Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

“Anketlerde böyle yüksek rakam kimse açıklamadı, yanılacaksın dediler”

“Anketlerde böyle yüksek rakam kimse  açıklamadı, yanılacaksın dediler”

Takdim: 7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasında nasıl bir fark vardı da böylesine farklı sonuçlarla karşılaştık? Ne değişmişti? Neden hiç kimse doğru tahminlerde bulunamamıştı? Anket şirketlerinin bu kadar yanıldığı bir seçim daha yaşamış mıydık? Anket şirketlerinin bizim ülkemizde işi niye bu kadar zor? Kafamızda bunlara benzer deli sorular dolanıyor. Ben de bu soruları seçim sonuçlarını en yakın tahmin eden ikinci araştırma şirketi olan Optimar Danışmanlık’ın Genel Müdürü Hilmi Daşdemir’e sordum. Başarısız siyasilerden istifa etmelerini bekliyoruz da, başarılı olamayan anket şirketleri niye bu işi bırakmıyordu sahi?

Seçim sonuçlarını en yakın 2. tahmin eden Optimar’ın Genel Müdürü Hilmi Daşdemir: Anketlerde böyle yüksek rakam kimse  açıklamadı, yanılacaksın dediler

Daşdemir, araştırma sonuçlarını açıklarken birçok arkadaşının “Böyle yüksek rakam kimse açıklamadı, yanılacaksın” dediklerini söyleyerek, “Ancak, biz ekibimize ve sonuçlarımıza inandığımız için verdik” diye konuştu.

Seçim sonuçları ile ilgili araştırma yapan firmalar bu sefer fena halde yanıldılar. Siz de en yakın tahminde bulunan ikinci anket firması oldunuz. Seçim tahminleriniz neydi?
Biz seçimlerle ilgili yapmış olduğumuz araştırmada AK Parti’yi 44,2, CHP’yi 26,8, MHP’yi 13,6 olarak bulduk, HDP’yi ise 11,8 bulduk. HDP ve MHP’de en yakın sonuç bizimki idi. AK Parti’de de en yakın 2. Şirket olduk.

Böylesi belirsizliklerle dolu bir seçimde, ikinci yakın tahminde bulunmak bile bir başarı. Nasıl bir çalışma sistemi kullanıyorsunuz?
Bu işin aslına bakarsanız bir sırrı yok. Sadece işinizi düzgün yapacaksınız, yani örnekleminiz Türkiye’yi temsil edecek düzeyde olacak, sorularınızda yönlendirme olmayacak ve kontrol süreciniz oldukça sağlıklı olacak ki yanılmayacaksınız. Kamuoyundaki söylentilere de kulaklarınızı tıkayacaksınız. Araştırma sonuçlarını açıklarken birçok arkadaşım “Böyle yüksek rakam kimse açıklamadı, yanılacaksın” dediler. Ancak, biz ekibimize ve sonuçlarımıza inandığımız için açıkladık.

Gerçekten kendiniz inanmış mıydınız araştırma sonuçlarınıza?
Çünkü AK Parti dahil kimse böyle bir sonuç beklemiyordu.
Kesinlikle inanmıştım, araştırmalarda hata payı dediğimiz aşağı ya da yukarı yönlü bir tolerans sınırı vardır. Ben bu yanılmanın yukarı yönlü olacağını söylemiştim AK Parti için (bizim hata payımız 2,1 idi). 49 gibi bir rakam da beklemiyordum açıkca söylemek gerekirse, ama tek başına iktidar, çok kuvvetli bir ihtimal olarak karşımıza çıkıyordu. Ayrıca, AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı’na karşı yürütülen tüm dezenformasyonlardan bağımsız olarak, vatandaş huzur, istikrar, güvenlik ve uzlaşma istiyordu.
Sizce bu seçim tahminlerinde niye herkes bu kadar yanıldı? Özellikle de araştırma firmaları.
Yanılmadan yanılmaya fark var. Bir araştırma şirketi 10 puan yanılıyorsa, ya anketörleri onları çok yanıltmıştır ya da işin içinde başka işler vardır. Bazı araştırma şirketlerinin sahibi araştırma sonucu yayınlamayı bırakın, siyaset yapıyorlar. Hata yapılabilir, bu normaldir, anlaşılabilir. Ama işin etik yönü var. Herkesin bir duruşu, siyasi görüşü vardır, ancak araştırma sonuçlarını etkiliyorsa, burada ahlaki bir sorun var demektir. Bu ne demek? Birileri araştırma değil “karıştırma” işi yapıyor demektir. Milletin kafasını karıştırarak “algı yönetimi” yaparak, “manipülasyon” yapıyor demektir. Bu konu kamuoyunun takdirindedir. Başka bir yaptırım ya da denetim maalesef yok bizim sektörümüzde.

Başarısız siyasilerin istifa etmesini bekliyoruz da, araştırma şirketleri niye böyle bir yola gitmiyor?
Bunu, kamuoyunu bariz bir şekilde yanıltma peşinde olanlara sormak gerekir. Az önce işin “etik” boyutundan bahsetmiştik. Araştırma sektörü ve araştırma işi önemli bir iştir. Bu tarz insanlar ve firmalar bu önemli işin yıpranmasına sebep oluyorlar.
Hata yapılabilir, ancak bu işte “hata payı” olarak adlandırılan bir sınır var, onun dışına çıkıyorsanız problem var demektir. Bir araştırmacı ile Taraf Gazetesi günlerce röportaj yapmıştı. AK Parti’yi düşük gösterdiği için maliye ofisine baskın düzenlemiş, ceza kesmiş, ihalelere almıyorlarmış vb. gibi. O röportajı okuyanlar da inandılar. Bana da bahsettiler. Ben ağırlıklı olarak sosyal araştırmalar yapan bir şirketin başındayım. Adı geçen şahsı hiçbir ihalede görmedim, başka birkaç arkadaşıma sordum, onlar da görmemişler. Mesele birkaç ağaç meselesi değil anlayacağınız.Diğer taraftan “sonucu % 49 buldum, açıklamadım” gibi ifadeler var. Bu da hiç inandırıcı gelmiyor bana. Nasıl bazı siyasetçiler, toplumu affedersiniz “saf” yerine koyuyorlarsa, bunlar da aynısını yapıyor. Kamuoyunun bunları tekrar değerlendirmesi gerekir.

Bu söylediklerinizden, anketlerin manipülasyon aracı olarak kullanılmaya müsait olduğunu mu anlamalıyız? Bunun önüne nasıl geçilebilir?
Yapanlar olduğunu düşünüyorum, dolayısı ile araştırma şirketlerini denetleyen bir sistem olması gerekir. Önüne gelen anket açıklıyor ve bu açıklanan anketler de gerçekten yapılmış mı, künyesi nedir bakılmadan, yayınlanıyor. Nasıl siyasette şeffaflık önemli ise, bizim sektörde de şeffaflık önemlidir.

7 Haziran ile 1 Kasım arasında ne değişti de, seçim sonuçları bu kadar farklılaştı?
7 Haziran’dan 3-4 ay kadar önce aslında şu an çıkan seçim sonuçları ciddi araştırma firmaları tarafından bulunuyordu. Ancak, AK Parti ile tabanı arasındaki bağ koptu ya da zayıfladı, 3 dönem kuralından dolayı da millet tanıdığı yüzleri göremedi. Hiçbir 3 dönemlik bakan da meydan ya da ekranlarda dolaşıp çalışmadı. Bunun yanı sıra, 7 Haziran öncesinde tepeden aşağıya tüm AK Parti yöneticilerinde bir rehavet, millete tepeden bakma, fütursuzluk ve hatta şımarıklık hakimdi. Millet, “Asıl patron biziz, siz bizim için varsınız” dedi.

1 Kasım’a gelene kadar değişti mi bütün bunlar?
1 Kasım’a gelindiğinde, Türkiye’nin AK Parti’den başka şansının olmadığı görülmüş oldu. Diğer partilerden; biri teröristlerin partisi idi, diğeri teröristlere meşruiyet kazandırıyor ve AK Parti’ye seçim kaybettirmek, yıpratmak için PKK’sından, Paralel örgütüne kadar herkesle işbirliğine giriyordu. Diğer alternatif ise “Hayırda hayır vardır” deme pervasızlığına düşmüş, milletin sarayına paralelcilerin tabiri ile “kaçak saray” yaftasını dilinden düşürmeyen bir genel başkanı olduğu için, herkesin birleştiği parti AK Parti oldu. Bu seçimde ilk kez AK Parti’ye oy veren hatırı sayılır bir çoğunluk var. Çünkü CHP’lisi, MHP’lisi, HDP’lisi huzur ve istikrar istiyor.
AK Parti de belli ölçüde kulaklarını tıkadığı seçmenin taleplerini dikkate aldı. Aday listelerinde bazı düzeltmeler yaptı ve yüzde 50 gibi bir oranla seçimin kazananı oldu.

Etiketler