Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Avrupa’da 3. kuşağın tercihi Türkiye

Büşra Kılıç
Avrupa’da 3. kuşağın tercihi Türkiye

Avrupa’ya 1961 yılı ve sonrasında Avrupa’nın talebi üzerine işçi sözleşmesiyle giden Türkler’e Avrupa’nın gelişmişlik düzeyi cazip gelmişti. Ama artık Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi başta sağlık ve eğitimde giderek yükseldiği için Türkiye daha cazip hale gelmiştir. 3. nesil Avrupa gençliği, yani eğitimli gençlik her iki ülkeyi de karşılaştırıp Türkiye’deki bu gelişimi yaşayarak idrak eden en iyi gözlemcileridir.

Avrupa’da doğup büyüyen birçok Türk genci artık üniversite eğitimi için vatanları olan Türkiye’yi tercih ediyorlar. Peki, 3. nesil Avrupa’sında yaşayan Türk gençleri gelecekleri için artık neden Türkiye’yi tercih etmektedirler?  Avrupa’da en çok Türk nüfusunun bulunduğu ilk iki ülke olan Almanya ve Fransa’dan eğitim için Türkiye’ye gelen Meryem B. Mercan ve Gamze Sezer, Türkiye’ye geri dönüş nedenlerini ve neler yaşadıklarını Diriliş Postası’na anlattı.

BAŞARISIZ VE NİTELİKSİZ DAMGASI YEDİK

Almanya’da doğan, Marmara Üniversitesi Almanca Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Meryem Büşra Mercan, Almanya’dan Türkiye’ye dönüş sebebini “Artık vatanımda milletimle beraber olmak ve aynı zamanda burada eğitim almak için Türkiye’ye geldim.” ifadeleriyle açıkladı.

Türkiye’ye gelmeden önce aklında hiçbir zaman bir üniversiteye girip bir bölüm okumak olmayan Mercan, bu durumun sebebini şu sözlerle anlattı:  “Almanya’da okurken hocalarım tarafından her zaman başarısız, yeteneksiz bir öğrenci olarak görülerek baskı altında kaldım. Hocalarım tarafından gördüğüm bu tutum nedeniyle ben de kendimi artık gerçekten yeteneksiz ve başarısız biri olarak görmeye başladım ve psikolojim bozuldu. Türkiye’ye gelince elime okuma fırsatı geçti çok şükür, niteliklerimin farkına vardım. Türkiye her şeyden önce benim vatanım.  Huzur bulduğum ülkem burası, aynı görüş, aynı din üzere yaşıyoruz.”

DIŞLANMAK İÇİN TÜRK OLMAK YETERLİ!

Avrupa’nın artık Müslümanlar için yaşanabilecek bir yer olmadığını, Naziler’in bile açık açık sizleri istemiyoruz diye seslendikleri bir yer haline geldiğini belirten Mercan, “Her ne kadar entegre ve hatta asimile olsanız dahi sizi sadece Türk kimliğinizden dolayı dışlayabiliyorlar ve Türkler’in iyi yerlere gelmesini pek istemiyorlar. Kimse Avrupa’daki Türk gençlerinin, sadece Türk kimliği taşıdığı için yaşadığı dışlanmanın acısından ötürü vatanına geldiğini bilmiyor. 4-5 yaşındaki zeki bir çocuk okula başladığında kültür şoku yaşadığı için özgüveni düşük olarak gözlemlenmekte olup, onun bu durumu Alman hocaları tarafından tembellik ve hatta zekâ geriliği olarak nitelendiriliyor. Bu durum da çocukların ilerideki eğitim ve meslek hayatlarına olumsuz olarak etki etmektedir. İstisnalar olsa da zaten Almanlar, Türk gencinin daima düşük seviyedeki işlerde görmeyi daha çok arzu ederler bunu çok net söyleyebilirim. Öte yandan tamamen asimile olmuş Türk gençleri ise gerçek kimliklerini kaybettikleri için sağlıksız bir nesil olarak karşımıza çıkıyor. O yüzden Avrupa’daki Türkler için Türkiye kurtuluş olduğunu düşünmekteyim. Ben de bu sebeple Türkiye’ye döndüm.” sözleriyle Türkiye’ye geri dönüş nedenini açıkladı.

GURBETÇİLER İÇİN TÜRKİYE NEFES ALMAKTIR

Türkiye’de üniversite okuma ve özgürce dinini yaşama fırsatı elde ettiğini, hasret kaldığı ezanı Türkiye’de beş vakit dinleme fırsatı bulduğunu ve bunun için çok şükrettiğini söyleyen Mercan, “Türkiye’de yaşamak benim için nefes almaktır. Ama ne yazık ki Türkiye’deki gençler Avrupa’da bizim yaşadığımız acıları yaşamadıkları için Türkiye’nin kıymetini bilmiyorlar. Bir topluluğu tanımak için oraya turist olarak gitmek yetmez.  Orada 20 sene kalın, çocuğunuzu orada okutun ve değerlerinizi korumaya çalışın, bakın bakalım neresi daha cazip.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’DEKİ İMKÂNLAR BAŞKA ÜLKEDE YOK

Fransa’da doğan, Üniversite okumak için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Uluslararası İlahiyat (UIP) programıyla Türkiye’ye gelerek İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İslami İlimler öğrencisi olan Gamze Sezer, Fransa’dan Türkiye’ye dönme nedenini şu ifadelerle açıkladı:  “Çünkü okumak istediğim bölümün eğitimi diğer ülkelerde bu kadar iyi değil ve Türkiye’de bizlere sunulan imkânlar başka hiçbir ülkede yok. Amacım buranın eğitiminden faydalanıp kendi ülkemdeki insanlara faydalı olabilmek.”

