Son Dakika

İsimler değil zihniyet değişmeli

İstanbul Barosu Başkanlığı Adayı Prof. Dr. Talat Canbolat, 20 yıldır baroyu yöneten ideolojik zihniyetin meslek sorunlarına çözüm üretmek yerine, milli değerleri sömürdüğünü belirterek, çözümün isimlerin değişmesinden ziyade zihniyetin değişmesi olduğunu söyledi.

İsimler değil zihniyet değişmeli

Canbolat, avukatlık mesleğinin kalıplaşmış sorunlarını çözme sözü verdi.

Yeni Türkiye’de devlet kurumları, ekonomi, STK’lar, her şey değişti, modern dünyaya uyum sağladı. Ancak barolar bu değişime daima karşı durdu. Barolar, Cumhuriyet, laiklik, Atatürkçülük gibi kavramların arkasına saklanarak hükümet karşıtlığının, mezhepçiliğin, din düşmanlığının, terör örgütlerinin merkezi haline dönüştü. Avukatlık mesleğini iyileştirmeye yönelik adım atmayan barolar, kalıplaşmış tabularla siyaset yapmaya çalıştı bugüne kadar. Toplumun tüm kesimlerinin gözlemlediği bu aksaklıkların ortadan kalkması için İstanbul Barosu’nda 21 Ekim’de seçim var. Diriliş Postası da millet adına seçimin nabzını tutuyor. Bu bağlamda “Değişim ve Gelişim” sloganıyla adaylığı koyan Prof. Dr. Talat Canbolat projelerini, itirazlarını Diriliş Postası’na anlattı.

21 Ekim’deki seçimde 8 adayla yarışacaksınız, sloganınız baroda değişim ve gelişim. “Değişim ve gelişim” başlığı adı altında ne vadediyorsunuz?

Uzun zamandır baroda aynı yönetim hâkim. Bizim değişim ve gelişimden kastımız kişilerin değişmesi değildir. Biz barodan başlayarak Türkiye’deki hukuk alanındaki gelişimi vadediyoruz. Bu nedenle hem gelişim hem değişim dedik. Eğer ki baro tarihine düşen sorumluluğu yerine getirmeyip, hakkı, hukuku, adaleti öncelemeyip, meslek sorunları ile ilgilenmeyip kapalı duvarlar arasında kalacaksa ve böyle devam ettirecekse ya da meslek sorunlarının çözümü konusunda Meclis’te çıkacak bir kanun teklifinde aktif rol oynamayacaksa, Adalet Bakanlığı’na ‘Küstüm oynamıyorum’a devam edecekse veya biz böyle hareket edersek o zaman bir gelişim olmaz sadece kişilerin değişimi olur. O nedenle biz hem değişim hem gelişim pozitif anlamda bir değişimi gerçekleştirmek üzere buna talip olduk.

MESLEKİ KÖRLÜK VAR

Uzun süredir aynı ideolojik grubun baroda olduğunu söylediniz. Bunların da iktidarda bir noktada anlaşamamış olmasından dolayı avukatlarla ilgili gündeme gelmeyen sorunlar oluyor. Dediğiniz gibi Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik yasa teklifleri çıkmıyor ya da baro buna yardımcı olmuyor. Peki uzun süredir bu iktidar değişiminin olmamasının sebebi nedir?

Ben hak, hukuk, adaleti öncelediğim için aslında bu kavramlarda ideolojik yaklaşımın olmamasını düşünüyorum. Çünkü seçimlerden önce farklı gruplardan tekliflerde aldım beraber çalışabilir miyiz veya bizim adayımız olur musun diye? Oturup konuştuğumuzda şunu görüyorum aynı şeyi konuşuyoruz meslek sorunlarına çözüm hak, hukuk, adalet, demokrasi… Fakat üstte bir kimlik olduğu zaman ideolojik ve siyasi kimlikler baro ve baro seçimlerinde gruplar adı altında sembolize ediliyor. Örneğin a grubu şu ideolojiyi daha çok benimseyen insanların toplandığı grup oluyor. O zaman biz üst kimliğimizdeki hukukçu olma özelliğini bu dar grupların ideolojik sıkıntılarının dar kalıplarının içerisinde bir çözüm getirme kapasitesi olmuyor. O zamanda yıllara sari olan meslek sorunları devam ediyor. Hakkı, hukuku, adaleti önceleyen bir yönetim anlayışı da grupçuluktan ideolojiden, siyasi görüşten bağımsız olması gerekiyor. Biz hareketimize özellikle grup kelimesini kullanmadan yola çıktık. Grupçuluğa da, ideolojik siyasete de karşı çıktık ancak önemli olan hukuk siyasetinin yapılması. Çünkü ben aynı zamanda üniversitede profesörüm, uzun yıllardan beride eşimle birlikte avukatlık yapıyorum. Yabancı ülkelerdeki uygulamalar dahil olmak üzere meslek sorunlarının içerisinde çok uzun süre aynı bakış açısı ile bir yer yönetilirse yani bunu ideolojiye de bağlamak istemiyorum meslek körlüğü dediğimiz bir durumla karşılarız. Şu anki aslında tam da Baro yönetimini ifade edecek şey budur. Nedir o meslek körlüğüne kapılmış durumdalar. Şurada bu net olarak ortaya çıkıyor. 20 yıldan beri aynı şeyler söyleniyor ve bu söylenenler seçim döneminde söyleniyor. Şimdi mevcut başkanımız aday olduğu gibi aynı grubun içinden mevcut yönetim kurulu üyesi olan hatta bundan önce dört dönem yönetim kurulu üyesi alan bir arkadaşımız da mevcut yönetimin bu davranışlarına adeta kabullenmeyerek ben daha iyisini yaparım diye çıktı. Yine mevcut yönetimin avukat hakları kurumunun başkanı olan başka bir arkadaşımızda bu yönetim iyiye gitmiyor doğru değil deyip oda kendi adaylığını açıkladı devam ediyor. O zaman ben diyorum ki uzun yıllardır yönetimin bir parçasısınız dolayısıyla mevcut yönetimin sorunlarının bir parçasısınız. Bu bakış açısı ile baktığınız bakış açısı yanlış bu sorunlara yeni çözümler getirme kapasiteniz yok aynı şeyin farklı versiyonu olarak devam edeceksiniz. Öyleyse burada yeni şeyler söylemek ve yeni şeyler yapmak gerekir.

