Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Afrika bizim neyimiz olur?

1998 yılında “Afrika Açılımı Eylem Planı”nı hazırlayan, dönemin Dışişleri Bakanlığı Afrika, Asya-Pasifik ve İslam İşbirliği Teşkilatından Sorumlu Siyasi İşler Genel Müdürü emekli Büyükelçi Numan Hazar, Afrika'yı ve Türkiye'nin Afrika açılımını Diriliş Postası’na anlattı.

Seda Şimşek
Afrika bizim neyimiz olur?

Diriliş Postası Ankara Temsilcisi Seda Şimşek/Mülakat

Prof. Dr. Numan Hazar, 1998 yılında Dışişleri Bakanlığı Afrika, Asya-Pasifik ve İslam İşbirliği Teşkilatından Sorumlu Siyasi İşler Genel Müdürü iken Afrika’ya Açılım Eylem Planını hazırlayan Emekli Büyükelçi. Hazar ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın pazar günü başlayacak, Cezayir, Senegal ve Gana’yı kapsayacak ziyaretleri öncesi, Türkiye–Afrika ilişkilerinin tarihsel arka planını ve Türkiye’nin Afrika açılımını ve 2005 yılından sonra kaydedilen önemli gelişmeleri konuştuk:

AFRİKA’NIN YAŞADIĞI İKİ TRAVMA

Afrika’yı nasıl tanımlıyorsunuz?

Afrika dünyadaki kara parçalarının yüzde 24’ünü kapsayan büyük bir kıtadır. Tek bir Afrika yoktur. Din bakımından Müslüman Afrika’dan, Hıristiyan Afrika’dan söz etmek mümkündür. Eski koloniyal devletler bakımından İngiliz Afrika’sı, Fransız Afrika’sı, İspanyol Afrika’sı, Portekiz Afrika’sı deyimleri söz konusu edilmektedir. Ayrıca, kuşkusuz bir Arap Afrika’sı da vardır. Coğrafi kıstasa göre de Kuzey Afrika, Güney Afrika, Doğu Afrika, Batı Afrika, Orta Afrika ve ayrıca Sahra altı Afrika sıkça kullanılan deyimlerdir. Afrika kıtası iki büyük travma geçirmiştir. Bunlardan birincisi XVI. yüzyıldan başlayarak Afrika kıtasının Avrupa devletleri tarafından sömürge haline dönüştürülmesidir. Afrika kıtası Batılı emperyalist devletler tarafından XIX. yüzyılda paylaşılmıştır. Afrika’nın mâruz bırakıldığı ikinci büyük travma da köle ticareti olmuştur, üç yüzyıl bu insanlık ayıbı sürmüştür ve Afrika 10-15 milyon insanını kaybetmiştir.

Afrika kıtası yoksulluk, salgın hastalıklar, kötü yönetişim, demokrasi ve insan hakları problemleri, geri kalmışlık gibi sorunlarla akla geliyor.

Sömürgeci Avrupa devletleri Afrika kıtasını kendi aralarında paylaşırken, tamamen ekonomik ve stratejik çıkarlarını gözetmişler, milletleri, kabileleri ve etnik grupları bölerek sınır çizgilerini keyfi biçimde saptamışlardır. Bu durum da Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmasından sonra bölgesel sorunların, etnik uyuşmazlıkların, sınır çatışmalarının, savaşların, toplu katliamların ve hatta soykırım eylemlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.Bu gelişmeler, Afrika devletlerinin ekonomik ve toplumsal gelişmelerini sağlayamamalarına, yönetici kadrolar oluşturmada sıkıntılarla karşılaşmalarına, iyi bir devlet yönetimi kuramamalarına ve milli-devlet oluşturmada gecikmelerine yol açmıştır.

Afrika niye önemli?

Afrika doğal kaynakları ile zengin bir potansiyele sahip olan bir kıtadır. Petrol ve doğalgazı, madenleri, bol su kaynakları ve ormanları ile dikkati çekmektedir. Afrika, jeopolitik uzmanlarının dünya adası olarak belirlediği stratejik açıdan önem taşıyan (Avrasya-Afrika) kara parçaları içerisinde yer almaktadır. Bu özelliği ile de dünya adasını kontrol için gerekli stratejik merkez olan ve “Heartland” olarak nitelenen Doğu Avrupa ve İç Asya bağlamında önem taşıdığı gibi, Avrupa’ya yakınlığı ve Akdeniz’e komşu olması, Ortadoğu’nun bir parçasını teşkil etmesi ile de anlamlı bir konumu var. Doğu’da Hint Okyanusu, Batı’da Atlantik Okyanusu stratejik değerine değer katıyor.

Türkiye’nin varlığı barış getirecek
Prof. Dr. Nedim Hazar’a önümüzdeki dönemi “Türkiye, Afrika’nın karşılaşmış olduğu az gelişmişlik, doğal afetler ve iç politika krizleri sorunlarına kayıtsız kalmamayı insani bir görev olarak değerlendirmektedir. 1998 yılında başlayan ve 2005 yılında ivme kazanan Türkiye’nin Afrika’ya Açılım Politikasının, hangi siyasal görüşte olunursa olunsun, Türk dış politikası açısından gerçek bir başarı olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Türkiye’nin Afrika politikasının başarı ile sürdürülmesinin gerek Türkiye’nin gerek Afrika’nın çıkarlarına hizmet edeceği, bölgesel ve küresel barış ve güvenlik üzerinde olumlu etkiler meydana getireceği açıktır” sözleriyle değerlendirdi.

Afrika kıtasında birçok ülkenin ilgisi ve çıkarları bulunuyor. Avrupa devletleri açısından Afrika önem taşıyor, özellikle Avrupa’ya yönelik yasa dışı göç hareketleri büyük ölçüde Afrika’dan kaynaklanıyor. Yani, Avrupa ülkeleri, Afrika ülkelerinin ekonomik ve toplumsal kalkınmalarına seyirci kalamaz. Ayrıca, eski sömürgeci devletlerin halen Afrika’da ekonomik ve ticari çıkarları söz konusu. Doğal olarak, emperyalizmin en güçlü silahlarından biri olan kültür etkisinden de söz etmek gerekir. Bugün ABD, Çin, Brezilya gibi ülkelerin yanı sıra Fransa ekonomik, ticari ve askeri ilişkiler dışında kültürel anlamda da etkisini sürdürmeye çalışıyor.

Bu büyük küresel rekabette Türkiye neden şanslı veya daha avantajlı?

Türkiye çok önemli avantajlara sahip. Türkiye’nin Afrika’da sömürgeci bir geçmişi olmamıştır. Sömürgeci olmayan Osmanlı Devleti içerisinde tüm halklar dil, din ve etnik kimliklerini koruyarak yaşamışlardı. Bir barış sistemi olan PaxOttomanica’dan söz ediliyordu. Bu niteliği ile Osmanlı Devleti, koloniyalizm ve emperyalizme dayanan Avrupa devletlerinden farklıdır. Osmanlı Devleti Kuzey Afrika’da İspanyol sömürgeciliğini önlemişti. Cezayir, Tunus ve Libya ulusal kimliklerini Osmanlı Devleti’ne borçlu. Doğu Afrika’da da Osmanlı Devleti Portekiz yayılmacılığına set çekmişti. Sayıları çok olmasa da Türkiye’de Afrika kökenli vatandaşlarımız var. Afrika ülkelerinde Türkiye’ye yönelik bir sempati mevcut. Müslüman Afrikalılar din ortaklığı dolayısıyla Türkiye’ye çok olumlu yaklaşır. Gerek Müslüman gerek Hıristiyan Afrikalılar tarihte ilk ulusal kurtuluş mücadelesi olarak kabul edilen Türk İstiklal Savaşına özel bir ilgi ve hayranlık duyar. Afrikalılar, büyük ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeler gerçekleştiren Türkiye’nin kendilerine daha iyi bir model olacağı inancında.

Erdoğan’dan Afrika çıkarması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazar günü Afrika’da Cezayir, Gambiya ve Senegal’i ziyaret edecek. Türkiye Erdoğan ile birlikte yeniden Afrika’yı hatırladı. 1998 yılında “Afrika Açılımı Eylem Planı” hazırlanmış ancak planın tam anlamıyla uygulama konulması 2005 yılının “Afrika Yılı” olarak ilan edilmesi ile mümkün olabilmişti. Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkiler 2005 yılından sonra ivme kazanabildi. O kadar ki yüzüncü yılını kutlamaya hazırlandığımız Cumhuriyet döneminde, Kuzey Afrika’daki Arap ülkeleri dışında, cumhurbaşkanlığı düzeyinde sadece Cevdet Sunay’ın 1969 yılında Etiyopya’yı, başbakanlık düzeyinde ise 1996 yılında Necmettin Erbakan’ın Nijerya’yı ziyareti söz konusu. Türkiye, Afrika üzerindeki vahşi küresel rekabet karşısında cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üzerinde önemli durduğu insanı öne alan Afrika açılımı ile yeniden unutulan gönül coğrafyamızda.

