Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Her karış toprağa yerli tohum

Dünyayı saran yeni tip koronavirüs salgını, ülkelerin tarım potansiyelinin stratejik önemini ortaya çıkardı. “Anadolu’ya ait tohumlar muhafaza altında” diyen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin bu alandaki yol haritasını gazetemize anlattı.

Seda Şimşek
Her karış toprağa yerli tohum

Diriliş Postası Ankara Temsilcisi Seda Şimşek -Ankara

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Kovid-19 salgınının tarım ve hayvancılığa etkisini Diriliş Postası’na değerlendirdi: Ekilmedik bir karış toprak bile kalmayacak…

Bakan Pakdemirli, yeni tip koronavirüs Kovid-19 salgınının, ülkelerin tarım ve hayvancılık sektörünün en az savunma sanayii kadar stratejik olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.

“Marketlerimizin stokları iyi ve rafları dolu” diyen Bakan Pakdemirli, Türkiye’de temel gıda maddeleriyle ilgili bir sıkıntının söz konusu olmadığını belirtti ve vatandaşlardan rahat olmalarını istedi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile yeni tip koronavirüs Kovid-19 salgınının tarım ve hayvancılığa olası etkilerini konuştuk. Bakan Pakdemirli, çeşitli nedenlerden dolayı ekilmeyen veya bu yıl ekimi planlanmayarak boş bırakılan tarım arazilerinde, hububat, baklagiller ve yağlı tohumlu bitkilerin ekileceğini, Hazine’ye ait atıl tarım alanlarının da üretime açılacağını açıklarken, “Ekilmedik bir karış tarım toprağı kalmayacağı” mesajını verdi. Pakdemirli, salgının ilerleyen aylarda ve özellikle gelecek yıl, tarımsal ürünlere, et, süt, yumurta gibi temel gıda ürünlerine olan ihtiyacın karşılanmasında zorluk yaratabileceği gibi görüşlere kesinlikle katılmıyor. Hiçbir temel gıda maddesinde sıkıntı yaşanmasının söz konusu olmadığını belirterek, vatandaşlardan rahat olmalarını isteyen Bakan Pakdemirli’nin merak edilen sorulara verdiği cevaplar şöyle:

TARIM SAVUNMA SANAYİİ KADAR STRATEJİK

Koronavirüs salgını tarım ve hayvancılığı olumsuz etkiler mi, bakanlık olarak ne gibi tedbirler aldınız?

Tarım, hayatımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan gıdanın ana kaynağıdır. Yeni tip koronavirüs salgını, tarım ve gıdanın ülkeler için değerini bir kez daha göstermiştir. Tarımın, üretmenin, kendi kendine yetmenin ne kadar stratejik olduğunu çok daha iyi anlıyoruz şimdi. Tarım sektörü, en az savunma sanayi kadar stratejik bir sektör. En büyük görevimiz halkımıza gıdayı ulaştırmak ve sağlıklı beslenmesini sağlamaktır. Virüs salgını nedeniyle tarımsal üretimin sekteye uğramaması için üreticilerimizin ekim, dikim, gübreleme, sulama, ilaçlama, çapalama, bakım gibi faaliyetlerini yürütülebilmelerini, tarlaya, bağa, bahçeye, seraya, ahıra ulaşmalarını sağlamak üzere ilgili bakanlıklarla koordinasyon halinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullanacakları krediler, yüzde 25 ila yüzde 100 oranlarında sübvanse edilecek. Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile verilen kredilerin 30 Nisan 2020 tarihine kadar icra ve iflas takipleri durduruldu. Bu çerçevede yeni takip işlemleri yapılmayacak, ihtiyati haciz kararları icra edilmeyecek. Kredi ödemlerindeki gecikmelere esneklik tanınarak, gecikmeye giren krediler, takip ve hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenecek. Çiftçilerimizin kredi borçları sebebiyle risk merkezindeki siciline “Mücbir Sebep” notu düşülmesi sağlanacak.

Vadesi nisan ve mayıs aylarında dolacak olan kredilerin anapara ve faiz tutarları 2 ay süreyle faizsiz olarak ertelenecek. Çiftçilerimiz, yetiştiricilerimiz yeter ki üretsin, üretmekten çekinmesinler. Üretilen hiçbir ürün tarlada, ağılda kalmayacak. Üreticilerimizi asla mağdur etmeyiz. Ne gerekiyorsa yapılacak.

