Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Direniş ve bağımsızlığın sembolü: Cezayir

Hızır ve Oruç Reis’in Katolik İspanyol sömürgesi olmasına engellediği Cezayir, Fransız işgali günlerinden sonra verdiği bağımsızlık mücadelesi ile bağımsızlığın ve direnişin sembolü oldu. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mustafa Yasir Kurt, Cezayir - Türkiye ilişkilerinin tarihi arka planını, Cezayir'in Fransız işgalinden kurtuluşunu ve bağımsızlık mücadelesini anlattı.

Seda Şimşek
Direniş ve bağımsızlığın sembolü: Cezayir

Diriliş Postası Ankara Temsilcisi Seda Şimşek

Cezayir bugün, genç nüfusu, jeopolitik konumu ve enerji kaynakları ile Afrika’da önemli bir bölgesel aktör.

-Cezayir’in nüfus ve coğrafi özellikleri nedir?

– Resmi adı Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti (el-Cumhûriyyetü’l-Cezâiriyyetü’d-Dimukrâtiyyetü’ş-Şa‘biyye) olan ülke, Arapça adalar anlamına gelen “al-cezayir” kelimesinin, kıyılarındaki adalar için kullanılmasıyla bugünkü ismini almıştır. Ülke toprakları kuzeyde Akdeniz, doğuda Tunus ve Libya, batıda Fas ve Batı Sahrâ, güneydoğuda Nijer, güneybatıda Mali ve Moritanya ile çevrilidir. Afrika’nın yüzölçümü olarak en büyük ülkesidir.Tamamına yakını Müslüman Arap ve Berberilerden oluşan 41 milyonluk nüfusu ile Mağrip Bölgesinin en büyük, Afrika kıtasının ise onuncu büyük ülkesidir. Cezayir coğrafyasının yüzde 80’i Sahra Çölü ile kaplıdır. Ülkenin güneyinde yer alan bu çöl bölgesinde toplam nüfusun yalnızca yüzde 4’ü bulunmaktadır. Fakat 1900’lerin ortalarında Cezayir’in orta ve güney kısmında keşfedilen hidrokarbon rezervleri, bu bölgelere yatırım ve istihdamı beraberinde getirmiştir. Afrika Birliği, Arap Birliği, OPEC ve Arap Mağrip Birliği gibi örgütlerin üyesi olan Cezayir sahip olduğu kaynaklar, genç nüfusu ve jeopolitik konumu nedeniyle önemli bir bölgesel aktördür.

İSLÂM DEVLETLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPTI

-İslâm Dini ne zaman ulaşmış Cezayir’e?

-VII. yüzyılda Afrika kıtasına yapılan İslam fetihleri, Kuzey Afrika topraklarındaki Bizans varlığının son bulmasıyla ve İslâm’ın Berberiler arasında yayılmasıyla sonuçlanmıştır. Bu dönemde Cezayir’i de içine alan coğrafyada birçok İslâm devleti kurulmuştur. Abdurrahman b. Rüstem tarafından Cezayir’de kurulan ilk bağımsız Müslüman devlet olan Rüstemî Devleti’nin (777-909) yanı sıra İdrîsîler (789-926) ve Ağlebîler (800-909) Cezayir coğrafyasında hüküm süren devletlerdir. 10. Yüzyıla kadar coğrafyada etkili olan Rüstemiler, İdrisiler ve Ağlebiler’in dağılmasıyla söz konusu bölge, Fatımîler, Murabıtlar ve Muvahhidler tarafından kurulan devletlere ev sahipliği yapmıştır. Bu dönem İslam kültür ve medeniyetinin Cezayir topraklarına rengini verdiği bir dönem olmuştur.Bölgede İslam medeniyetinin genişleyerek güçlenmesi, İspanya’nın Endülüs’deki Müslüman varlığına son verdikten sonra kuzey Afrika kıyılarını işgal etmeye başlamasıyla duraklamıştır.

 Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mustafa Yasir Kurt 

BARBAROS KARDEŞLERİN EMANETİ

-Osmanlı ile Cezayir ilişkileri nasıl başlamış?

– Cezayir halkı İspanyol işgalinden kurtulabilmek için Osmanlı idaresi altına girmiş olan Barbaros kardeşlerden yardım istemişlerdir. Bölgede denizcilik faaliyetleri yürüten Hızır ve Oruç Reis’in İspanyol işgaline engel olmasıyla birlikte Cezayir’de Osmanlı dönemi başlamıştır. Cezayir tıpkı Latin Amerika gibi bir Katolik İspanyol sömürgesi olmanın eşiğindeyken Barbaros kardeşlerin mücadelesi ve Yavuz Sultan Selim’in göndermiş olduğu yardımcı birlik ve askeri teçhizatla kurtarılmıştır. 1533 yılına kadar Cezayir, Osmanlı idari taksimat ünitelerine dahil edilmemiş, daha özerk bir statüye sahip olmuştur. Bu tarihte Barbaros Hayrettin Paşa’nın İstanbul’a davet edilmesiyle birlikte kendisine Beylerbeyi unvanı verilmiş ve Cezayir’in idari statüsü belirlenmiştir. Cezayir’in idaresi Osmanlı döneminde genel olarak Beylerbeyiler Devri (1518–1587), Paşalar Devri (1587–1659), Ağalar Devri (1659– 1671) ve Dayılar Devri (1671–1830) olmak üzere dört evreye ayrılmaktadır. Osmanlının Cezayir’deki varlığı 1830 yılında gerçekleşen Fransız işgaline kadar devam etmiştir.

