Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar: Çocukları yutan kara delik: Avrupa

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nda Avrupa’da kaybolan mülteci ve göçmen çocuklara ilişkin hazırladığı rapor kabul edilen AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, Avrupa’ya sınırlardan geçen çocukların kayıtlarının tutulmadığını, özellikle yanlarında ebeveyni olmayan çocukların ise hangi dehlizlerde kaybolduğunun, başlarına neler geldiğinin bilinmediğini söyledi.

Seda Şimşek
AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar: Çocukları yutan kara delik: Avrupa

Diriliş Postası Ankara Temsilcisi Seda Şimşek/Mülakat

AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Göç ve Yerinden Edilmiş Kişiler Komisyonu bünyesinde hazırladığı, “Avrupa’da Kayıp Mülteci ve Göçmen Çocuklar” başlıklı raporuyla Avrupa’da her gün bir mülteci çocuğun kaybolduğuna veya hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Yaşar’ın bu hassas konuyu dünyanın gözleri önüne seren raporu Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nun 2020 Kış Oturumunda büyük bir oy çokluğuyla kabul edildi. Böylece ilk kez Avrupa’da kayıp göçmen ve mülteci çocuklar sorunu resmi olarak uluslararası kayıtlara girmiş oldu. Uluslararası toplum için referans belgesi olan raporda, ulusal parlamentolar ve üye ülkelerin hükümetlerine göçmen ve mülteci çocukların kaybolmalarınıönlemek için çocuğun üstün yararı neyi gerektiriyorsa onu yapmaları çağrısında bulunuluyor. AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar ile tehlikeli göç yolunda kaybolan çocukları konuştuk:

Kayıp çocuklarla ilgili Avrupa’da ilk kez mi bir rapor hazırlanıyor?

Avrupa Konseyi bünyesinde ilk defa bu başlıkta bir rapor hazırlandı. Dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan bir ülkenin vatandaşı ve milletvekili olarak bize nasip oldu. Konsey Avrupa’da kayıp mülteci ve göçmen çocuklar sorununun dile getirilip, üye 47 ülkede karşılık bulabileceği çok güçlü bir organizasyon. Orada kabul edilen her belge 830 milyon Avrupalı ve 47 üye devletin gündemini belirliyor. Parlamenterler ülkelerine döndüklerinde kendi parlamentolarında bu sorunu dile getirip farkındalığı arttırarak çözümün bir parçası haline geliyorlar. Raporumuz, 30 Ocak’ta konseyin kış oturumunun genel kurulunda görüşülerek, 102 parlamenterden her görüşten 98 parlamenterin oyuyla güçlü bir şekilde kabul edildi. Hem sorunu ortaya koyan hem de çözüm önerilerini getiren bir metin ilk defa hazırlanmış oldu.

KAYIPLAR BUZDAĞININ GÖRÜNEN KISMI

Neden böyle bir rapor hazırlama gereği duydunuz?

Komisyonun bir toplantısında bir Avrupa Polis Örgütü’nün (Europol) üst düzey yetkilisi yapmış olduğu sunumda Avrupa genelinde 15 -25 bin mülteci çocuğun kayıp olduğunu belirtti. Gerçekten Europol 2016 yılında yayınladığı raporda 2015 ve 2016 Ocak ayı itibariyle 10 binin üzerinde mülteci çocuğun Avrupa Birliği ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu belirtmiş, ardından Alman yetkililer 9 bin göçmen küçüğün Almanya’da kayıp olduğu ifade etmişlerdi.

Europol yetkilisine kaç çocuğun kaybolduğunu, çocukların başlarına ne geldiğiyle ilgili bilgilerinin olup olmadığını sordum, “Bunu bize sormayın, çünkü bilmiyoruz” dedi. Kayıplara yönelik bu sayılar, buzdağının yalnızca görünen kısmıydı. Bunlar, Avrupa’ya geçişi kayıt altına alınmış fakat sonrasına dair kayıtları olmayan çocuklar yani akıbetini bilmediğimiz çocuklardı. Burada rakam olarak bile ifade edilemeyen, aslında çocukların hayatlardı. Bu konuda rapor hazırlamak için başvuruda bulundum ve yapılan seçimle raportör oldum.

Sizce bu çocukların kaybolmasının asıl sebebi ne?

Sorunun kaynağı ve bu kadar dramatik bir hal almasının sebebi terör ve savaşlar. Yoğun göç akımı içerisinde çocukların birçoğunun anne babaları ölmüş veya anne ve babalarından ayrı düşmüşler.

ÇOCUKLARIN YAŞADIKLARI KORKUNÇ

Bu kayıp çocukların başlarına neler geliyor olabilir?

Çocuklar sığınmacıların en savunmasız ve en kırılgan grubu. 18 yaşın altında reşit olmamış küçüklerden bahsediyoruz, başlarına gelebilecek ihtimaller çok korkunç. Fuhuş, insan ticareti, organ mafyası, misyonerlik faaliyetleri, her şey olabilir. Belgesiz olanlarının durumu ise daha vahim. Böyle bir çocuğun varlığından ve ülkeye giriş yaptığından kimsenin haberi yok. Bir çocuk sınırdan geçtiğinde bazı ülkelerde bu hiç kayda bile girmiyor. Yanında ebeveyni olmayan bir çocuksa artık kim bilir hangi dehlizlerde kayboluyor, başına ne geliyor? Ölüm sebebi, ölüm kaydı bile olmayan çocuklar var.

Ne yapılabilir çocukların kaybolmamaları için?

Öncelikli, çocuğun üstün yararı gözetilerek kayıtlarının yapılması gerekir. Güncel teknolojiyi kullanarak retina tanıma, parmak izi gibi yöntemlerle kayıt sisteminin yenilenmesi önerisinde bulunduk. Etkin vasilik sistemi, ulusal mevzuatta yer alıyorsa bu, göçmen ve mülteci çocuklara da uygulanmalı. Sınır geçişlerine ilişkin bilgiler senkronize hale getirilmeli. Frontex ve Schengen bilgi ağı bu çocukların varlığı ve yaşadıkları sıkıntılar dikkate alınarak yenilenmeli.Kaybolan bir çocuk bir sınırdan geçiyor, buhar olup sınırdan uçmuyor, bir yerden geçiyor, onun çocuk olduğunu unutmaksızın kayıt sistemleri tutmak gerekiyor. Yerel polis örgütlerinin ve devletlerin yükümlülüğü bu çocukları korumak. Yani korunma bu çocuklar için bir lütuf değil, onların bizden ve devletlerden bunu talep etme hakkı var.

ÖNCE ÇOCUK SONRA MÜLTECİ

Devletler nasıl bir yol izlemeli?

Devletler bu yükümlülüklerini yerine getirmiyorlar. Günün birinde yargılama konusu olduğunda yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için devletlere büyük tazminatlara hükmedilebilir.

Devletler, statülerine bakılmaksızın, onların önce çocuk sonra mülteci ve göçmen olduklarını dikkate alarak, tüm mülteci ve göçmen çocuklara en yüksek korumayı sağlamalı.Çocukların korunmasına ilişkin özel gereksinimler göz önünde bulundurularak temel hak ve ihtiyaçları karşılanmalı. Mülteci ve göçmen çocuklar, mümkün oldukça aileleri ile birlikte yerleştirilmeli. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 22. maddesine uygun olarak birbirinden ayrılmış mülteci ve göçmen aileleri bir araya getirmek için her çabanın gösterilmesi gerekir. Ailelerinden ayrı düşen çocuklar, mümkünse ebeveynleriyle, mümkün değilse de diğer aile üyeleriyle buluşturulmalı.

Göçmen ve mülteci çocukların kaybolmalarına ilişkin araştırmalar desteklenmeli ve geliştirilmeli. Çalışmalarımız sırasında sarf edilen çabayla ihtiyaçlar arasında boşluklar olduğunu gördük. Uluslararası işbirliğine, pratik, etkili eylemlere ihtiyaç var. Kayıpların önüne geçmek ve kaybolduysa bulmak, hatta çocuk kayıp mı, yoksa hayatını mı kaybetmiş bunun tespitini yapmak için ülkelerin karşılıklı yardıma, bilgi paylaşımının geliştirilmesine ve tüm ülkelerce İnterpol Bültenlerinin ve Schengen Bilgi Sisteminin sistematik hale getirilmesine ilişkin tavsiyelerde bulunduk.

Basın, görsel-işitsel ve sosyal ağlar dâhil olmak üzere ulusal ve bölgesel medyanın, mülteci ve göçmen çocukların ortadan kaybolması ile ilgili durum hakkında tetikte olması ve farkındalığın arttırılması çok önemli. Kayıp çocukları bulmaya yardım eden sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında desteklenmesine büyük önem veriyorum.

EN İYİ UYGULAMA KIZILAY’IN

Kaybolan çocukları bulan ve aileleri ile bir araya getiren bir mekanizma var mı?

-Refakatsiz ve ailelerinden ayrılmış çocuk mülteci ve göçmenler özellikle korumasız kalıyor. Aile üyelerinin etkin ve insan haklarına uygun şekilde birleşimini temin eden işbirliklerine ihtiyaç var. Gördük ki çocukların kaybolmalarının en büyük sebebi çocukların refakatsiz olarak bu tehlikeli göç yolunda olmaları. Yani, aslında kayıpları engellemek onları bulmaktan daha kolay. Bunun için çocukları aileleriyle bir arada tutmak, aile birleşimini kolaylaştırmak, ayrı düşenleri bir araya getirmek en etkili yöntem olacaktır. Türk Kızılay’ının yürüttüğü “Aile Bağlarının Yeniden Tesisi” programı, aile birleştirme, kayıp araştırma ve aile mesajı iletimi hizmetleriyle göçmenlerin aile bağlarını yeniden tesis etmeye yönelik dünyada en iyi uygulama örneği. Göç yolunda ayrı düşen ebeveyn ya da çocuklardan Kızılay’a bir başvuru gelmişse, Kızılay ve çatı kuruluş işbirliğiyle aile ile çocuk bir araya getiriliyor.

“Şüpheli seleksiyon”

Almanya’nın ebeveynleri ile beraber olan çocukları, ailelerinden almaya hakkı yok, bunu yapamaz. Hukuka aykırı bir şey yapmış olur. Devletlerin kendi yurttaşı olan çocuklar hangi korumadan faydalanıyorsa mülteci ve göçmen çocuklar da o korumadan faydalandırılmalı. Reşit olmayan birey önce çocuk, sonra göçmendir. Hazırladığımız rapor artık bir karar haline dönüştü, Avrupa Konseyi’nin 2324 sayılı kararı. Almanya’nın önerisi, bu kararın ruhuna aykırı. Reşit olmayan bin 500 çocuğu Almanya’ya kabul etme teklifi, bir merhamet göstergesi değil olsa olsa “şüpheli seleksiyon” olarak değerlendirilebilir. Bilinmelidir ki, çocukların başına gelebilecek her felaket senaryosu bu kötü önerinin sonucu olacaktır. Almanya’nın bu teklifi umarım “bir niyet beyanı” olmaktan öteye geçmez.

Diriliş Postası Ankara Temsilcisi Seda Şimşek/Mülakat