Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Ayrımcılık hastalığına karşı birlik kurdular

Son zamanlarda hem dünyada hem Türkiye’de ırkçı söylemlerle topluma kin ve nefret tohumları ekerek bir takım insanların hedef gösterilmesi istenmeyen olayların yaşanmasına sebep oluyor. Sırf kendi topraklarında doğmadığı için karşısındaki insana karşı tahammülsüzlüğü büyüten bu ırkçı ayrımcılığa karşı mücadele vermek amacıyla İstanbul’da bir grup hanım Muhacir Ensar Birliğini kurdu.

Durim Abazi
Ayrımcılık hastalığına karşı birlik kurdular

Durim Abazi / İstanbul /Mülakat

Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, aynı zamanda yüzme antrenörü olan Sena Koç, Muhacir Ensar Birliğin kurucu başkanı olarak görev yapıyor. Hazreti Peygamber’in (sas) ümmeti böyle olmamalı düşüncesinden hareket eden Koç, bir grup hanımla kafa kafaya vererek bir mücadele başlatmaya karar verdiler. Başkan Koç, birliğin çalışmalarını Diriliş Postası Gazetesine anlattı.

MUHACİR ENSAR BİRLİĞİ NE ZAMAN VE KİMLER TARAFINDAN KURULDU?

Birlik Ağustos 2019’da çoğunluğu İstanbul’un Bağcılar ilçesinde oturan bir grup dertli hanımla kuruldu. Ekibin çoğunluğunu antrenörlük yaptığım okulda okuyan öğrencilerim oluşturuyordu. Bunun sebebi ise gençlere ihtiyacımız olmasıydı. Onların enerjisine, inancına ve temiz dualarına ihtiyacımız vardı. Aynı zamanda bizler gibi geç kalsınlar istemiyordum. En güzel yaşlarda dava sahibi olsunlar, Asım’ın nesli ve İslam’ın bayraktarı olduklarını unutmasınlar istiyordum. Ağustos öncesine gidecek olursak; son zamanlarda artan ırkçılık olayları ve ırkçı söylemler, insanların sırf kendi topraklarında doğmadığı için karşısındaki insana karşı tahammülsüzlüğü ve bunlara şahit olmam beni harekete geçmeye zorladı. Bu yola çıkmamdaki en büyük etkenlerden biri de çalıştı- ğım kurumda gördüğüm manzaralardı. Ensar olan öğrencilerin kendi aralarında konuşmaları ve dolaşmaları aynı şekilde muhacir öğrencilerin de sadece muhacir öğrencilerle dolaşmaları ve sohbet etmeleri beni üzüyordu.

Birliğin kurulmasını ortaya çıkaran sebepler neler oldu ve bugün tam olarak neyi amaçlıyorusunuz?

Bu soruya sadece iki ayet, iki hadis ve bir olay ile cevap vereyim;

1. Ayet: “Mü’minler ancak kardeştirler.” -Hucurat/10. Ayeti Kerime

2. Ayet: “Size ne oldu da Allah yolunda ve “Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!” diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” -Nisa/75. Ayeti Kerime

1. Hadisi Şerif: “Müminler birbirini sevmekte, birbirine acımakta, birbirini korumakta bir vücut gibidir. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvları da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa dûçâr olur.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)

2. Hadisi Şerif: “Mü’minlerin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.” (Hâkim, IV, 352; Heysemî, I, 87) Olay: Efendimiz’in(- sav) Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra tesis ettiği muhacir ensar kardeşliği. İşte bu ayetler ışığında, bu hadisi şerifleri düstur edinerek Efendimiz’in(sav) ahir zaman ümmeti olarak bu zamanda o kardeşliği kurmak istedik. En nihayetinde gayemiz sade ve sadece Allah’ın rızasını kazanmaktır..

Paylaştığınız bir görselde mültecilerin savaş öncesi ve sonrası görüntüleri var. Burada vermek istediğiniz mesaj nedir?

Herkes bir mülteci adayıdır diye geçiriyor insan içinden. İnsanoğlu sanki yarını garantiymiş gibi yaşıyor. Oturduğu ev onunmuş, giydiği elbise, kullandığı telefon, bindiği araba onunmuş gibi günlerini geçiriyor binbir meşgale ile.. Ve bir gün geliyor aslında hiçbir şeye sahip olmadığını anlayıveriyor. Biz bugünlük sadece bunu fotoğraflardan anlıyoruz ama yarın bu hakikati biz yaşayabiliriz. O fotoğraflar koskoca bir AMA aslında. Yani o fotoğraftaki insanlarda gülüyordu, geziyordu, doyasıya yemek yiyor, tertemiz sularla banyo oluyor, sıcacık yataklarına yatıyorlardı. Belki küçücük sebeplerden trip atıyor, almak istedikleri şey stokta kalmadığı için üzülüyorlardı sadece. Belki en son bir kuşları yada kedileri ölünce ağlamışlardı. AMA… Artık tek düşündükleri şey akşam biraz olsun tok yatabilmek yada sıcak bir döşekte uykuya dalmak. Terlikle çıktığı yolun üzerinden 10 yıl geçti ve bu yıl az kullanılmış bir ayakkabı hediye eden çıkar diye bekliyor belki çocuk. Belki ileriye dönük tek hayalleri sırtlarını bir duvara yaslamak. Etin tadını unuttular belki… Yani o insanların bir hayatları vardı ve şimdi de bir hayatları var ama artık insanlık diye bir şey yok. O fotoğraflardan yola çıkarak bir şey hatırlatmak istiyorum okuyuculara; Mülteci olmayı kimse seçmez!

Sadece Türkiye’de mi çalışmalarınız oluyor yoksa ülke dışında da var mı?

Eğitim, sosyal faaliyet ve atölye çalışmalarımız Türkiye’de oluyor. Merkez İstanbul fakat Bursa’da da bir birim açma çalışmalarımız sürüyor. Pandemiden önce Bursa’da bu çalışmalara başlamış, gönüllü kardeşlerimizle buluşmuştuk fakat aynı hafta pandemi süreci başlayınca biraz ertelemek zorunda kaldık. Maddi, manevi yardım ve projelerimiz ise hem Türkiye’de hem yurtdı- şında devam etmekte elhamdülillah.

GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN SINIRLARI YOK

Doğu Türkistan ve Beytülmakdis ile ilgili çalışmalarınız var. Oralarda neler yapıyorsunuz?

Biz yola çıkarken şu söz ile yola çıktık ve her gün kendimize bunu hatırlatıyoruz; “Gönül coğrafyamızın sınırları yoktur.” Bizim için La İlahe İllallah MuhammedenRasulullah denilen her yer bizim toprağımız ve bunu diyen herkes de bizim kardeşimizdir. Bizim için doğduğun ülke, ırkın, konuştuğun dil, ten rengin hiç ama hiç önemli değildir. Bundan dolayı Doğu Türkistan ile Beytülmakdis’in, Afganistan ile Bosna’nın, Çeçenistan ile Suriye’nin, Arakan ile Yemen’in, Sudan ile Endülüs’ün bir farkı yoktur bizim için. Nerede zulüm varsa orada mazlumun yanında ve zalimin karşısında olmak önce fert fert her Müslümanın ve Birlik olarak bizim bir sorumluluğumuzdur. Birlik olarak Doğu Türkistan ve Beytülmakdis ile başlamamızın sebebi ise iki coğrafyanın da hemen hemen her gün zulme, haksızlığa ve adaletsizliğe uğraması ve bunun yanında insanların yaşanan onca şeye sessiz kalması, görmemezlikten gelmesi ve en kötüsü de alışması… Muhacir Ensar Birliği, yaşanan bu zulme, zalimliğe, hukuksuzluğa, adaletsizliğe sessiz kalmadığını, gözlerini kapatmadı- ğını ve alışmadığını göstermek, her zaman ve şartta zulüm bitene kadar kardeşlerinin yanında olacağını anlatmak, bir haksızlık gördüğünde önce eliyle düzelteceğini, yapamıyorsa diliyle düzelteceğini onuda yapamıyorsa kalbiyle buz edeceğini haykırmak için Doğu Türkistan ve Beytülmakdis ile başladı çalışmalara..

Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Elbette… Hangi coğrafya olursa olsun, ülkemize nereden hicret etmiş olursa olsun ülkemize, değerlerimize ve o ülkede yaşayan her insana kasten zarar vermeyecek her kardeşimize/ muhacire gönlümüz ve kapımız açıktır, seve seve ensar olmaya hazırız. Bu yolda rehber edindiğimiz ve belkide karşılaştığımız her imtihan, ayağımızın takıldığı her taş, düştüğümüz her yoldan sonra bize devam edebilme gücü veren bir hadisi şerifi paylaşmak istiyorum sizinle.. Abdulahİbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58. Ayrıca bk. EbûDâvûd, Edeb 38, 60;Tirmizî, Hudûd 3, Birr 19; İbniMâce, Mukaddime 17) Rabbim bu hadisi şerifin muhatabı eylesin bizleri. Efendimiz(- sav)’in yaptığı gibi muhacir ensar kardeşliğini bu zamanda da tesis edebilmeyi bizlere nasip etsin. Ayaklarımızı sıratı müstakiminden ayırmasın inşaAllah.

“Biz böyle olmamalıydık”

Muhammed Mustafa (sav)’in ümmeti böyle olmamalı diyordum. İki cihan serveri Peygamberimizin(- sav) bir muhacir olduğunu ve Türkiye’de yaşayan biz vatandaşlara ensar olma nimeti verildiğini unutmamalı diyordum. Alemlere rahmet olan Peygamberin(sav) ümmeti bir Müslüman kardeşine adıyla seslenir geldiği ülkenin adı veya milliyeti ile değil diyordum. Aynı zamanda her gün haberlerde, gazetelerde, sosyal medyada ümmet coğrafyasından gelen acı haberleri duyuyor ve görüyorduk. Bu kadar adaletsizliğe, yanlışa, zulme ve acıya şahit olan bir Müslüman oturamazdı oturmamalıydı.. İşte böyle kuruldu Muhacir Ensar Birliği

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri

Yorumlar (1 Yorum)

  • Avatar

    merve hamarat

    rabbim yar ve yardımcımız olsun

Yorumları Gör (1 Yorum)