Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Diziler aile mabedini yıkıyor

Sizin, çocuklarınızın ya da ailecek hep beraber izlediğiniz bir dizi var mı? Peki, o diziyi neden seviyorsunuz? Aksiyon, entrika, romantik, komedi hangi tür? Biliyor musunuz aslında hepsinin hedefi aynı; aile… Peki, bu tehlike karşısında neler yapmalıyız?

Durim Abazi
Diziler aile mabedini yıkıyor

Televizyon kanallarının çoğalması ve ardından gelen dizi furyası çığırından çıkarak büyüyor. Dizilere baktığımız zaman toplumu dizayn aracı gibi kullanıldığını görmek mümkün. Sosyal Medya Uzmanı Deniz UNAY, dizilerin toplum üzerindeki etkileri hakkında konuştuk.
Ailecek ve beğenerek izlediğimiz diziler topluma zarar veriyor diyen Unay, “Dizilerin hangi kategoride olduğu değil, hangi mesajı verdiği önemlidir. Komedi izleseniz ya da romantik bir dizi farketmez ne yazık ki, dizilerin büyük çoğunluğu Türk aile yapısına uygun olmayan ve bu aile yapısının dibine dinamit bırakan birer tehlikeli yapı haline dönüştüler” tespitini yaptı.

“BİZİM İÇİN AİLE ÇOK ÖNEMLİDİR”

Bizim için aile kavramı ve aile olmak hayatın doğal akışı ve değerlerimizin devamı için vazgeçilmez bir unsurdur diyen Unay, “Aile toplumun çekirdeğidir. Aile, bireyin sevgi ihtiyacı karşıladığı, yalnızlık korkusunu yendiği ve huzura erdiği yapıdır. Aile, bireyin zihinsel ve fiziksel gelişimi, eğitimle kültürel değerleri kazanma ihtiyacının karşılandığı birincil kurumdur. Aile, bireyin kendini güvende hissettiği ve üzüntülerini paylaştığı toplumum yapı taşıdır. Eğer aile bu yapısını kaybederse ya da kaybetmeye başlarsa sonuçları bizim için çok ağır olacaktır” uyarısında bulundu.

Dizilerdeki şiddet ve uygunsuz içeriklere dikkati çeken Unay, “Hemen hemen her kanalda yayınlanan ve izlenme oranı da fazla olan dizilerdeki şiddet görüntüleri, toplumu şiddete eğilimli hale getirdiğini görüyoruz. Özellikle gelişim çağındaki, kişiliği henüz oturmamış olan çocuklarımız üzerinde inanılmaz etkilere sebep olmaktadır. Hatırlayınız daha önceleri yayınlanan bazı şiddet içerikli dizilerden hemen sonra özellikle gençlerin özenerek yaptığı hareketler bir furyaya dönüşmüş ve irili ufaklı bir çok sözde mafya vari yapılar oluşmuş ve birçok gencin ya canı yanmış ya da hayatını karartmıştı” değerlendirmesinde bulundu.

DİZİLERİN VERDİĞİ MESAJLAR

Yayında olan dizilerin büyük bir bölümü asla bizim değerlerimize göre değil diyen Unay, “Bizim değerlerimiz ve köklerimiz öyle birkaç senede şekillenmiş değildir burada binlerce yıldan bahsedebiliriz. Fakat diziler bu binlerce yıllık değerlerimize o kadar şiddetle saldırıyor ki, birkaç yılda yüzlerce yıllık gelişimi baltalıyor. Örneğin; Bizde evlilik kutsal ve eşler arasında sadakat vazgeçilmez unsurdur. Ancak dizilerde eğer istemediğin biriyle evliysen aldatabilirsin mesajı veriliyor ve bunu normal kabul etmemiz için sürekli olarak vurguluyorlar. Sevdiğiniz biri başkasıyla evlendiyse o yuvayı bozmak, evde eğer ilgi görmüyorsan eşini aldat ve suçluda aldatılan olmalı, kaynanalar hep kötü ve sürekli entrika peşinde olmalı gibi. Bakınız bu tür mesaj veya algı operasyonu toplumun temel taşlarıyla oynadığı gibi evlilik müessesindeki güven ve sadakati ortadan kaldırmaya yönelik adımlardır” sözleriyle diziler üzerinden toplumu hedef alan tehlikeye işaret etti.

Aileyi nasıl koruyabiliriz?