BOŞ BIRAKILAN TARIM ARAZİLERİNE BAKLAGİLLER EKİLECEK

Salgının tarımsal ürünlere özellikle gelecek sene etkisinin olabileceği gibi görüşleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Şu anda yaz dönemi ekilişlerinde kesinti olmaması ve mümkün olan tüm işlenebilir arazilerde ekiliş yapmak, mevcut ekilişi yapılmış veya yapılacak olan alanlar için ilave tedbirler alıyoruz. Çeşitli nedenlerden dolayı üreticilerimiz tarafından ekilmeyen veya bu yıl ekimi planlanmayarak boş bırakılan tarım arazilerinde, hububat, baklagiller ve yağlı tohumlu bitkilerin ekilmesi suretiyle tarımsal üretimin artırılması ve ülke ekonomisine katkı sağlanmasını hedefliyoruz.

Atıl tarım alanlarının da üretime açılacağına ilişkin de bir açıklamanız oldu, nasıl uygulanacak?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla ortak bir projemiz. Hazineye ait atıl tarım arazilerini, örnek ekilişler için çiftçilerimizin kullanımına açıyoruz. Böylece tarım arazilerimizden en etkin bir şekilde çiftçilerimizin yararlanmasını sağlayacağız. Pilot uygulama olarak başlatılan bu çalışmada, ilk etapta 9 milyon 700 bin metrekare alanda ekim yapılacak. Hububat, baklagiller, yağlı tohumlar ve yem bitkileri gibi stratejik ürünlerimizin ekilmesi sağlanacak. Çiftçilerimiz, bu arazileri bedelsiz olarak örnek yaz ekilişler için kullanacak. Hem çiftçimiz hem de ülkemiz kazanacak. Kadınlarımıza ve gençlerimize projede pozitif ayrımcılık tanınacak. Atıl Hazine arazisinin olduğu köylerde ikamet eden çiftçilerimize, yapılacak olan puanlama sistemiyle öncelik verilecek. Tüm bu çalışmalarda tarımsal hasılanın artırılması hedeflendiğinden mevcut ekilen alanlardan ziyade atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanıyor. Ekilmedik bir karış tarım toprağı kalmayıncaya
kadar çalışmalarımız devam edecek.

TOHUMLARIN YÜZDE 75’İ HİBE EDİLECEK

Çiftçi ekimi yapabilecek tohuma ulaşabilecek mi?

“Bitkisel Üretimin Geliştirilmesi” programıyla İl Müdürlüklerimizden mevcut üretim alanlarına ilave yazlık ekiliş yapılabilecek alan ve ürün deseniyle ilgili bilgileri istedik. Bu çerçevede, mevsim itibariyle ekilecek olan tohumları çiftçilerimize dağıtmaya başladık. Tohum bedelinin yüzde 75’ini hibe olarak veriyoruz. Uygulamayla 6 bin 700 ton sertifikalı buğday, arpa, kuru fasulye, mercimek, mısır, ayçiçeği, çeltik tohumları 21 ilde, 364 bin dekar alanda ekilecek ve ülke ekonomimize ilave 220 milyon lira değer katmış olacağız. Tarımsal üretimde kullanılan gübre çeşitlerinin üretimi, dağıtımı ve satışını yakından takip ediyoruz ve çiftçilerimizin bu konuda her hangi bir mağduriyetine izin vermeyiz.

HAYVANCILIK DESTEKLERİ ÖDENECEK

Hayvancılığa yönelik nasıl bir planlamanız var?

Hayvancılık yapan üreticilerimizin girdi maliyetlerini azaltma amacıyla aralık ayı çiğ süt desteğini, 2019 birinci dönem buzağı desteğini ve 2019 yılı manda, malak ve sürü büyütme ve yenileme desteklerini ödüyoruz. Süt üretiminde sürdürülebilirliğin korunmasına yönelik de aralık, ocak, şubat ve mart ayı çiğ süt prim desteğini kilogram başına 15 kuruşa kadar çıkardık.

MARKETLERİN STOKLARI İYİ RAFLARI DOLU

Tarım ürünlerinde veya et ve süt ürünlerinde sıkıntı yaşayacak mıyız?

Koronavirüsten korunmak için iyi beslenilmesi gerekiyor. Gıda arzı konusunda üreticilerimizle sürekli temas halindeyiz. Türkiye’de gıda arz güvenliğinde bir sıkıntı yok. Ülkemizde ilk virüs vakası daha görülmeden önce biz bazı adımları zaten atmıştık. Bunlardan en önemlisi, perakende zincirlerini yaşanabilecek olası sıkıntılara hazır olmaları konusunda yönlendirmekti. Bu sayede marketlerimizin stokları iyi ve rafları dolu durumda, şu ana kadar da dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan market manzaralarına ülkemizde rastlamadık.

MAKARNADA, ET, SÜT VE YUMURTADA HİÇBİR SIKINTI YOK

Bir ara sanki makarnaya yönelik bir talep artışı oldu gibi, yeterli makarnamız var mı?

Depolama imkânı olan ürünlerden hububat, makarna ve bulgur ile patates, kuru soğan ve limon ürünleri için günlük fiyat değişimleri ve stok takiplerini sürekli yapıyoruz. Makarna üreticilerimiz üretimde sıkıntı yaşamıyor, ihracat dahi devam ediyor. Ülkemizde hububat, et, süt ve yumurta gibi temel gıda maddelerinde hiçbir sıkıntı yok. Gerekli tedbirlerimizi alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz. Halkımız bu anlamda rahat olsun.

DÜNYA GENELİNDE BİR KITLIK BEKLEMİYORUZ

Salgın bütün dünyada ekonomileri durdurdu, ardından bir kıtlıkla dünya karşı karşıya kalabilir mi?

Virüs salgının dünyada yakın dönemde bir gıda kıtlığı yaratacağını düşünmüyorum. Zira hayat devam ediyor ve bunun için de gıdaya ihtiyacımız var. Dünyada üretim sistemi devam edecektir, tarımsal üretimde bir kesinti olmayacaktır. Ancak, bazı temel gıda ürünlerinin dış ticaretinde bir takım tedbirler, kısıntılar olabilir. Bu da doğaldır…

Her ülke önce kendi vatandaşının gıda güvenliğini düşünür ama genel itibariyle dünya genelinde yakın bir zamanda gıda krizi olmayacağı kanaatindeyim.

TOHUMCULUKTA DIŞA BAĞIMLI DEĞİLİZ

Türkiye tohumda dışa bağımlı bir ülke mi?

Yerli ve milli tohumda Türkiye’nin durumu nasıl? Türkiye kendi tohumluğunu kendi üreten bir ülkedir. Ülkemiz tohumculukta kesinlikle dışa bağımlı değildir. Uyguladığımız projeler ve verdiğimiz desteklerle sertifikalı tohum üretimimiz, 2002 yılına göre 7 kat artışla 145 bin tondan 1 milyon 59 bin tona çıktı. Toplam tohum ihtiyacımızın yüzde 96’sını artık yurt içinden karşılıyoruz. Ülkemiz bugün itibariyle 86 ülkeye 152 milyon dolarlık tohum ihraç ediyor.

Türkiye, tohum ticaretinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor. Araştırma enstitülerimiz tarafından ıslah edilen başta buğday, arpa, nohut, mercimek, patates, mısır, ayçiçeği, pamuk, çeltik, çayır mera yem ve tıbbi aromatik bitkilerde 720 adet yerli çeşit ile domates, biber, patlıcan, kavun, karpuz, hıyar, kabak, fasülye, soğan, pırasa, sarımsak, lahana, marul, turp gibi farklı sebze türlerinde 242 çeşit ülkemiz Milli Çeşit Listesinde yer alıyor. Ar-Ge destek programımız kapsamında ilk defa 8 adet yerli patates çeşidi geliştirildi ve tescil edildi.

Çeltik tohumluğunda ithalattan ihracata geçtik ve ilk yerli Siyah Çeltik çeşidi geliştirildi. Lif amaçlı endüstriyel tip kenevir çeşidi geliştirmeye yönelik işbirliklerimiz devam ediyor. Yerli hibrit sebze çeşitlerinin kullanım oranı son 16 yılda yüzde 10’dan yüzde 60’a çıkarıldı. TÜBİTAK destekli “Kışlık Sebze Yetiştiriciliğinde Hat ve Çeşit Geliştirme” projesi ile kışlık sebze tohumculuğunda yerli tohum kullanım oranını orta vadede yüzde 30’lara, uzun vadede ise yüzde 50’nin üzerine çıkarılacak.

Gıda sahtekârlarına göz açtırmayacağız

Tüketici sağlığını en üst düzeyde korumaya yönelik çalışmalarımızı, ‘Tarladan Sofraya Güvenilir Gıda’ anlayışıyla sürdürüyoruz. 2019 yılında 1,2 milyonun üzerinde gıda denetimi yaptık, denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Gıda üreten birisi kanunlara uygun ürün üretmek zorundadır. Bunun lamı cimi yok. Vatandaşlarımıza bilmedikleri yerlerden açık ürün almamalarını tavsiye ediyorum. Gıda sahtekârlarına göz açtırmayacağız. Taklit ve tahşiş yapanlar fiilin tekrarı halinde 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men, 5 yıla kadar hapis ve 250 bin liraya kadar para cezasıyla karşı karşıya kalacak.”

TOHUM GENETİĞİMİZ MUHAFAZA ALTINDA

Bir de ata tohumu uygulaması vardı, neler yapıldı?

Ülkemiz üretiminde yabancı kökenli hibritlerin yoğun olarak kullanıldığı soğan, havuç, marul, kırmızı baş lahana ve brokolide gen havuzları genişletilerek, amaca uygun yeni hat ve çeşitler geliştirilecek. 2022 yılı itibari ile sertifikalı tohumluk üretimi içerisinde, yerli ve milli sertifikalı tohumluk oranımızın yüzde 75’e çıkartılması hedefleniyor.

Ülkemizdeki yerel tohumlarımıza sahip çıkmak, yok olmasının önüne geçmek ve yerel genetik kaynaklarımızı sonraki nesillere aktarmak amacıyla tüm bölgelerimizden yerel tohum genetik kaynakları toplanıyor. Yerel tohumlarımızı İzmir’de Ulusal Gen Bankası ve Ankara’da Türkiye Tohum Gen Bankasında muhafaza altına aldık. Toplanan bu yerel tohumlarımız, genetik kaynak olarak araştırma enstitülerimiz tarafından yapılmakta olan ıslah çalışmalarında kullanılarak yeni bitki çeşitlerinin geliştirilmesinde önemli rol oynuyor.

AŞIRI ZİRAİ İLAÇ İDDİALARI DOĞRU DEĞİL

Türkiye’de aşırı zirai ilaç kullanımı yapıldığı iddiaları doğru mu?

Bitkisel üretimde verim ve kalite kayıplarına yol açan zararlı organizmalara karşı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de zirai mücadele tedbirleri alınıyor. Bakanlığımızca bitkisel üretimde zararlı
organizmalar ile mücadelede zirai ilaç kullanımının azaltılması, kalıntının önlenmesi ve ekosistemin korunması ile sürdürülebilir üretimin sağlanması amacıyla kimyasal mücadeleye alternatif yöntemler tavsiye ve teşvik ediliyor. Bu kapsamda biyolojik ve biyoteknik mücadele uygulayan üreticilere destekleme ödemesi yapıyoruz.

Verdiğimiz desteklerle birlikte biyolojik ve biyoteknik mücadele uygulamaları yaklaşık 19 kat artmış oldu. Ayrıca taze meyve ve sebzede yasaklı, tavsiye dışı veya hatalı pestisit kullanımının önlenmesi için ürünler piyasaya gönderilmeden bağ, bahçe, tarla ve sera gibi üretim yerinde “Hasat Öncesi Pestisit Denetimi” yapıyoruz. Denetim sonucunda olumsuzluk tespit edilen ürünlere imha veya hasadı geciktirme ve ürün sahiplerine ise idari para cezası uyguluyoruz. Ülkemizde aşırı zirai ilaç kullanımı yapıldığı iddiaları gerçeği yansıtmıyor

Genç çiftçilere 100 bin liraya kadar hibe

Gençler tarım ve hayvancılığa pek ilgili göstermiyordu, salgın onların tarım ve hayvancılığa yönelmesini de sağlayabilir mi?

Bu salgından önce bir proje başlatmıştık. Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi ile tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversitelerden mezun gençlerin, kırsal alanda istihdamına katkı sağlayacağız. Bu kapsamda, 2019-2020 döneminde, pilot il seçilen Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin’deki projelere hibe desteği veriyoruz. Bu destek, kırsal alanda yaşayan ve yaşamayı taahhüt eden, ilgili okullardan mezun kişilerin uygulayacağı bitkisel ve hayvansal üretim, su ürünleri üretimi, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bu ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeleri kapsıyor.

Ayrıca büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, arı yetiştiriciliği, bal üretimi, ipek böceği yetiştiriciliği ve tesis yapımı, midye ve kara salyangozu entansif üretim tesislerinin de aralarında olduğu birçok projeye destek veriyoruz.

2020 tarımda dijitalleşme yılı olacak

Salgınla birlikte özellikle dijitalleşme çağının başladığı görüşleri dile getiriliyor, bunun tarıma nasıl bir yansıması olabilir?

Özellikle teknoloji ve değer zincirinin bir bütün olarak ortaya çıkması ile 2020 yılını, Tarım ve Orman Bakanlığı dijitalleşme yılı olarak tasarlamıştı. Tarımda dijital kayıtlılık ile üretimde ve gıda sanayiinde beklenen gelişim ve verim artışı en kısa yoldan sağlanabilecek. Dijital değer akışı haritalama ile tarladan sofraya kayıtlılık ve yapay zekâ uygulamaları üzerine hedef koyarak, hem üreticinin gelir seviyesini artıracak hem de tüketicinin daha kaliteli, zamanında ve uygun fiyata beslenmesini sağlayacak bir üretim planlamasını hedefledik.

Mesela, havadan görüntüleme, ilaçlama gibi işlerde dronlar, hava ve toprak nem ve sıcaklıklarının tespitinde sensörler ile hayvancılıkta kullanılan diğer elektronik cihazların kullanımları her geçen gün artıyor. Bu sayede sahadan elde edilen veriler de artmakta ve bu veriler, veri setlerine dönüştürülerek yapay zekâ algoritmalarıyla işlenebiliyor. Bakanlığın 40 yıllık tarımsal ve meteorolojik verilerle yaptığı yapay zekâ destekli yazılım ile sünenin hangi tarlaya ineceğini tespit ederek, acil müdahale yapabiliyoruz. Ayrıca, zirai mücadelede değişken oranlı gereksinime göre ilaçlama yapacak Otonom İlaçlama Robotu geliştirme çalışmaları yürütüyoruz. Bağcılık ve meyvecilikte ise hasat ve budamada kullanılabilecek bir mobil platformun tasarım ve imalatını tamamladık.

Öte yandan, Türkiye genelinde tüm tarımsal aktivitelere ait verilerin entegre bir şekilde takip edilebildiği Tarımsal İzleme ve Bilgi Sistemi’ni (TARBİL) kurduk.

İzolasyon günlerinde sokak hayvanları unutulmadı

“Kovid-19 salgını sebebiyle, herkesin evde kaldığı bugünlerde, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz ile beraber 81 ildeki sokak hayvanlarımızı yaşam alanlarında ziyaret ederek,
mama ve su ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Diğer yandan, hayvanlara işkence yapan ve kötü davrananlara yönelik cezai yaptırımlarla ilgili yasal düzenlemenin de Meclisten önümüzdeki aylarda çıkmasını bekliyoruz. Hayvanlara işkence, kasten öldürme, dövüştürme, bir hayvanın neslini yok etme fiillerinin ‘‘kabahat’’ kapsamından çıkarılması ve ‘‘suç’’ kapsamına alınması öngörülüyor.

Hayvanlara işkenceye, acımasızca ve zalimce muameleye 6 aydan 3 yıla kadar, kasten öldürmeye 6 aydan 4 yıla kadar, dövüştürenlere 3 aydan 2 yıla kadar, nesli tehlike altında olan bir hayvanı öldürene 1 yıldan 5 yıla kadar, bir hayvanın neslini yok edenlere 5 yıldan 10 yıla kadar, cinsel ilişkide bulunanlara 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi planlanıyor. Söz konusu
suçların adli para cezasına çevrilmesinin ve ertelenmesinin önüne geçilmesi de düzenlemede yer alacak.

İsrafa karşı “Gıdanı Koru” kampanyası

“Dünyada üretilen her 3 gıdadan biri atılıyor. Atıldığı anda bunun en az yüzde 50’si yenilebilir durumda. Dünyada her 9 kişiden biri açlıkla mücadele ediyor. Hem dünyada hem de Türkiye’de açlık diye bir şey yok aslında. Ne kadar zengin olunursa olunsun, israf edilmemesi gerekir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliğinde “Gıdanı Koru” kampanyası ile yeni bir küresel girişim başlatacağız.

Kampanya ile gıda kayıpları ve israfı konusunda gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde mücadele etmeyi, toplumsal farkındalık düzeyini artırmayı ve bu konuda Türkiye’de gerçekleştirilen iyi uygulama örneklerini uluslararası arenada rol model haline getirmeyi amaçlıyoruz.