Son Dakika

Genç yazardan ‘Kudüs Yolcusu’ kitabı

Halep’te Aşk, Şam’dan Kudüs’e, İstanbul-İslambol kitaplarının yazarı genç ve başarılı yazar İbrahim Enes Duruay, ‘Kudüs Yolcusu’ adlı dördüncü kitabını yayımladı. Genç yazar, İstanbul’un fethiyle hayatı değişen ve rahibin gördüğü rüya sonucu Kudüs’e giden yolculuğunu anlatıyor.

Genç yazardan ‘Kudüs Yolcusu’ kitabı

Burak Çolo/Diriliş Postası

İlk kitabını on iki yaşında yayımlayan İbrahim Enes Duruay genç yaşına rağmen 4. kitabı Kudüs Yolcusu’nu yayımladı. Lise son sınıf öğrencisi Duruay beş altı yıldır, elimde kalem bir şeyler yazar dururum diyor. Birkaç yılda bir kitap çıkardığını ifade eden Duruay, “Daha önce İstanbul’u ve Şam, Bağdat, Kudüs gibi Orta Doğu şehirlerini yazmıştım. Bu kitaplar araştırma, inceleme tarzı kitaplardı.” dedi. Genç yazar İbrahim Enes Duruay ile son çıkan kitabı Kudüs Yolcusu’nu konuştuk.


Yazar İbrahim Enes Duruay.

Peki romanının konusu ne, Kudüs Yolcusu kitabı ne anlatıyor?

Kudüs Yolcusu kitabım, İstanbul’un fethiyle hayatı değişen bir rahibin gördüğü rüya sonucu Kudüs’e davet edilmesini ve Kudüs’e doğru çıktığı yolculuğu anlatıyor. Aslında rahip mekanen İstanbul’dan Kudüs’e doğru bir yolculuk yaparken, ruhen de kalbinin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarak içindeki putlar ve tabular ile yüzleşiyor. Rahip, bu yolculuk boyunca farklı hayat hikayelerine, yaşanmışlıklara ve en hakiki gerçeklere şahit oluyor.

Kitaptaki karakter çeşitliliği oldukça fazla, bir bakıyoruz Rus bir kaptan dahil oluyor olaylara, bir bakıyoruz Kudüs sokaklarında oyun oynayan bir kız çocuğu. Ayrıca romanda ana karakterin adını kitap boyunca söylemiyorsun bunun özel bir sebebi var mı?

Evet. Ana karakterin bir ismi yok çünkü ana karakter “kibri” temsil ediyor.

Kudüs yolunda kesişen hikâyeleri ve Kudüs’e olan bir yolculuğu anlatıyorsun. Neden Kudüs? Kudüs senin için ne anlam ifade ediyor?

Kudüs, gerek tarihi gerek dini gerekse politik açıdan yüzyıllardır dünyanın en önemli şehirlerinden biri.

Kudüs, Harem-i Şerif’i yüreğinde taşıyan bir İslam şehri ancak bugün işgal altında. Belki de bu işgalin en önemli sebebi Müslümanların “Kudüs Bilinci”ne sahip olmaması. Bana kalırsa Kudüs Bilinci oluşturmanın ilk adımı Kudüs’ü mütehezzip gibi ince ince hayatımıza işlemek, kendi işimizde Kudüs’e yer vermektir. Bu bağlamda edebiyat ile meşgul olan sanatçılar da adı Kudüs’e değen, yolu Kudüs’e düşen hikâyeler, romanlar, şiirler yazmalıdır. Ben kendimi bir sanatçı olarak görmüyorum ancak eli kalem tutan bir Müslüman olarak kendimi Kudüs’e karşı sorumlu hissediyorum, işte bu yüzden de yazdığım romanın yolu Kudüs’e düşüyor.

Kitabın mottosu “İstanbul’dan Kudüs’e, Ayasofya’dan Mescid-i Aksa’ya”, kitapta olayların Ayasofya’da başladığını görüyoruz. Ayasofya ve Mescid-i Aksa’nın nasıl bir ortak özelliği var?

İki farklı şehirde, iki farklı mabet ikisi de birbirinden mahzun. Biri işgalci İsrail tehdidi ile karşı karşıya. Tehdit büyük ama Mescid-i Aksa, bu grup sevdalısı dışında yalnız. Dört bir yandan kuşatılan mescidin üzerinde bir hüzün var. Ayasofya da, Mescid-i Aksa gibi mahzun bir mabet. İslam beldesinde, Müslümansız, cemaatsiz, namazsız kalmış.

Bir okur “Kudüs Yolcusu”nu neden okumalı?

Beş yüz yıl geçmişe gidip Kudüs’e doğru çıkılan bir yolculukta kendinizi muhasebe etmek, kibir üzerine tefekkür etmek için okumalı.

Yeni bir kitap projeniz var mı?

Evet, yine bir yolculuk romanı yazıyorum. Londra’dan İstanbul’a Antep’e Doğubeyazıt’a Konya’ya ezcümle Anadolu’ya yapılan bir yolculuğu anlatacağım bu kitabımda.

Yorumlar