Dizilerin yol açtığı tehlikelere karşı alınacak tedbirleri sıralayan Sosyal Medya Uzmanı Unay “Toplum olarak çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Yaşadığımız her olay, bir sonraki olaya temel oluyor. Halbuki olaylardan alınacak sonuçlar sonraki yaşanması muhtemel olayları engellemelidir. Bizler burada hareket etmekte çok geç kalıyoruz. Buradan sesleniyoruz sadece RTÜK’ün şiddeti dizilerden uzaklaştırmak için attığı adımlar yetmez. İvedilikle bu olaya el atmalıyız ve bunu sadece yönetici iradeden bekleyerek yapmamalıyız. Bizler bu dizilerin yeniden tekrar yeniden aynı senaryoların biraz farklı versiyonlarıyla çekilmesindeki en önemli noktayız. Biz istemezsek bu işler olmaz. Birlik ve beraberlik olay olduktan sonra yara sarmak için değil, olay olmadan onu engellemek için olursa hem zamanımız hem enerjimizi ülke ve toplumumuz adına daha verimli yerde kullanabiliriz” ifadelerini kullandı.

“PARANIN NEREDEN GELDİĞİ ÖNEMLİ DEĞİL!”

En çok dikkat çeken görüntülerden biride ihtişamlı yaşamlardır diyen Unay, “Bu tarz dizilerde ihtişamlı yaşamlar insanların kafalarına birer çivi gibi çakılıyor. Her ne hikmetse bu ihtişamda paranın nereden geldiği asla belli değil önemli olan lüks içinde yaşamak ya da yaşamak için yapacaklarınız. İşyerleri genelde hep rezidans, sıradan bir hayat yok ya da başta gösterilen sıradan hayatlar aniden ihtişamlı yaşama dönüşüyor, her zaman yeni elbise, ayakkabı ve araba kullanılmalı asla eski bir şey daha doğrusu bir şey iki kez giyilmemeli kısacası çok para harcayan müsrif olunmalı mesajı direk seyirciye veriliyor. Burada “Parası olmayan için bunun ne önemi var? Zaten yapamaz” denilmemeli çünkü, her gelir grubundaki insan kendisinin uzanabileceği lüksü bir ihtiyaç gibi görüp, ona ulaşabilmek adına yapacakları tehlikeli sonuçlara gebedir örneğin, kredi çekebilir, borç alabilir ya da çalabilir. Buda kişi veya ailesi için bir felaketle sonuçlanması içten bile değildir” sözleriyle dizilerin özendirici olmasının ne gibi felaketlere yol açacağını anlattı.

“MARJİNAL HAYATLAR MEŞRULAŞTIRILIYOR”

Asıl büyük tehlikelerden biride toplumda hoş görülmeyen bazı davranışların normal gibi gösterilmesidir şeklinde konuşan Unay, “Bizim dini ve milli değerlerimizde bazı davranışlar asla tasvip edilmez örneğin, insan canına kıymak, hırsızlık, aldatma, dolandırma, içki içip sağa sola saldırmak vb. Bunlar toplumda karşılığı olmayan ve hep kötü gözle bakılan davranışlardır. Fakat baktığımız zaman bazı dizilerde mafya yapılanması, sebepsiz yere cana kıyılması bir büyüklük, şan ve şöhret kazanma gibi gösteriliyor. Eğer haksızlığa uğrarsanız öldürmek dahil çalmak, aldatmak, dolandırmak bunlar meşru gibi gösteriliyor. Özellikle bu işleri yapanlar hep sevecen, yakışıklı ve başrol oyuncusu olunca ister istemez çocuklarımız başta olmak üzere toplumda hatırı sayılır bir çoğunluk tarafından idol olarak görülüp imrenilen kişi oluyor” diye konuştu.

“GENÇLER ÜZERİNE OYNUYORLAR”

Gençlerimiz ve genç olmaya aday çocuklarımız müthiş bir algı operasyonuyla baş başa kaldığına değinen Unay,”Bu tarz dizilerde asi gençlik hep ön planda. Genç ne dese haklı, anne ve baba asla takip edilmeyen ve sözü dinlenmemesi gereken bireyler gibi lanse ediliyor. Alkol, cinsellik ve özellikle şiddet gençlerin kendini ifade etme şekilleri gibi gösterilerek toplumsal değerlerimize alenen saldırılıyor. Liseliler hep asi, çalışmayan, kopyacı olmalı, çalışan ve başarılı olanlar hep ezikmiş gibi davranılmalı, itilmeli ve kakılmalı en net verilen mesajlar. Ne yazık ki okullarımıza ve gençlerimize baktığımız zaman bu tarz olayları üzülerek gördüğümüzü ve bu şekilde devam ederse bizi ileriki senelerde çok tehlikeli bir sürecin beklediğini söylemek gerekir” dedi.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri

Yorumlar (1 Yorum)

  • Avatar

    Ender Öztürk

    Aile yapımızı diziler yıkmıyor, aile yapımızı yıkmayı gaye edinen şeytani güçler içerisinde dizilerinde olduğu bütün imkanları kullanıyor aile yapımızı yıkmak için her melanetli işi yapıyor, yaptırıyor, zihinlerimizi formatlayıp tahribatın en tesirli ve yıkıcı gücü olarak bizzat aileyi kurtaracağım diye çabalayanları da (mesela KADEM) aileyi yıkmada kullanıyor.

Yorumları Gör (1 Yorum)