CEZAYİR’İN FRANSIZ İŞGALİ GÜNLERİ

-Sonra Cezayir’in Fransız işgali günleri başlıyor değil mi?

-Yunan isyanı ve Osmanlı-Rus Savaşı gibi sorunlar nedeniyle Osmanlı Devleti’nin zayıflamasını fırsat bilen Fransa, Cezayir Dayısı’nın Fransız Konsolosu’na hakaret etmesini bahane ederek 1827 yılında Cezayir’i işgale etmeye başlamıştır. 1830 yılına gelindiğinde yüz savaş gemisi ve on altı bin askerle Cezayir’i tamamen işgal etmiştir. Osmanlı her ne kadar bu işgale karşı direkt müdahalede bulunamasa da yerel liderler önderliğinde Fransa’nın işgaline karşı direniş gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte ülkenin batısındaki kabileler Emir Abdülkadir’in etrafında toplanıp onu sultan ilân ederken (1832) doğuda da Kostantine Emiri Ahmed Bey mücadeleyi bırakmamıştır. Cezayir’in Osmanlı’dan resmi olarak ayrılışı 1847 yılında Emir Abdülkadir’in Fransızlara teslim olmasıyla gerçekleşmiştir. Osmanlı bu işgal girişimine karşı askeri müdahalede bulunamamış, yalnızca protesto edebilmiştir.

SÖMÜRGECİLERE KARŞI SEMBOL AKTÖR

-Fransa bir kültür hegemonyası kurmaya çalışıyor Cezayir’de.

-Fransa’nın aşamalı işgal siyaseti neticesinde Cezayir 1848 yılında resmen Fransız toprağı ilan edilmiştir. Bu süreçte bir yandan bölgedeki işgal tüm yerel birimlerde tamamlanırken bir yandan da halkın mukavemetini kırmak için dinî, kültürel ve ekonomik baskılar yoluyla Cezayir’in İslâm-Arap kimliğini ortadan kaldırmak için planlar uygulanmıştır. Bu süreçte özellikle misyonerlik faaliyetleri ile Hıristiyanlığı yaymaya ve Fransızcayı hâkim dil haline getirmeye çalışmışlardır. Şiddet ve baskıyla ülke üzerinde kontrol sağlandıkça ülkedeki Fransız yerleşimci sayısı artmış ve tarımla hayatlarını idame ettiren halkın toprakları ellerinden alınmıştır.

-Bütün bunlar olurken aynı zamanda önemli bir direniş de gösteriyor halk.

-Yerli halkın işgalcilere karşı direnişi, I. Dünya Savaşına kadar daha mahalli çapta gerçekleşmiş, Fransa tarafından sert bir şekilde bastırılmıştır. I. Dünya Savaşından sonra Cezayir’de kurulan milliyetçi teşkilatlar, ülke genelinden sömürge yönetimine karşı bilinç oluşturmada ve örgütlü bir şekilde direniş göstermede oldukça etkili olmuştur. Bu süreçte özellikle 1954 yılında kurulan Ulusal Kurtuluş Cephesi, yayımladığı bağımsızlık bildirgesi ve sömürgecilere karşı ayaklanma çağrısıyla sembol bir aktör olmuştur. 8 yıl süren ve 1.5 milyon insanın canına mal olan Cezayir Bağımsızlık Savaşı, 1962 yılında Cezayir’in Ulusal Kurtuluş Cephesi önderliğinde bağımsızlığını kazanmasıyla sonuçlanmıştır.

BAĞIMSIZLIK SONRASI CEZAYİR

Ülkenin bağımsızlık sonrası sürecini değerlendiren Mustafa Yasir Kurt, “Yaklaşık 130 yıl süren sömürge yönetimine rağmen bağımsız Cezayir, sahip olduğu doğal kaynaklar sayesinde kalkınmasını hızlı bir şekilde gerçekleştirmiştir. Bağımsızlığını kazandıktan bir buçuk yıl sonra kurulan SONATRACH şirketi, devletin yegâne gelir kaynağı olan hidrokarbon sektörünü işleterek, sömürgeciliğin ve bağımsızlık savaşının neden olduğu ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın son bulmasına yardımcı olmuştur. 2018 verilerine göre sahip olduğu 12.2 milyar varil kanıtlanmış petrol rezerviyle Afrika’da üçüncü büyük rezervlere sahiptir. Aynı zamanda 159.1 trilyon Tcf ile Afrika’da Nijerya’dan sonra doğal gaz rezervine sahip ikinci ülke konumundadır. Fakat gelir kaynaklarını çeşitlendirememesi nedeniyle ekonomik anlamda problemlerle karşılaşan Cezayir’in, 2017 verilerine göre GSMH’sı 172 milyar ABD dolardır” dedi.

– Son dönemde ülke genelindeki protestolar ile gündeme gelmişti Cezayir.

-Geçen yıldan bu yana ülke genelinde yapılan gösterilerle gündeme gelen Cezayir’de, 12 Aralık 2019 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerle birlikte yeni bir dönem başlamıştır. 1999 yılından bu yana cumhurbaşkanlığı yapan Bouteflika’nın yeniden seçimlere aday olacağını açıklaması üzerine başlayan gösteriler, Bouteflika’nın adaylığını çekmesiyle durulmuş ve yapılan seçimlerle birlikte ülkedeki siyasi atmosfer daha istikrarlı bir hale gelmiştir. Seçimleri kazanan eski Başbakan AbdulmecidTebbun, “Afrika açılımı” ve “Cezayir’i sömüren Fransa’ya yönelik sert tutum” vaatleriyle dikkat çekmiştir.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri