Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Çiğ köftede yeni bir soluk: Turkish sushi

Esnaflık, müşteri memnuniyeti ve iletişim becerisine büyük önem verdiklerini vurgulayan Tadıtam Çiğ Köfte Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Erdoğan, “İnsanların çiğ köftemizi çok beğenmesinin ve yoğun şekilde talep etmesinin sebebi, kullandığımız kaliteli malzemedir. Bu Lezzeti 2 buçuk senede yakaladık. 21 çeşit baharat kullanıyoruz. Vura vura yoğurduğumuz için bulgurun taneleri parçalanmıyor.” dedi.

Süleyman Alpaydın
Çiğ köftede yeni bir soluk: Turkish sushi

Diriliş Postası Reklam Genel Müdürü Süleyman Alpaydın/Mülakat

Çiğ köfte konusunda farklı bir lezzeti müşterilerini buluşturan Tadıtam Çiğ Köfte Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Erdoğan’a sektöre nasıl girdiklerini, neyi hedeflediklerini ve çiğ köftedeki mesleki sırlarını siz Dirilişi Postası okuyucuları için paylaştı.

Çiğ köfte sektörüne nasıl girdiğinizi anlatabilir misiniz Sayın Cengiz Erdoğan?

1984 Adıyaman doğumluyum. 8 kardeşiz. Abim dershanelerde çiğköfte yoğururdu. Bir gün küçük salça kutusunun etrafını temizlerken parmağını kesti. İlk çiğ köfte deneyimimi orada kazandım. Acemi olmama rağmen çiğköftem çok beğenildi. Ben o günden sonra çiğköfte yapmaya karar verdim.

Çocukluk dönemlerimde durumumuz çok kötüydü, fakir bir aileden geliyordum. Annem bulgur pilavını yaparken yağ bile kullanamıyordu. Bu süreçlerde çok sıkıntılı dönemler geçirdim. Tüm kardeşlerim meslek sahibi olduklarından dolayı ailemin benim üzerime kurulmuş hep bir Memur olmam için hayalleri vardı. Oysaki ben ilk yaptığım çiğköftenin verdiği özgüvenle memur olarak değil de bir çiğköfte markası olmak istiyordum.

“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK MARKASI OLACAĞIM”
Çiğ köftede markalaşmak gibi bir hayalin var mıydı? Malzemenize ne kadar güveniyorsun?
Tabii ki ben her zaman “Türkiye’nin en büyük markası olacağım” diyordum ve başardım. İnsanlara “çiğ köftemi çok beğeneceksiniz” dediğim de “neye güveniyorsun” diye sorarlardı. Benden önce çiğ köftem kendisine çok güveniyor. Çünkü kullandığım malzemeler çok kaliteli ürünlerdir.
İlerleyen dönemlerde işlerimi büyütmek için daha kurumsal bir hale getirmek için Ortak aldım. Kadıköy’de bir şube açtık. Toplamda 3 şubemiz oldu. Şirinevler’de, Kadıköy’de ve şuanda Bağdat caddesinde açılıyor. Şube açarken öncelikle vitrinlere bizim çiğ köfteleri tattırıyoruz, kendimizi gösteriyoruz.
Lezzetini 2 buçuk senede buldum. 21 çeşit baharat kullanarak yoğuruyoruz. Vura vura yoğurduğumuz için bulgurun taneleri parçalanmıyor.

Annemin; ‘Memur olmazsan sana sütümü helal etmem’ demesiyle üniversite sınavlarına girdim ve Fethiye Sağlık Yüksek Okulu’nda Hemşirelik Bölümünü kazandım. Üniversite’ye giderken yanıma, aşkla yaptığım çiğköfte tepsimi götürdüm.

Üniversitede sürekli çiğ köfte yapmaya başladım. Arkadaşlarım tarafından çok beğenilmeye başladı. En yakın arkadaşım Muhammed Taşdöğen bir gün misafirlerine özel çiğköfte yapmamı rica etti.