Sezer, Türkiye’nin uzaktan bakınca çok cazip bir ülke gibi görünmediğini ancak Türkiye’ye dünyanın dört bir yanından öğrencilerin eğitim için geldiğini fark ettiğinde Türkiye’nin bu konuda ne kadar çekici bir ülke olduğunu anladığını belirtti. Avrupa’daki Türk gençleri eğitim için Türkiye’ye gelmeye çalışırken, Türkiye’deki gençlerin Avrupa’ya gitmeye çalıştığını gözlemlediğini anlatan Sezer, bu durumun kendisine Türkiye’deki gençlerin Batı olgusunu ve ilgisini gösterdiğini söyledi. Türkiye’ye geri dönmek isteyen çok Türk vatandaşının bulunduğunu belirten Sezer, bunun insanların imkânları doğrultusunda mümkün olabileceğini ifade etti.

FRANSA’NIN HAYAT ŞARTLARI HAYAL EDİLDİĞİ GİBİ DEĞİL

Türkiye’nin cazipliğini sadece dini açıdan değerlendirmediğini belirten Sezer, Fransa’daki hayat şartlarının bundaki etkisinin çok büyük olduğunu belirterek, “Örneğin Fransa’da AVM diye bir konsept sadece büyük şehirlerde var ve sınırlı sayıda mevcut. Bütün mağazalar 19.30’da kapanıyor. Bu sıradan bir örnek ama gerçeği yansıtıyor. Saat 20.00’den sonra sadece gece hayatı başlamakta yani buradaki gibi bir kafede oturup sohbet etmek gibi bir imkân yok. Fransa’da öğrenci hayatı alkollü üniversite partilerinden ibaret. Bir öğrenci için bu ne kadar sağlıklı olabilir? Tekrar edeceğim ama sadece dini açıdan bahsetmiyorum, sosyal, sağlık, psikolojik ve ahlaki açıdan bahsediyorum.”

BATI’YI TAKLİTTEN VAZGEÇİP ÖZE DÖNÜLMELİ!

Fransa’yı çok seven bir insan olduğunu ve hatta üniversiteye ilk geldiğinde kendisini Fransız olarak tanıttığını söyleyen Sezer, “ Kendimi Türkiye’ye ilk geldiğimde Üniversitedeki arkadaşlarıma Fransız olarak tanıttım ama Türkiye öyle hoşuma gitti ve kendim hakkında o kadar şey öğrendim ki aslında hem Türk ve hem de Fransız olduğumun farkına vardım.” dedi. Artık batılılaşma düşüncesinin bırakılması gerektiğini batılılaşmanın hoş olmadığını belirten Sezer, her ülkenin kendi çapında bir modernleşme yaşaması gerektiğini, Türkiye’nin eksikleri ve potansiyeli anlaşılırsa bu ülkenin geliştirilebileceğini, ancak bunu hiç kimseyi kopyalamadan, taklit etmeden sadece biz olarak yapmamız gerektiğini düşündüğünü anlattı.

Sezer, Türkiye’nin etiketlenmeyi hak eden bir millet olmadığını ve Türkiye tarihine bakıldığında diğer ülkelerdeki gibi utanç verici kara noktalarının bulunmadığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “ Türkiye olarak tarihimize bakıp artık Hermeneutik düşüncesinden soyutlanmamız ve Türkiye’nin nelere kadir olduğunu anlamamız lazım. Avrupa’nın size neden cazip geldiğini değil gitmeyi istemenizdeki mantığı sormak isterim.  Fransa’nın siyasi ilimleri kâğıtta mükemmel olabilir ama siyasetleri çok kötü bir durumda, kadın-erkek arasında eşitsizlikler çok belli, ekonomisi berbat halde. Batının tek cazip olduğu yön filmler ve “hürriyet”. Hürriyetin ne olduğunu anlamayan insanlar kapitalist yaşamın hürriyet olduğunu düşünüyor. Ama aslında ne bir bilgileri var ne de o ülkeleri idealaştırmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Ben buna modernleşme değil batılılaşma diyorum.”

TÜRKİYE ÜMMET-İ İSLAMİYE’NİN TEK UMUDU

İslami açıdan baktığında Türkiye’nin, Ümmet-i İslamiye’nin tek umudu olduğunu söyleyen Sezer, Türkiye’ye gelmesindeki en büyük sebebin de bu olduğunu belirtti. Ayrıca Sezer, diğer İslam ülkelerinin tamamen kendilerini Batı etkisinin altında bırakıp özelliklerini ve dinlerini terk etmekte olduğunu ancak günümüzde İslamiyet’i en düzgün şekilde yaşayan ülkenin Türkiye olduğunu düşündüğünü söyleyerek, “Biz şimdi Türkiye’yi kurtarmazsak, güçlendirmezsek İslam’ın bitişi olacak diyemem çünkü tek bir Müslüman bile dini ihya edebilir ama Türkiye de tamamen Batılılaşırsa İslamiyet’in temsilcisi kalmayacaktır. Ben bu sebeple Din Sosyolojisi’ni Türkiye’de okumayı hedefliyorum çünkü bir dini anlamak için toplumu da anlamak lazım. Ekonomi, sosyolojisiz etkili olamaz. Türkiye bu alanda eksik olduğundan dolayı Türkiye’de Din Sosyolojisi okuyup bu alanda ilerlemek istiyorum. Türkiye’nin toplumunu anlarsak ekonomisine çözüm ve siyasetine de çözüm üretiriz. Yani Türkiye’yi modernleştirmemiz lazım ki Batılılaşmasın.” ifadelerini kullandı.

 

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri