Son Dakika

Bir asır sonra aynısını yapmak istiyorlar

Sultan 2. Abdülhamid’in torunu Kayıhan Osmanoğlu, 1909’da Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid’e İttihatçılar tarafından yapılan 31 Mart darbesinin bir benzerinin, tam 110 yıl sonra 31 Mart 2019 Seçimleri’yle Başkan Erdoğan’a da yapılmak istendiğini ifade etti.
Bir asır sonra aynısını yapmak istiyorlar

34. Osmanlı Padişahı, 99. İslam Halifesi Sultan 2. Abdülhamid Han’ın 4. kuşak torunu Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, dedesi 2. Abdülhamid ve amcası Sultan Abdülaziz ile olan benzerliğiyle dikkat çekiyor. Kayıhan Osmanoğlu, Fatih Erbakan’ın genel başkanlığını yürüttüğü Yeniden Refah Partisi’ne katılarak sürgünden sonra siyasete giren ilk Osmanoğlu ailesi üyesi oldu. YRP’nin 31 Mart 2019 seçimleri'nde Cumhur İttifakı’nı desteklediğini duyuran da Kayıhan Osmanoğlu oldu. Yaptığı ilklerle gündeme gelen Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, Diriliş Postası’na önemli açıklamalarda bulundu. Biz sorduk, o içtenlikle cevapladı…

Siyaset yanlış anlaşılıyor

Sürgünden sonra siyasete adım atan Osmanoğlu Hanedanı ilk üyesi sizsiniz. Bu kararı almak zor oldu mu, hedefleriniz neler?

Siyaset Türkiye’de nedense çirkin ve utanılacak bir eylemmiş gibi yansıtılıyor maalesef. Hâlbuki siyaset anlam itibariyle; devlet işlerini düzenleme ve yürütme ile ilgili özel görüş veya anlayıştır. Arapça kökenli olan bu kavramın anlamı devlet, yönetme ve yönetim anlamlarına geliyor. Siyaset ehil kişiler elinde bir sanat, ancak ehil olmayanların elinde çirkin bir ucubeye dönüşebiliyor. Türkiye’de ehil kişilerin elinde siyaseti yeniden bir sanata dönüştürmenin ve memleketin sorunlarını kendi sorunlarının önünde gören insanların uğraşısı yapma amacını en önemli hedef olarak görüyorum.

Vatandaş sevinçli

Vatandaşın yaklaşımı nasıl bu konuda?

Vatandaşımız samimi ve çalışan insanların işbaşında olmasını istiyor. En başından beri şahsıma gösterilen ilgi ve alakayı büyük bir sevinçle karşıladığımı söylemek isterim. Partimiz kısa süre içerisinde milyonlarca üyesiyle Türkiye’nin en hızlı büyüyen partisi haline gelmiştir. Bu ilginin her geçen zaman daha da arttığını görüp mutlu oluyoruz.

Emaneti ehline vermeli

Neden Yeniden Refah Partisi?

Siyasetin hedefi insandır. Duyduğumuz, gördüğümüz, okuduğumuz siyasi bir olay dönüp dolaşıp bizim hayatımızı etkiler. Öyleyse siyasete katılmak mecburiyetindeyiz. Siyaset iyi olmalıdır; doğru olmalıdır. Çünkü yanlışsa düzeltmez, ehli olmayan ellerde ise ehline vermek bizim görevimizdir. Yoksa döner gelir hepimize zarar verir. Siyasetin konusu iktidardır. İnsanlar eşit değiller, bir arada yaşayabilmek için ortak kurallar geliştirmeye ve bu ortak kuralları uygulayacak bir otoriteye ihtiyaçları vardır. Bütün bu prensiplerin Yeniden Refah Partimizde karşılık bulacağını düşündüğüm için bu partide siyaset yapmaya karar verdim.

Tek hedefleri 2'inci Abdülhamid’di

31 Mart tarihimizde kara bir gün olarak yer alıyor. 31 Mart’ta Türkiye seçime gidiyor ve siz de Cumhur İttifakı’na destek açıklaması yaptınız. 31 Mart 1909 ile 31 Mart 2019 arasında bir bağ var mı?

31 Mart Vakası diye tarihe geçen bu olay, 14 Nisan 1909 tarihine rastlamaktadır. Tarihçiler bu olayın, kendi zulümlerini örtmek isteyen İttihatçılar’ın, dedem sultan 2. Abdülhamid hanın tahttan indirilmesini temin etmek için, İngiliz Gizli Servisi’nin yardımı ile ve İngilizlerin aleti olarak tertipledikleri bir hadise olduğunda ittifak etmişlerdir. Ancak suç, samimi Müslümanlar’a yıkılsın diye, bir kısım dini sloganlar kullanılmış ve “Şeri’at elden gidiyor” diye dine ve dindarlara hücum planları hazırlanmıştır. İttihatçılar, kendilerinin düzenledikleri bu olayı, dindarları mürteciler diye suçlayarak dindara yıkmışlar ve maalesef kendileri gibi düşünen tarihçileri de kullanarak, bu olayı en büyük irtica olayı diye takdim etmişlerdir. Böyle bir tertibi fiiliyata dökmek için hem yeterli sebepler vardır ve hem de memleketin bazı halleri böyle bir fitne için alevlendirici özellik arz ediyordu. Bu olayın asıl sebebi, İttihatçıların yaptıkları zulüm ve istibdaddı. İttihatçılar, tam bir zorba kesilmişlerdi ve muhaliflerini sokaklarda öldürecek kadar azıtmışlardı. Mesela, İsmail Mahir Pasa, muhalif gazetecilerden Ahmed Samimi ve Hasan Fehmi Bey, İstanbul caddelerinde açıkça öldürüldü ve faili meçhuller artmaya başladı. Sultan Abdülhamid, Meşrutiyet’in gereği icraya karışmıyor ve sadece temsil vazifesini görüyordu. Devlete daha çok hâkim olmayı isteyen İttihatçılar, yabancı devletler tarafından 2. Abdülhamid’e karşı bir şeyler yapmaya zorlanıyorlardı. Onlar için tek hedef, gölgesinden dahi korktukları Sultan Abdülhamid idi. Bugün de benzer senaryoların gündeme taşınmak istendiğini görebiliyoruz.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.