Ben de seve seve yapacağımı söyledim. Misafirlerden de olumlu dönüşler alınca arkadaşlarımın ısrarıyla ücretli olarak yapmaya başladım. İlk ticaret hayatıma o gün başladım. Fethiye’de ailemin tepkisine rağmen küçük bir dükkân açma kararı aldım. Lokasyonu çok kötü bir yerde ve ara sokakta kaldığından dolayı iş yapmıyordu, bilinmiyordu. Benim para kazanmam lazımdı. Ailemin de memur olmam baskısı üzerine her şeye rağmen mücadele etmek durumunda kaldım. Orada işler iyi gitmedi. Bana en büyük katkısı esnaflık, müşteri memnuniyeti, iletişim becerisi vs. tecrübe kazandırdı.

“SOKAK SOKAK GEZİP ÇİĞ KÖFTEMİ TATTIRDIM”

Okul bitince KPSS’ye girdim ve Süleymaniye Kadın Doğum Hastanesi Hemşirelik Bölümü’nü kazandım. İstanbul’a memur olarak döndüğümde el arabamı aldım ve arkadaşımla beraber sokak sokak gezip çiğ köftemi tattırdım. Arkadaşımla beraber İstanbul Şirinevler ilçesinde bir dükkân açmaya tekrardan yaptığım çiğköfteleri ticarete dökmeye karar verdim. Dükkânın maliyeti 60.000 TL olduğundan dolayı kız kardeşimden kredi çekmesini istedim. Onunda destekleriyle ortağımla beraber dükkânı açtık. Hastanede ayriyeten çalıştığım için dükkânın tüm mali işlerini ortağıma devrettim. İşten çıktığımda 2-3 saatlik uykuyla dükkânıma gider yine işimin başında dururdum.

İlerleyen dönemlerde Adıyaman’dan özel sipariş ettiğim turşular kargocu arkadaşım bilgisi üzerine ortağımın beni dolandırdığını öğrendim.

Yolları ayırmak durumda kaldım ve ablamın destekleriyle dükkânda yönetimin başına geçirdim. İşler hâlâ yolunda gitmiyordu, müşteri gelmiyordu. Ailemden 5.000 TL borç istedim reklamımı yapamıyordum, bu konuda destek olmadılar. Psikolojik olarak çok yıpranmıştım, uykusuz, yorgun, agresiftim. Ondan dolayı dükkânı kapatmamı bir an önce kendime gelmemi istiyorlardı. Üzülmedim kendi başımın çaresine bakmaya karar verdim.

Yurtdışında çalışmayı hedefliyor musunuz
İstanbul büyük bir pazar olduğundan dolayı her ne kadar yurtdışından teklifler gelse de hedefimiz ileri tarihlerde olacak. Şu anlık Kıbrıs’a Kocaeli’ne, Ankara’ya, Bursa’ya bayilik verdik. Dükkânların açılmasını bekliyoruz. Sağlam adımlarla ilerliyoruz.

“DÜRÜME TURKISH SUSHİ İSMİNİ VERDİK”

Bir gün işlerim yine hiç yolunda gitmezken Şirinevler’de Turan diye bir arkadaşım geldi. “Cengiz Ağabey, senin çiğ köften çok lezzetli bunu değerlendirelim, sosyal medya paylaşalım” dedi.

Ben de bir umutla onayladım ve klasik çiğ köfte sıkımları, dürümleri yaptım. Fotoğrafları çekildi fakat tek bir sorun vardı diğer çiğ köftelerden farklı bir şey yapmam gerekiyordu. Aklıma son dakikada bir şey geldi. Lavaşımı çiğ köftenin üzerine bastırıp bolca zeytinyağı döktüm. Yan bir şekilde dilimledim.

Sosyal mecralarda paylaştık. Yaptığım dürümler ortada kalınca biz de yemeğe başladık ve tadını herkes çok beğendi. İlerleyen günlerde gelen müşterilere zeytinyağlı dürümün lezzetini tattırdım isim bulmaya çalıştım. İnsanların görünüş olarak sushi’ye ve beytiye benzetmesiyle yaptığım dürümü Turkish Sushi ismini vermeye karar verdim.

Çap-pat müşterilerim olmaya başladı. Abimin Gökhan Bey diye bir arkadaşı vardı. Sosyal medya yemek sayfasında aktif bir kitlesi vardı. Tanıştım ve fotoğraf çekimlerine ve video çekimlerine başladık.

2-3 gün sonra bir 1 bayan 1 erkek müşterim geldi ve ‘biz ne zamandır bu yeri arıyorduk sonunda bulduk’ dediler. Ben bir şaşkınlıkla dükkâna aldım ve başladık sohbet etmeye. ‘Nereden geldiniz’ diye sordum. ‘Anadolu Yakası’ndan geldik’ diye cevap verince “Bu çiğ köfte için neden karşıdan geldiniz nereden buldunuz” dedim.

Gökhan Bey’in sosyal medyasından bulmuşlar. Ben bir heyecanla tüm yaptığım çiğköfteleri ücretsiz olarak ikram ettim. Sosyal medyanın gücünü fark edince artık 3 saatlik uykularımda bölündü ve Sosyal mecralara yöneldim. Videolarımı aktif sayfalara, gurme sayfalarına gönderiyordum. Her gün birilerine mesaj atıyordum.

“BAYİLERİMİZE BÜTÜN ÜRÜNLERİ HAZIR TESLİM EDİYORUZ”
Peki Dursun Erdoğan, sizce Tadıtam Çiğ Köfte’nin kurumsal yapısı ne durumdadır, nasıl ilerliyorsunuz, bayilik ve şubeleşme sistemleriniz nelerdir?
İlk başta kurumsallaşmaya Bayim Olur Musun Fuarı’nda başladık. Fuara özel ilk 30 şubeye isim hakkı bedeli almıyoruz. 30 şubeden sonra her vereceğimiz şubeye 50.000 TL ücret alacağız. Bayilik taleplerini internet sitemizde ki yer alan Franchise Başvuru Formu’na yatırımcılar dolduruyor. İrtibata geçildikten sonra lokasyon bölge tespit ediliyor, m² ‘ine göre bir yatırım fiyatı çıkıyor. Bayilikler için yatırımcıya bütün ürünleri hazır ettiğimiz bir kutumuz var. İçerisinde bulgur, zeytinyağı, nar ekşisi vs. paket şeklinde gönderiyoruz. Bayilerimiz için operasyon tarafında ustalarımız tarafından yatırımcılara yoğurma eğitimleri verilecek.
Lokasyon belirlemede
şartlarınız var mıdır?
Tabii ki de oluyor, genellikle ana caddelerde ilk etapta yatırım planlaması yapıyoruz. 2. veya 3. sokaklara daha sonra girmeyi düşünüyoruz. Çünkü biz normal bir çiğköfte işi yapmıyoruz aynı anda bir buluş içerisine giriyoruz. İlerleyen dönemlerde farklı bir buluşlar için çalışıyoruz…

“DÜKKÂNINIZA UĞRAMAK, ÇİĞ KÖFTENİZİ TATMAK İSTİYORUM”

Hastanede çalıştığımdan dolayı hiç uyuyamıyor, yorgun bitkin bir vaziyetteydim. Hemşire arkadaşımdan rica ettim her gün 2 saat uyku için beni idare etti. Bu dönemlerimde Anıl diye bir arkadaşım profesyonel video çekimleri yapıyordu. Benim bu gayretimden dolayı ücretsiz olarak video çekimleri yapacağını söyledi.

Çekimlerden sonra her geçen gün 10 lavaş alırken 50-60 lavaş almaya başladım. Dükkânımda sürekli müşterim oluyordu. Bir gün sosyal medya hesabımdan mesaj geldi. Suat Durmuş, “Senin dükkânına uğramak, çiğ köfteni yemek istiyorum” dedi.