OSMANLI BİR AFRİKA DEVLETİDİR

Türkiye ile Afrika ilişkilerinin tarihsel arka planını nasıl özetlersiniz?

Afrika kıtası Türkler ve Türkiye için yabancı değildir. Türkler 1071 yılında Alparslan’ın Malazgirt zaferini kazanarak Anadolu’ya gelip yerleşmesinden çok daha önce Afrika kıtası ile tanışmıştır. Abbasi Devleti döneminde Türk soyundan Tolunoğulları’nın 868 yılında Mısır’da egemen olup devlet kurduklarını biliyoruz. Daha sonra Osmanlı Devleti ve Türkiye’nin Afrika ile ilişkileri belirli bir seyir izlemiştir. Bugün gelinen noktada ise Türkiye, Afrika ile bir bütün olarak ilişkilerini geliştirmeye başladı. Türkiye’nin Afrika ile ilgisini anlamakta zorlananların unuttukları bir gerçek var. Afrika kıtası Türklere yabancı bir kıta değildir. Üç kıtada geniş bir alana yayılmış olan Osmanlı Devleti aynı zamanda bir Afrika Devletidir. Batı’dan Doğu’ya doğru haritaya baktığımızda, Afrika’da önemli Osmanlı Eyaletlerinin yer aldığını görebiliriz: Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Habeş Eyaleti, Sudan. XVI. yüzyılda Hint deniz seferleri sırasında oluşan Habeş Eyaleti’nin, bugünkü Sudan’ın Kızıldeniz kıyılarını, Etiyopya’nın Harar bölgesini, Somali, Eritre ve Cibuti cumhuriyetlerini kapsadığı bilinmektedir. Sudan Vilayeti daha sonra XIX. yüzyılda Mısır Eyaleti’ne bağlı olarak Osmanlı Devleti ile bağlantılı hale gelmiştir.

İLİŞKİLERDE DÖNÜM NOKTASI

Türkiye’nin Afrika Açılımı fikri nasıl doğdu?

Esas büyük atılım Türk Hükümetinin 2005 yılını Afrika Yılı ilan etmesi ile gerçekleşmiştir. Bu çerçevede, ekonomik ve ticari anlaşmalar imzalanması amacıyla karşılıklı üst düzey ziyaretler yapılmıştır. Hukuki temeli tamamlamak için iki taraflı ekonomik ve politik mekanizmalar oluşturulmuş ve ticaret heyetlerinin karşılıklı ziyaretleri özendirilmiştir. Böylece Türkiye-Afrika ilişkilerinin kapsamı genişlemeye başlamıştır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu hafta Afrika’da Cezayir, Gambiya, Senegal ziyaretleri olacak.

Türkiye’nin Afrika politikası stratejik açıdan büyük bir başarıdır.Türkiye’nin Afrika politikasının en yüksek siyasi düzeyde desteklenmiş olduğunu belirtmem lazım. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleri olmaksızın, kuşkusuz, Türkiye’nin Afrika politikasının, daha doğru bir deyimle böylesine önemli bir stratejik yaklaşımın başarılı olması beklenemezdi. Halklar arasındaki bağlantıları güçlendirmek amacıyla Türk Hava Yolları’nın (THY) Afrika’daki uçuşlarının sayısının günümüzde 56’ya ulaşmış olması çok önemli bir gelişmedir.Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), Kızılay, Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye tüm Afrika’da dayanışma sergileyerek etkinliklerini sürdürmektedir.Türkiye’nin Afrika politikasının başarı ile sürdürülmesinin gerek Türkiye’nin gerek Afrika’nın çıkarlarına hizmet edeceği, bölgesel ve küresel barış ve güvenlik üzerinde olumlu etkiler meydana getireceği açık.

Diriliş Postası Ankara Temsilcisi Seda Şimşek/Mülakat

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri