Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Hareketsiz yaşama dikkat! Çağın hastalığı obezite

Serdar Sezgin
Hareketsiz yaşama dikkat! Çağın hastalığı obezite

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, hazır yemeklerin nereye gidersek gidelim yanı başımızda olduğu bu yüzyılda, obezite hastalığının artması maalesef ki su götürmez bir gerçek. Bir de üstüne hareketsiz yaşam eklenince hastalık kaçınılmaz bir hale geliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu hastalığa karşı yüksek meblağları harcadığı ve uzman doktorların sürekli uyardığı çağın hastalığı obeziteye karşı mücadele etmek kişinin kendi elinde. Bu da her şeyden önce hareketli yaşamla mümkün. 2008 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun olan, akabinde Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bezmi Âlem Üniversitesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi önemli hastanelerde görev alan Op. Dr. Mehmet Celal Kızılkaya, son bir yıldır İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde obezite ve Metabolik cerrahi alanında başarılı operasyonlara imza atıyor.

Obezite biyolojik bir hastalık

Ülkemizin bu duruma ciddi şekilde önleyici düzenlemeler getirdiğini, hastalığı önleme adına hareketli yaşam destek verildiğini dile getiren Kızılkaya, “Obezite şu an dünya genelinde Dünya Sağlık Örgütü’nün de hastalık olarak tanımladığı vücudun boya göre daha fazla miktarda kilolu olma halidir. Vücut kitle indeksini, boy ve kiloyu hesaplayan bir terim kullanırız. Bu indeksin 20-24 arasında olmaması lazım. Bu değerlerden yüksek olursa fazla kilolu olma anlamına yani şişman dediğimiz kısma giriyor” diye konuştu. Şişmanlığın üç kişiden birinde görüldüğü bir durum olduğunu söyleyen Kızılkaya şöyle devam etti:

“İndeks değerlerin 40 ve üzeri ‘morbid obez’ dediğimiz 3’üncü sınıf obeze giriyor. Morbid obez, artık kişide obezitenin hastalıklara yol açacağı, bunun da sağlık problemiyle beraber ölüme kadar neden olabilecek sonuçlara yol açacağı aşikâr. Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan hastalar ek hastalığı olsun ya da olmasın günümüzde ameliyat adayı olan hastalardır.”

Sağlığımız için kurallara uymamız şart

Vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan hastaların ameliyat olması gerektiğini dile getiren Kızılkaya, “Morbid obez eşiğine ulaşan hastalarımızı şu anda Sağlık Bakanlığı’nın politikası gereği, devlet hastanesinde ücretsiz olarak ameliyat olabilir ve böylelikle bu hastalıktan kurtulabilirler. Ancak bu ameliyatı tecrübeli ellerde olması lazım ve ameliyat olduktan sonra muhakkak ilk bir yıl kontrollere azami dikkat etmek lazım” diye konuştu.

Ameliyat sonrası hastanın uyması gereken kurallarının, hastanın sağlığı açısından çok önemli olduğunu söyleyen Kızılkaya, “Hastanın uyması gereken çok sayıda kural var. Bunlara uyum şart. Bu uyumu gösteremeyecek hastaları ameliyat etmiyoruz zaten. Bizim ameliyat öncesi bazı eleme yöntemlerimiz var bu konuda. Öncelikle tabi ki bir psikiyatri değerlendirmesi öneriyoruz bütün hastalara. Psikiyatrinin onay verdiği hastalardan bile bizim ameliyat öncesi istediğimiz bazı kuralları yerine getirenleri ameliyat ediyor,- yapamayanları etmiyoruz. Çok önemli diyetleri var. Bu uyumu gösteren bireyleri ameliyat ediyoruz. Bu da ameliyatın başarısını çok çok yukarılara çıkarıyor zaten” ifadelerini kullandı.

Hazır yemek tüketimi neden zararlı?

Teknolojinin gelişmesiyle beraber insanların dünya genelinde hareketsiz bir yaşam tarzına büründüğünü dile getiren Kızılkaya, “Fast food dünya genelinde giderek artan bir sağlıksız beslenme şekli. Dolayısıyla fast food ile beslenme özellikle yüksek kalorili olduğu için obeziteye yol açmada çok büyük bir etken” ifadelerini kullandı.

Dünya genelinde birçok ülkenin obezite alanında riskli olduğunu ve ülkemizinde bu riskli bölgeye doğru gittiğini söyleyen Kızılkaya, “Türkiye’de şu an obezite %22’lerde. Ama Türkiye için sevindirici kısım şu; çocuklarda obezite görülme oranı en düşük olan ülkelerden birisi. Erişkin obezitede %22 gibi bir rakam var ve bu rakam giderek artıyor. Bunu aşabiliriz. Şu an Japonya’da obezite oranı %3.7, Türkiye’de %22. Japonlar çok sağlıklı beslenirler ve çok çalışkan bir millettir. Biz de öyleyiz. Genlerimiz buna müsait” bilgilendirmesinde bulundu.

“Fast food tamamıyla sağlıksız beslenmedir!”

Küçük yaşlarda obezitenin başladığını, bu durumda ebeveynlerin yiyecekler konusunda daha dikkatli davranmaları gerektiği konusunda uyaran Kızılkaya, “Bir yemekte neyin kullanıldığı çok önemli. Mevcut koşullarda beslenme maddeleriyle ilgili sanayi çok gelişmiş vaziyette. Hangileri sağlıklı hangileri sağlıksız bunu ayırt etmek çok zor. Organik beslenmek çok önemli. Ama organik beslenmeyi asla fast food’da bulamazsınız. Fast food’da bulacağınız şey tamamen sağlıksız beslenmedir. Onun için bizim önerimiz bir yere çıkılacaksa veya dışarıda bir şey yenecekse bile ya bilinen bir yerde, daha organik şeylerin yendiği bilinen bir yerde veya evde hazırlıklı olarak çıkıp dışarıda ev yiyecekler yenilebilir. Çünkü çocuğa fazla kalorili beslenmeye alıştırmak demek onun hayatıyla oynamakla aynı anlama gelir” dedi.

“Hareketsiz yaşama son vermeliyiz”

Hastaların artık eskisi gibi çok yemek yememesi gerektiğini ve kişinin gerekli çabaları göstermesi gerektiğine dikkati çeken Kızılkaya, “Bu çok uzun bir süreci kapsıyor ve çok ciddi bir psikolojik savaşı içeriyor. Bunun için bu konuda destek alması önemli. Öncelikle fazla kalorili yiyeceklerden düşük kalorili yiyeceklere geçiş, daha çok lifli gıdalara geçiş çok önemli. Hareketsiz yaşamı artık bitirmemiz lazım. Hayat boyu aktif olan kişiler obezite sınırlarına çok daha az oranda yaklaşan kişiler. Bu iki önemli başlığı düzelttiğimiz zaman obeziteden kurtulma ihtimali bir kişide çok yüksek” değerlendirmesini yaptı.

Obezite ameliyatlarında Türkiye’nin başarısı

Diğer gelişmiş ülkelere nazaran ülkemizde gerçekleşen obezite ameliyatlarının daha başarılı ve gün geçtikçe daha da sağlıklı olduğunu belirten Kızılkaya, “Bu ameliyatları bazı standartlar dahilinde yapıyoruz. Yaptığımız ameliyatlar sonrası bugüne kadar herhangi bir komplikasyon (istenmeyen durum) görmedik. Bu da tamamen standardize edilmiş prosedürleri takip etmemizden kaynaklanıyor. Tüm hastanelerde bu standardı yakalamak için çaba sarf ediliyor. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda bir politikası var. Türkiye’nin her yerinde obezite merkezleri kuruluyor. Bu obezite merkezlerinde öncelikle ameliyat düşünülmeden bir obezite vakasına nasıl yaklaşılır, obez bir hastayı ameliyat etmeden nasıl normal kilolara getirebilir, bunları tartışıyoruz. Başka çare kalmayınca hastayı ameliyata alıyoruz” ifadelerini kullandı.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri