Son Dakika

Berat Albayrak ateşten gömlek giydi

Batı medyasının ve muhalefetin hedefindeki isim olan Berat Albayrak’ın performansını değerlendiren Gazeteci-Yazar Hilal Kaplan, Albayrak’ın ABD’nin ekonomik saldırısının olduğu bir dönemde Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini üstlenerek adeta “Ateşten gömlek” giydiğini söyledi.

Berat Albayrak ateşten gömlek giydi

Kaplan, Albayrak’ın Rusya ile yaşanan krizdeki başarısını da hatırlattı.

Mülakatımızın ilk bölümünde Rahip Brunson’a ilişkin yargı kararı, Cemal Kaşıkçı hadisesi, yerel seçimler, CHP-İş Bankası ilişkilerini değerlendirdiğimiz Sabah Gazetesi Yazarı Hilal Kaplan ile bu bölümdeki konumuz; Türkiye ekonomisinin durumu, Batı medyası ve muhalefetin itibarsızlaştırmaya çalıştığı Berat Albayrak’ın performansı, yarım asrı aşkın süredir sonuçlanmayan Avrupa Birliği sürecimiz…

ABD Başkanı Trump’ın Brunson’u bahane ederek attığı tehdit dolu sosyal medya mesajları sonrası başlayan saldırıya karşı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın sergilediği performansı nasıl buluyorsunuz?

Berat Albayrak’ın Enerji Bakanı olduğu gün, Rus savaş uçağı düşürülmüştü. Kendisi, “Doğalgazsız mı kalacağız, kışın donacak mıyız?” denilen o kriz döneminde, yükselerek iyi bir performans sergiledi gerçekten. Ve Enerji Bakanlığı, rüzgar ve güneş enerjisi gibi ihmal edilen alanlar da dahil olmak üzere enerji kaynaklarımızı çeşitlendirerek iyi bir noktaya getirdi. Bu sefer de Ekonomi Bakanı olduktan hemen sonra ABD’nin açmış olduğu ticaret savaşının içinde buldu kendisini. Ekonomik göstergeler küresel olarak kötüye giderken, Türkiye’de de benzer bir zorluğun yaşanacağını bilerek bu vazifeyi üstlendi aslında. Şu anda ateşten gömlek giyiyor. Kanaatimce 16 bakanın içinde görevi en zor olan kişi Berat Albayrak.

İYİLEŞTİRMELER YAPTI

Nasıl bir performans sergiledi? Bizim ekonomi sistemimiz tamamen dolar merkezli sistem. Buna dair bir dönüşüm geçirmemiz bugünden yarına olacak bir şey değil. Fakat bunun ilk adımlarını attık. Cesaret gerektiren bir şeydi. Yeni Ekonomi Programı’nda sunmuş olduğu amaçlar, şimdiye kadar sunmuş olduğu performans ve sene sonunda enflasyon rakamlarına yansıyacak olan sonuca göre, bunun ne kadar başarılı olduğunu göreceğiz. Fakat şu anda baktığımızda ekonomik göstergeler açısından böylesi zorlu bir ortamda, Enflasyonla Mücadele Planı ile getirilen tedbirler halka sunulan indirim oranları, komisyoncu ve stokçularla sistemiyle mücadele gibi kısa vadede etkilerini göreceğimiz iyileştirmeler yaptı. Dün 2 milyar dolar tutarında 5 yıl vadeli tahvil ihracı yapmamızı sağlayarak da piyasalara güven aşıladı. Ama esas orta ve uzun vadede iyi etkilerini göreceğimiz adımlar attı diye düşünüyorum. Esas performans kriz anlarında ortaya konandır ve sayesinde ülkemizin büyük dalgayı başarılı biçimde atlattığını söyleyebilirim.

EKONOMİ İYİ BİR NOKTADA

Anayasa kitapçığıyla dağılan bir ekonomi devralındı. Şimdi ise dünyanın en büyük ekonomik, askeri ve aynı zamanda siyasi gücünün saldırısına rağmen ayakta duran bir ekonomiden bahsedebilir miyiz?

Doğal kaynağı olan Rusya ne kadar uğraştı, biz hiçbir doğal kaynağımız olmamasına rağmen bu noktaya getirebildiysek ekonomik olarak iyi bir yerde olduğumuzu düşünüyorum. Fakat gerçekçi olmak gerekirse büyüme rakamları eski hızında devam etmeyecek. Ama bu, nasıl bir hastalık bir bünyeye girer; sen yalpalarsın, aynı zamanda silkinirsin ama bağışıklık sistemi güçlenmiş olarak çıkarsın, doların silah olarak kullanılması süreci sonucunda da bizim ekonomimize de böyle bir etkisi olacak diye düşünüyorum.

