Son Dakika

"Görevim Abdülhamid’in siyasi dehasını göstermek"

Payitaht Abdülhamid dizisinde Emanuel Karasu’yu oynayan Ali Nuri Türkoğlu, canlandırdığı karakterin tarihte her ne kadar Osmanlı’nın yıkılması ve Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmiş olmasında kilit rol oynayan bir isim olsa da dizideki görevini şöyle özetliyor:

"Görevim Abdülhamid’in siyasi dehasını göstermek"

“2. Abdülhamid’i tarihi yanlışların içinden, Kızıl Sultan sıfatından kurtarıp ‘siyasi deha olduğunun altını çizmek’ gibi bir görevi var.”

Payitaht Abdülhamid dizisinde Emanuel Karasu’yu canlandıran Ali Nuri Türkoğlu ile her cuma günü milyonları ekran başına kilitleyen Payitaht Abdülhamid dizisi ve oyunculuğu hakkında konuştuk. Türkoğlu, canlandırdığı karakterin görevini “İyi iyiliğini iyi yapacak, kötü kötülüğünü iyi yapacak ki karşıtlık ortaya çıksın.” şeklinde ifade etti. Dönem dizi ve filmlerinin önemini vurgulayan Türkoğlu, yeni bir belgesel film projesinin de müjdesini verdi. İtalyan bir neyzenin dönüşüm yolculuğunun hikâyesini anlatan belgesel filmin en yakın zamanda Türkiye’deki ve yurtdışındaki festivalleri dolaşacağını açıkladı.

TRT’nin ilgiyle izlenen dizisi Payitaht Abdülhamid’de Emanuel Karasu’yu canlandırıyorsunuz. Yine tarihi bir yönü olan Vecihi Hürkuş filminde de rol aldınız. Dönem dizi ve filmlerini günümüzde geçen yapımlara göre nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dönem dizi ve filmlerinde çalışmayı daha fazla seviyorum. Çünkü toplum olarak bir özgüven toparlamasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Özgüveni tarumar edilmiş, neslini, atasını tanımayan bir toplumun yönünü bulabilmesi mümkün değildir. Tarihi işlerin ilk örneklerinde genel itibari ile yanlışların ve eksiklerin de olduğunu, hatta ilk örneklerinin belki biraz daha sorunlu durumlar oluşturduğunu görmekteyiz. O her işte olabilir çünkü emekleme dönemidir. Dönem dizi ve filmlerinin nasıl ele alınacağının, nereden başlanılacağının iyi bilinmesi gerekir. O manada dönem işlerini çok önemsiyorum. TRT, görev ve amacı itibari ile tarihimizi anlatan, birbirini tamamlayan işlere öncülük ediyor. Görevi itibariyle de doğru bir görevi ifa ettiğini düşünüyorum.

EMANUEL KARASU KARAKTERİ ÖNEMLİ KIRILMA NOKTASI

Tarihte var olan bir karaktere bürünmek nasıl bir duygu? Role nasıl hazırlanıyorsunuz?

Çok zevkli. Kostümü giyip zamanda yolculuk yapıyor gibi o zamanlara gitmek müthiş zevk. Üstelik canlandırdığım Emanuel Karasu karakteri gibi tarihte çok önemli bir kırılma noktasına sahip, lokomotif olmuş bir ana kötü karakterden bahsediyoruz. Osmanlı’nın yıkılmasında, Abdülhamid’in hal edilmesinde büyük etkiye sahiptir. Bu karakter Abdülhamid’in yüzüne hal bildirisini okuyan karakterdir. Böyle bir karakteri oynamak insana tarihi bir sorumluluk yüklüyor. Bunu hem iyi oynayacaksınız hem de çok sempatik yapmayacaksınız ki seyirci biraz sevmesin. Öyle ya koca bir imparatorluğa türlü desiseler ile kıymış. O adamı genel olarak sevmemiz mümkün değil. Bir yandan da oyuncu olarak yükümlülüğümüz hangi karakter olursa olsun onun haklılığını ortaya koymaktır. Ben seyircilerden şöyle tepkiler alıyorum “Sizi çok seviyoruz. Ekrana çıkmanızı bekliyoruz. Biliyoruz Osmanlı’yı yıkacaksınız ama biz ekrana çıkmanızı bekliyoruz.” işte böyle sevilmek gibi bir tehlike var. Ama ne yapalım ki işimizi iyi yapıyoruz ve işimizi iyi yapınca da seyirci bizi seviyor.

Payitaht Abdülhamid dizisinde Emanuel Karasu’yu canlandıran Ali Nuri Türkoğlu
Payitaht Abdülhamid dizisinde Emanuel Karasu’yu canlandıran Ali Nuri Türkoğlu


Gerçek olay ve karakterlerin anlatıldığı dönem dizileri belgesel niteliği de taşıyor bir anlamda. İzleyiciler oldukça dikkate alıyor. Bu bağlamda oynarken bir göreviniz olduğunu düşünüyor musunuz?

Çok mühim bir görevim var o da şu: “İyi iyiliğini iyi yapacak, kötü kötülüğünü iyi yapacak, yani iyi oynayacak ki karşıtlık ortaya çıksın. Yani siyahın yanında beyaz, fotoğraf sanatında olduğu gibi.” diyebiliriz. Yani Abdülhamid’in dehasının doğru ortaya çıkabilmesi için ben kurnazlığımı doğru yapmak zorundayım. Dolayısı ile oynadığım kötü karakterin, “Abdülhamid’i tarihi yanlışların içinden, Kızıl Sultan sıfatından kurtarıp siyasi deha olduğunun altını çizmek.” gibi bir görevi var.

DİZİLERDE İLGİNÇ BİR ŞEKİLDE KÖTÜ KARAKTERLER SEVİLİR

Bir oyuncu için seyirciyi etkilemek açısından kötü bir karakteri mi oynamak daha zordur yoksa sıradan bir karakteri mi?

Risk açısından kötüyü oynamak daha risklidir. Sizi fazlaca sevme riskleri var ki bu iyi bir şey değildir. Bunun tam zıttı olarak hiç sevmeme riskleri var ve bu da iyi bir şey değildir. Aslında bu sevginin ortada bir yerde olması lazım. Bence beceri ve maharet bir parça kötüyü oynamakta. İyiyi oynamak veya kötüyü oynamak çok kabaca ayrımlar ama dünyada maharet gösterenler ve genelde sevilen oyuncular kötü karakterlerdir. Seyirci onun zekâsına hayranlık mı duyar bilemem ama ilginç bir şekilde o kötüler sevilirler. Kötüleri hep güçlü oyuncular oynar. Çünkü klasik geyik ile bir kötü kahkahası atmıyorsunuz, onu ince ince işliyorsunuz. İyi insanın etik sınırları olduğu için normal bir yaşamda yapabilecekleri sınırlıdır ama kötünün sınırları yoktur ki. O yüzden kötüyü oynamak bir noktada maharet ister. Kötünün sınırları olmadığı için risklidir ve oyunculuk becerisi gerektirir.

İnandırıcılık, oyuncuyu zorlayan bir karakterde daha çok ön plana çıkar diyebilir miyiz?

Tabii ki. Ben size burada istediğim kadar bir karakteri anlatayım bunu oynayarak anlatmam kadar etkili olmaz. Benim işim bunu oynayarak anlatmak ve size bir süre sonra o olduğuma inandırmak. Tanınıyorsa da tanınmıyorsa da “Bu adam o” dedirtebilmek. O karakter olduğuna inandırmak da adı üstünde inandırıcılıktan geçiyor. Çok yüksek bir derecede inandırıcılığınızın ve samimiyetinizin olması lazım. İnandırıcılık, yetenek ve deneyim ile elde edilen bir şey. Ama deneyim, deneyim, deneyim. Deneyim ile daha samimi, daha inandırıcı bir hale gelebilirsiniz. Biz bir illüzyon yapıyoruz ve bu illüzyonda el çabukluğu ile sizi o insan olduğumuza inanmanızı sağlıyoruz. İnandıramazsak zaten sahneden aşağı düşeriz.

DİZİLER ZİHİNLERİ AÇAR VE GENİŞLETİR

Diriliş Ertuğrul ve Payitaht dizileri izlenme rekorları kırıyor. Halk bu dizilerden tarihi gerçekleri öğreniyor diyebilir miyiz? Ciddi yapımlardan tarih öğrenilebilir mi?

Kesinlikle. Tarihi birebir, yekten bir okuma tembelliği olan insana belki tamamen öğretemiyor ise de en azından kitap okuma alışkanlığına ya da üç beş tane makaleye götürüyor ise o zaman öğretiyor diyebiliriz. Öteki türlü sadece televizyon dizisinden tarih öğrenilmez. Diziyi izlerken neresinin kurgu olduğunu nereden bilecek? Yani bunun için bir altyapı gerekiyor. Ama öğrenmemize sebebiyet verir diyebiliriz.

BU DÖNEMLE O DÖNEM BİRBİRİNE BENZİYOR

Bir de Payitaht’ı eleştiren bir kesim var. Bu kesim Osmanlı propagandası yapıldığını öne sürüp Abdülhamid’e ve Abdülhamid üzerinden Erdoğan’a hakaret ediyor. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Ne yapalım canım; Abdülhamid dönemi ile şu an yaşadığımız dönem birbirine benziyor ise. Bu onun kabahati mi? Tarihin ayıbı mı yoksa sevmedikleri siyasilerin ayıbı mı? Sonuçta bu dönemle o dönem birbirine benziyor. Zorla benzetilmiyor ki. Yine o zamanın G8’leri olan ülkeler gibi bu zamanın G8‘leri saldırı altında. Özellikle söylüyorum G8 ülkelerini. Şimdi bakıyorsunuz yine aynı alavereler dalavereler. Yine aynı oyalama taktikleri vesaire.

II. Abdülhamid dönemi günümüzle aynı!

Abdülhamid dönemiyle şu an yaşadığımız dönem birbirine benziyorsa bu onun kabahati mi? Tarihin ayıbı mı, yoksa sevmedikleri siyasilerin ayıbı mı? Sonuçta bu dönemle o dönem birbirine benziyor. Zorla benzetilmiyor ki…

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.