO müttefikliğinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu durumun uzun vadede Çin ile ilişkilerimiz yakınlaşmaya yol açması da ihtimal dâhilindedir. Fakat unutulmamalıdır ki Türkiye’nin NATO üyesi olması ve batı ile derin siyasi ve ekonomik ilişkiler içinde bulunması, stratejik ortaklığa gidebilecek sürecin önündeki tek engel değildir. Uygur sorunu başlı başına böyle bir ortaklığı sekteye uğratabilecek düzeyde iki ülke arasında soruna yol açmaktadır. Kısacası, Türkiye-Çin ilişkilerinin geliştirilebilmesi ve çok daha büyük çaplı bir ortaklığa evrilmesi birbirinden farklı meseleler müdahilinde değerlendirilmeli, tek bir faktöre odaklanıp diğer faktörler göz ardı edilmemelidir.

“Yeniden asya açılımı”

Türkiye-Çin ilişkisi kuşak yol projesi ile stratejik işbirliğinin ötesine geçebilir mi?

Çin ile olan ilişkilerimizin bulunduğu zemin, ABD ile veya herhangi bir batı müttefikiyle aynı düzlemde değerlendirilmemelidir. Türkiye aynı zamanda bir NATO ülkesidir ve her ne kadar ilişkilerimiz son yıllarda zedelense de birliğin programının dış politikamıza ciddi bir etkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde Türkiye’nin Çin ile ilişkilerinin stratejik ortaklık boyutuna evrilmesinin önünde birçok yapısal engel bulunmaktadır. Hatırlanacağı üzere Türkiye,2013 yılında Çin menşeili uzun menzilli hava savunma sistemi olan FD-2000’nin tedarik edilmesi yönünde girişimlerde bulunmuş, oldukça fazla mesafe katedilmişti.Fakat devam eden süreçte başta ABD’den ve diğer NATO müttefiklerinden gelen baskılar neticesinde 2015 yılında bu projeden geri adım atmak zorunda kaldık ve ilgili füze sistemlerini tedarik edemedik.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri