Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Deprem çocuklara mutlaka anlatılmalı

Deprem her yaş grubu için ciddi bir travmadır. Olaya anlam vermekte zorlanan çocuklar için daha şiddetli travma oluşturur ve temellerin sarsılmasına sebep olur. İstanbul Medipol Üniversitesi Uzmanı Klinik Psikoloji Sevilay Sitrava ise, “Deprem, çocuklara hem net bir şekilde, ama hem de oyun gibi anlatılmalıdır.” dedi.

Deprem çocuklara mutlaka anlatılmalı

Ebru Okanlar / Mülakat 

Deprem korkusu, sadece uyku bozukluğuna değil, aynı zamanda iştah kaybına ya da iştah artmasına, tedirgin olma halinin artmasına, kapalı alanda kalamama gibi korkuların tetiklenmesine, daha hızlı kalbin çarptığına, kalbin sıkıştığına dair olan inançların artmasına, panik atak belirtilerinin artmasına sebep olabiliyor açıklamasını yapan Klinik Psikoloji Sevilay Sitrava depremin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini Diriliş Postası’na anlattı.

İstanbul Medipol Üniversitesi Uzmanı Klinik Psikoloji Sevilay Sitrav

EN BÜYÜK ETKİ GÜVEN DUYGUSU

Deprem insanların psikolojisini nasıl etkiler?

Deprem, insanların psikolojisini birçok yönden olumsuz etkiler. Bu etkilerin en başında kişinin güven duygusunun yara alması gelir. Güven duygusu, bizim bu dünyaya geldiğimiz ilk günden itibaren, diğer insanlarla kurduğumuz ilişkilerde ihtiyaç duyduğumuz temel duygudur. Güven duygusu, insanın iç dünyasının temellerini attığı duygu. İç dünyayı bu temeller üzerine inşa ediyoruz. Güven duymadığınız bir anne-çocuk ilişkisi düşünün, ya da güven duymadığınız arkadaş ilişkisi düşünün. Ne kadar zorlayıcı ve tetikte hissetmeye sebep olur. Siz güvenmek istersiniz, sırtınızı yaslamak istersiniz, tam oldu şimdi güvenebilirim diyecekken, bir bakmışsınız ki hiç beklemediğiniz anda size beklemediğiniz bir şey söyledi, bir şey yaptı. Tıpkı deprem gibi. Deprem, hiç beklemediğimiz anda, temellerin sarsılmasına sebep olur. Güven duygusunun yara almasına, dolayısıyla büyük içsel acıya neden olur. Büyüklerimiz öz-güveni işaret etmek için “ayakların yere sağlam bassın” derlerdi. Deprem olduğunda, yere sağlam basmak olanaksız, sağlam bir zemin olmadığından. Bu güvensizlik duygusu da, beraberinde korkuları ve kaygı bozukluğunu getiriyor. Deprem güvensizlik uyandırıyor, çünkü belirsiz bir zamanda oluveriyor. Ne kadar süreceği, nasıl sonuçlanacağı, zemin sallanırken ne olacağını kimse bilemiyor. Bu belirsizlik hali, korkuların ortaya çıkmasına ve kontrolsüzlük duygusuna sebep oluyor. Korkuların olması, bir sonraki adımda ne olacağının bilinmeyişi, belirsizlik ve kontrol edememe hali de kaygı bozukluklarını beraberinde getiriyor.

PSİKOTERAPİSTLERİN MÜDAHALESİ LAZIM

Bu süreçte ölenler, yaralananlar, sağ kurtulanlar ve yakınlarını kaybedenler oldu. Bu insanların psikolojik desteğe ihtiyacı var mı? Kimler, nasıl destekte bulunmalı? Destek ne kadar sürmeli?

Depremi şiddetli bir şekilde bir yaşamış olan herkesin psikolojik destek alması süreci daha sağlıklı geçirmelerini sağlar. Bu desteği, uzman klinik psikologların, travmalarda kriz müdahale konusunda uzman olan psikoterapistlerin vermesi gerekir. Aynı zamanda sosyal destek ağlarının oluşturulması, depremzedelerin güven duygularını inşa etmelerinde oldukça kıymetlidir. Bu psikolojik destek süresi, kişinin depremi nasıl yaşadıklarına göre değişir. Kişiler aynı depremi yaşarlar, ancak farklı deneyimlerler. Kendi geçmiş hikayelerinde güven duygusu daha az ya da yok ise, kaygı ve korkuları çok daha fazla ise depremi çok daha ağır ve şiddetli yaşar. Dolayısıyla tedavi süreci de daha uzun olur. Süre vermek çok zor, ancak şu nettir; depremi şiddetli yaşamış birinin tedavi sürecinin sonlanması için, güven duygusunun yeniden inşa edilmesi, kaygı ve korkularının yönetilebilir hale gelmesi, kişinin gündelik hayatındaki işlevselliğini arttırmak, tedavi süreci için ulaşılması gereken hedefl erdir. Bunlar tamamlandıktan sonra, destek süreci sonlanabilir.

