Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Biletle değil abdestle girelim!

Istanbul’un fethinin nişanesi ve Fatih Sultan Mehmed Han’ın kılıç hakkı Ayasofya, Islam dünyasının çağa vurduğu damgadır. Açılması için yıllardır gün sayan milyonlar, artık bu kutlu mekâna biletle değil abdestle girmek istiyor.

Biletle değil abdestle girelim!

Diriliş Postası İlkay Samast/Mülakat

Danıştay’ın Ayasofya’nın açılmasına dair kararın arifesinde herkesin merakla beklediği konuyu Tarihçi-Yazar Ahmet Anapalı’ya sizin için sorduk, samimi cevaplarını sizin takdirine bırakıyoruz.

Ayasofya’nın adı nasıl ve nereden geliyor?

Milattan Sonra 360 tarihinde Roma İmparatoru Konsatios Konsantin’inoğlu Konsatios bir kilise yapmak istedi. Babası Konsantiadına Megela Eglesya adı verilen büyük bir kilise yapmak istedi ve bunun adını da Hıristiyanlıktaki Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlemesi olan Kutsal Ruh denilen kutsallığın, bilgeliğin, erdemliğin bir diğer adı da Sofya’dır, Ayasofya’dır. Yunan mitolojisinde ve hikâye kültüründe Ayasofya, Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlemesinde Kutsal Ruh manevi anlamda Hıristiyanlık ruhunu ifade etmektedir ve onlar bu erdem kutsal bilgeliğe atfen böyle bir isim vermişler.Fatih Sultan Mehmet Han, 29 Mayıs 1453 İstanbul’u fethettikten sonra camiye Sultan Mehmet Camii dememiş Ayasofya ismine kıymet göstermeye devam ettirmiş.

RESTORASYON MAKSADIYLA KAPATTILAR

Ayasofya neden bir müzeye dönüştürüldü?

Bir Haziran 1453 Cuma günü, Fatih Sultan Mehmet Han’ın emri ile kılınan ve kıldırılan ilk cuma günü namazından sonra Ayasofya camiye çevrildi. Bu camiye çevrilme hali 420 küsur sene sürdü. 1930 tarihinde bir restorasyon çalışması kapsamında kapatıldı. Dediler ki: “Biz bunu restore edeceğiz.” Bu arada Amerika’dan meşhur Bizanstolog profesörler geldiler. Araştırma yapmaya ama o günlerde 1930’lu yıllarda 1926’dan itibaren Abdülhamit Han’ın bu memleketi ve ümmeti idare ettiği hilafet merkezi olarak kullandığı Yıldız Sarayı bir kuma hane olarak işletiliyordu. Yıldız Sarayı yıllarca kumarhane idi.Orası bir kumarhaneyken “Ayasofya’yı da caz ve orkestra salonu yapalım” dediler. “Caz orkestra salonu ve okulu yapalım” dediler.“Akustiği güzel” dediler. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran irade başta Atatürk olmak üzere Türkiye’yi o gün itibarıyla idare eden yapı oranın bir cami değil, bir müze olmasına karar verdiler ve bu kararı 1923’ten beridir teorik olarak düşündükleri bu kararı 1930’da restorasyon maksadıyla kapattıkları Ayasofya’ya 24 Kasım1934 tarihinde işleme soktular.

“Ayasofya’dan önce diğer camileri doldurun!”
Şimdi deniliyor ki: “Siz Ayasofya’yı değil var olan camileri doldurun!” Bu cümleyi bir tane Fransız, Paris’teki kiliseleri göstererek söylemiyor, bir tane İngiliz, bir tane Yunan söylemiyor… Beni şunla korkutuyorlar, “Eğer siz bunu camiye çevirirseniz Yunan da Yunanistan’daki camileri kiliseye çevirir…”Bunu diyenler muhtemelen bir turistlik tura katılıp hiç Yunanistan turu yapmadı. Yunanistan’da kiliseye çevrilecek camimi kaldı, hepsini çevirdiler zaten… Düğün salonu oldu, ahır oldu, otopark oldu, eğlence kulübü oldu, pavyon oldu, tuvalet oldu, kiliseye çevrildi. Bugün Yunanistan’da Atina’da bir tane cami yok, Selanik’te bir tane cami var, Kavala’da bir tane cami var… 555 camili Sofya’da bir tane İshak Paşa Camii var. Makedonya’nın bazı kentlerinde hiç cami yok… Yani Avrupa’yı bilmeyenler, Balkan turu yapıp da Balkanlar’ı görmeyenler, oradaki camilerin nasıl pavyon, gece kulübü olarak kullanıldığını görmeyen cahiller, bizi bununla tehdit ediyor.

NECİP FAZIL DIŞINDA KİMSE!

Ayasofya Ortodoks dünyası için önemli bir konuma sahip olduğu biliniyor.Bu nedenle Fatih Sultan Mehmet Han 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde Ayasofya’yı camihaline getirerek dünyaya İslam dininin önemini hatırlatmak istemiştir. Ayasofya’nın Cumhuriyetile birlikte müze statüsünegetirilmesi bir takım çevrelerde tartışmaya yol açmıştır bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

İslami çevrede ve yüzyıllar boyunca hilafetle yönetilmeye alışmış olan Türkiye’nin dışındaki diğer Müslüman ülkelerde bulunan Müslümanlar Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi noktasında sesli eylemlere varan bir ifadede bulunmadı. Herkes sessiz kaldı. Türkiye’de de herhangi bir, Necip Fazılların dışında çok fazla bu konuyu dile getiren olmadı. Neden olmadı çünkü baskın bir irade var, muhalefete sert bir yaklaşım var o günlerde…

Danıştay yakın bir zamanda Ayasofya hakkında nihaiyi karar verecek. Kararın açıklanmasının yaklaşmasıyla siyasi kulislerde Ayasofya’nın geleceği tartışma haline geldi, bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Kariye Müzesi, Kariye Vakfı’nın mahkemeye başvurması sonucunda camiye çevrilme aşamasında. Şimdi Danıştay’ın elinde emsal bir karar var yani… Bir müze kiliseyken müzeye, müzeyken camiye çevrilen bir yapı, şuan tekrar camiye çevriliyor. Ayasofya’nın da bu emsal karardan dolayı Danıştay’dan herhangi bir problem olmadan geçirileceğini düşünüyoruz. Hukuki anlamda bütün argümanlar Ayasofya’nın lehineyken imza problemi varken, Bakanlar Kurulu’ndan çıkan Ayasofya’nın müze olmasına dair kanun Resmi Gazete’de yayımlanmamış haldeyken, sayı numarasında problemler varken, yani kanunun kendisinde esastan ve usulden hatalar varken Danıştay’ın aleyhte bir karar vereceğini zannetmiyorum. Bütün göstergeler cami noktasında Danıştay’ın kötü bir şey söylemeyeceğini ifade etmektedir. Velev ki söyledi ne olacak; Ayasofya’yı müzeye çeviren mahkeme değil Bakanlar Kurulu kararı… Sıkıntı yok yani bir B şıkkı var.

Ayasofya’ya bir pazarlık sonucumu kilit vuruldu?

Ayasofya’ya bir pazarlık sonucumu kilit vuruldu, pazarlık varsa kimle kim arasında bir pazarlık var… Bu pazarlık yapılan masanın başında Atatürk diğer ucunda başka kuvvetler mi var? Bu sözlerin, bu soruların cevabı verilecek ülke, 5816Sayılı Kanun’la Atatürk’ün koruma kanunuyla koruma altına alındığı ülke bu ülke değil. Bu konuyu başka bir ülkede konuşalım… Atatürk’ü Koruma Kanunu varken “Atatürk birileriyle gizli bir görüşmemi yaptı”, gizli konuşma sonucunda kimlerle neler görüştü” gibi sözlerin söyleneceği ülke, bu ülke değil.

ATATÜRK’ÜN İMZASI SAHTE Mİ!

Ayasofya için alınan kararnamedeki imza sahte miydi?

1589 Sayılı Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilen 1589 Sayılı Bakanlar Kurulu’na Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlık yaptığını biliyoruz. Bunun yanı sıra o günkü hükümetin üyelerinde orada olduğunu ve bu toplantının sonucunda herkesin imza attığını da biliyoruz. Fakat orada da bir şey var Atatürk’ün imzası sahte mi, Atatürk’ün imzasının sahte olduğunu zannetmiyorum…

“Çamlıca Camii doldu taştı”
Yunanistan’ın, Bulgaristan’ın “Siz bunu camiye çevirirseniz biz de camiyi kiliseye çeviririz” diyecek bir yeri kalmadı. İslam tefekkür dünyasının, İslam felsefesinin, İslam düşünce dünyasının babası olan Muhyiddin Arabi gibi bir adamı çıkartan yapı nasıl bir yapıdır, şehir nasıl bir şehirdir… Muhyiddin Arabi’nin yetiştiği medrese, büyüdüğü şehir nasıl bir şehirdir; muhteşemdir. Muhyiddin Arabi, Lizbonlu Lizbon. Bugün Lizbon’da İslam’ın “i”si yok, tamamen dönüştürdüler. Şimdi onlar yapınca iyi, biz yapınca kötü!.. Bir tane Yunanlı arkadaş, “Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii’ni niye kiliseye çeviriyorsun önce mevcut kiliseleri doldur da sonra bu camiyi kiliselere döndür” demedi. Bu cümle yalnız Türkiye’ye has bir cümledir diyeceklerim bu kadardır… Bir tek insan tek bir insan Ayasofya’da namaz kılsa bile sıkıntı yok. Ayasofya İstanbul’un fethinin nişanesidir, Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kılıç hakkıdır. Ayasofya tam 1.500 yıl Ortodoks dünyasına başkentlik yapmış İstanbul’a İslam dünyasının vurduğu bir imzadır. İşin manevi boyutu vardır, maddi boyutlarını boş verin… İçinde belki hiç namaz kılmayacaklar önemli değil.Yeter ki orada âlem sallansın, yeter ki ben oraya biletle değil,abdestle gireyim.Bu kadar basit…“Çamlıca Camii’ni niye yaptın, Çamlıca Camii’ni dolduracak insan var mı” diyen kendisini Müslüman olarak ifade eden bir partinin başkanı var!.. Bir gün gitsin de sabah namazında ne kadar Müslüman var görsün… Bir gün gitsin de cuma namazlarında Çamlıca Camii’nin bahçesinde kaç bin Müslüman namaz kılıyor görsün…

Fetih günü Ayasofya’da neler yaşandı?

29 Mayıs 1453 Salı günü 7 bin kişilik ordu Ayvansaray’danZeytinburnu’na kadar 6 bin 800 metrelik bir yoldan içeriye doğru girdi. İlk gün içeride mahalle mahalle, sokak sokak çatışmalar yaşandığı için Fatih Sultan Mehmet Han’a Turalı Paşa ve Zarluz Mehmet Paşa izin vermedi içeri girmesine. Çünkü içeride hâlâ çatışmalar devam ediyordu. Biz bu şehri sokak sokak savaşarak aldık, yani surları yıktık da aldık değil akşama kadar savaş devam etti. 30 Mayıs 1453’te şehre girer girmez Ayasofya’ya geldi. Burası çok önemli… Ayasofya Camii’nin en dış kapısı Sultanahmet’e bakan kapsına bembeyaz atıyla geldi ve orada indi. Besmele çekti ve Fetih Suresi’ni okuya okuya Ayasofya’nın kapısına kadar geldi.Kapılar kapalıydı sonra orada bir dua etti ve elini yüzüne sürdü. “Bismillahirrahmanirrahim El-Fettah” dedi… Kapıları açtı, içeriye girdi. Ayasofya’nın yarısı İstanbullu ordusundan korkan titreyen Yunan halkıyla doluydu.

Fatih Sultan Mehmet Han içeri girince onları gördü, Romalı tarihçi Andronikos Krvetilosun kitabında yazdığına göre, Fatih Sultan Mehmet Han ellerini açarak, Yunanca “kardeşlerim” dedi gülümseyerek “Bu şehir bizim, artık canımızda bir, malımızda bir, şehrimizde bir, dün ne yapıyorsanız bugünde yapmaya devam edin, Bu şehri birlikte elbirliğiyle imar edeceğiz. Can güvenliğiniz, mal güvenliğiniz bana aittir.” dedi. İlk gün Ayasofya’ya sığınmış olan Romalı İstanbul halkıyla Fatih Sultan Mehmet Han’ın ilk karşılaşmasında Yunanca konuşan sarıklı, şalvarlı böyle sakallı bir Doğu adamını gördü, Batı Romalılar çok şaşırdılar çünkü onların diliyle onlara “Kardeşlerim” diye hitap eden bir Sultan vardı karşılarında.

Yorumlar (1 Yorum)

  • Avatar

    Rohat yılmaz

    Kendine güvenen herkes dünyayı yönetebilir

Yorumları Gör (1 Yorum)