RADİKAL DÖNÜŞÜM OLACAK

Doların bu tavrından sonra hangi gerçekleri gördük? Milli parayla ticaret ABD’nin hedef aldığı tüm ülkelerin ortak söylemi…

Gerçekleştirilebilirse milli parayla ticaret aslında en radikal dönüşümlerden biri olacak. Çünkü Çin enerjiyi yuan üzerinden alıp ‘Gel bunun Şangay borsasında altına çevir öyle git’ diyerek kendi petro-yuan sistemini kurmaya çalışıyor. Rusya aynı sancılar içinde. Trump bize ticaret savaşı ile ders vermeye çalışıyor fakat ülkelerde buna karşılık bir strateji geliştirerek bir döngüden kurtulmaya çalışıyor. İran’a 4 Kasım’da enerji üzerinden yaptırımlar başlayacak. O zaman bunun dünyaya etkileri daha fazla olacak diye düşünüyorum. Rusya, Çin gibi BRICS ülkelerinin başını çektiği enerjide milli para biriminin kullanılması noktasında daha acil ve daha köklü adımların atılması gerektiği çok net bir şekilde anlaşılmış olacak.

ÇÖZÜM DEVLET-MİLLET İŞBİRLİĞİ

CHP’nin ABD’nin saldırısına karşı tutumu nasıl ele alınmalı? Ortada Gürsel Tekin’in Kapalıçarşı skandalı var.

CHP ortada herhangi bir kriz ortamı yokken kriz tellallığı yapan parti. 2008’de gerçekten dünyada etkileri yoğun hissedilen, milyonlarca evsize ve işsize yol açmış olan kriz Türkiye’yi teğet geçmişken bile CHP yine aynı şeyi yapıyordu. Türkiye batıyor, Türkiye ekonomisi bundan çıkamayacak sözlerini söylüyordu. Hâlbuki şu anda bir devletin ekonomik krizle baş ederken en büyük başını derde sokacak gösterge kamu borcunun milli gelire oranlanmasıdır. Bu hususta AB’nin 28 ülkesinin 26’sından daha iyiyiz. Özel sektörün borcu noktasında da devlete destek sunacak bir noktada. Yandık bittik kül olduk evresinde değiliz. Halkında bu felaket tellallarına kulak asmayıp elinden geldiği müddetçe kendi gündelik yaşamını idame ettirmeye çalışması bir kriz havasına panik havasına girmeden bunu yaşamaya çalışması ve bu yüzde onluk indirimlerin en önemli hedef aldığı nokta enflasyon rakamlarının halkın alanına olabildiğince az yansımasıydı. Bu krizi ancak devlet-millet el ele işbirliğiyle aşabiliriz.

AB BİZİ ALMAZ

Başkan Erdoğan’ın Avrupa Birliği’ne ilişkin referandum açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz; referandum yapılmalı mı?

Realist bakarsak AB’ye üye olamayacağımızı kabul etmemiz gerekiyor. Ekonomik ve siyasi özgürlükleri en geri kalmış ülkeler bile AB’ye alınırken Türkiye’nin dışarıda bırakılması siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Almanya ve Fransa yıllardır gayet dürüst bir şekilde ayrıcalıklı ortaklık teklifini bize öneriyor. Daha realist bakmak daha faydamıza olacak diye düşünüyorum. AB ile ilişkilerde özellikle son genel seçimlerle beraber şunu gördüler. 24 Haziran’a kadar umutları vardı. “Erdoğan gidecek, Erdoğan yıkılıyor, zayıflıyor” yönünde. Bu ümitleri ellerinden alınmış oldu. Dış ticaretinde önemli partner olan turist gelişinde önemli bir etkisi olan göçmenler konusunda senin istikrarını birebir etkileyecek olan. Yarın kapıları açsa AB’nin çöküşüne giden yolu açacak olan bir ülke söz konusu.

Ayrıcalıklı ortak olmalıyız

Dolayısıyla AB tüm bunları göz önüne alarak “Ayrıcalıklı Ortaklık” statüsünde kabul edilmesine daha yatkın olacaklardır. Şunu da göz önünde bulunduralım. Avrupa’da aşırı sağın inanılmaz bir yükselişi var. Bavyera seçimlerinde Merkel’in büyük hezimetini. Merkez sağın ve merkez solun zayıfladığı, aşırı sağın aşırı solun güçlendiği bir durum söz konusu. Sadece Almanya’da değil, bütün Avrupa’da geçerli. Böyle bir vasat söz konusuyken Türkiye’nin zaten üyelik imkânının iyice daraldığı bir yerde bulunuyoruz. O yüzden Cumhurbaşkanı’nın referandum açıklaması ile ilgili tavrı, bence referanduma gerek yok bu arada anketler bunu bize çok net bir şekilde gösteriyor. Paradigma değişiminde devletin yasal olarak böyle bir zorunluluğu yoksa ama varsa onu bilemiyorum. Referandum olmasa bile halkın böyle bir yerde bulunduğu zaten çok açık net. “Avrupa Birliği’ne üye olalım mı” sonucu yüzde 30’un üstünde “Evet” çıkmıyor.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.