YETİŞKİNLER ANLATMALILAR

Deprem çocuklara nasıl anlatılmalı?

Deprem, çocuklara hem net bir şekilde, ama hem de oyun gibi anlatılmalıdır. Böylelikle çocukların korkularını tetiklemeden, güven duygularını zedelemeden, ama özellikle fiziksel olarak tehlikenin olduğunu da belirterek çocukların güven duydukları yetişkinlerin anlatması gerekir. Bu yetişkinler, anne, baba, öğretmen, ya da akraba olabilir. Hatta oyun ile birlikte denemeler de yapılmalıdır. Böylelikle çocuklar deprem anında da, güvensizlik duygusuna kapılmadan, daha önce oynadıkları oyuna benzer bir durumun içinde olduklarını var sayabilirler. Bu, deprem sürecini daha kolay ve sağlıklı yaşamalarına olanak sağlar.

KAYIP, AĞIR BİR SÜRECİ BERABERİNDE GETİRİR

Yakınını kaybeden çocuklara bu durum nasıl anlatılmalı? Kim anlatmalı? Anlattıktan sonra çocuklara nasıl yaklaşılmalı?

Yakınını kaybeden çocuklara gelişimsel düzeyine göre, güven duyduğu, yakın olduğu bir aile büyüğü tarafından çok zamanı ötelemeden, ama çocuğun ruhsal ve fiziksel sağlığından emin olduktan sonra kayıp haberi verilmelidir. Kayıp, çok ağır bir süreci beraberinde getirir. Hele ki depremden dolayı yakınlarını kaybeden çocuklar ya da yetişkinler çok zorlayıcı bir süreçten geçer. Kayıp haberi paylaşıldıktan sonra, mutlaka çocukların psikoterapi tedavisi altında olmaları gerekir. Yaşadıkları ağır bir travmadır ve izlerinin hayat boyu üzerlerinde kalmaması için bir an önce tedavi edilmesi gerekir. Bu tedavi sürecine ön ayak olmak ya da devam ettirmek de aile yakınlarının takip edebileceği bir durumdur.

HERKES PSİKOLOJİK DESTEK ALMALI

Hangi hasta türleri direkt destek almalılar?

Depremi şiddetli olarak yaşamış olan her bir kişinin destek alması gerekir. Ancak, bazı kişiler daha ağır yaşarlar. Onların ivedilikle psikoterapötik süreçlerinin başlamasını öneririm. Bu kişiler, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), kaygı bozukluğu, major depresyon gibi hastalıkların belirtilerini gösteren kişilerin doğrudan psikolojik destek almaları gerekir.

ÖNCELİK FİZİKSEL GÜVENLİK

Deprem psikolojisiyle başa çıkmak için neler yapılmalı?

Deprem, kaygıları ve korkuları uyandıran somut bir durumdur. Bir yandan kontrol etmesi mümkün olmayan, gayet belirsiz bir durumken, öte yandan bir şekilde de hazırlıklı olmanın sağlık verildiği bir durum. Öncelikle, fiziksel olarak güvenlik sağlanmalıdır. Fiziksel olarak deprem anında neler yapılmalı, neler yapılmamalı listesinin zihinde net olması önemlidir. Deprem konusunda kişiler bilgi sahibi olmalıdır. Çünkü, net bilgi kaygıları azaltır, baş etme becerilerini güçlendirir. Bunun yanı sıra, depremin insanların iç dünyalarında tetikleyeceği konuların başında güvensizlik ve kaygılar geldiği için, kişiler sadece depremi değil, kendi bireysel yaşamlarındaki kaygılarına, korkularına da kulak vermelidir. Bunlarla ilgili psikoterapi sürecine girmek, kendi kaygıları üzerine düşünmek ve bu kaygılarla baş edebilmek için sağlıklı bir yol izlemek olacaktır.