BARO İNSAN HAKLARINI KORUMAKLA GÖREVLİ

Mevcut baro başkanı 20 yıldır olduğu gibi yine laiklik ve Cumhuriyet vurgusu yapmış yani aslında bir şeyler gözden kaçırılmak mı isteniyor bu seçim ideolojik bir çerçeveye mi sokulmak isteniyor?

Şimdi bunu çok sık kullanıyorlar baronun cumhuriyetin son kalesi olduğu da söyleniyor. Bizler cumhuriyet çocuklarıyız ben İstanbul baro başkanlığına adayım diyebiliyorsam cumhuriyetin bana sağladığı değerler sayesinde bunu diyebiliyorum. Dolayısıyla cumhuriyet, evrensel değerler, hak, hukuk hangi grubun veya bir yerin temelinde değildir. Bunlar tüm insanlık için geçerlidir. Dolayısıyla sadece ülkedeki bazı sorunları göstererek ya da siyasi tartışmaları hedef göstererek baroda kendi yerlerini muhafaza etmekten başka bir şey değildir bu. Baro bir meslek kuruluşudur ve asli görevi meslek sorunlarının çözülmesi meslek ilkelerine sahip çıkılması demokrasi (bu kanunda açıkça yazıyor)birde baro insan haklarını korumakla görevli olduğu kanunla kendisine verilmiş bir yetkidir bu herkes için geçerlidir. Bu tamamen ideolojik bir saplantı ve ideolojik hareketin bir neticesidir. Muhtemelen somut sorunlara katlanarak biriken sorunlara çözüm üretme kapasitesi olmadığı takdirde burada tutulmanın bir yolu olarak söylenmiş ifadeler olarak değerlendiriyorum.

Milli değer alanı istismar ediliyor aslında doğru mudur?

Kesinlikle. Bunlar hepimizin değerleri onlara mahsus değildir ve bazı kavramlarında Türkiye’de içi boşaltılmaktadır yani daha değersiz hale getirilmektedir. Bu değerler hepimize ait iken bir tarafa aitmiş gibi algı oluşturulmasını da doğru bulmuyorum. Onun için biz diyoruz ki hak hukuk adalet herhangi bir ideolojinin bir siyasi grubun mezhebin veya benzeri tartışmaların dışına çıkarılarak gelin, kimden gelirse kime yapılırsa yapılsın biz hak hukuk adalet etrafında evrensel değerler etrafında birleşelim birleşirsek bir güç olabiliriz ve bir anlam olabilir ve değişimi de böyle başlatabiliriz.

Baronun terörle mücadeleye yönelik skandal diyebileceğimiz çıkışları olmuştu. Talat Canbolat’ın baro başkanlığında terörle mücadeleye ne gibi yaklaşımları olacak ve şu anda mevcut durumun tutumunu doğru buluyor musunuz?

Bu çok önemli bir konu bakın sizin güçlü bir ülkeniz varsa siz içerde her türlü değerlerinizi koruyabilirsiniz. Bu nedenle birlik ve beraberlik sadece baroya değil ülkede yaşayan herkesin ihtiyacı var. Biz birlik ve beraberliğimizi ve bu anlamda bölücü yıkıcı her türlü terör faaliyetleri ve örgütlerine karşı dik duracağız durmaya da devam edeceğiz. Ancak burada iki şeyi biraz birbirinden ayırmak gerekir. Avukat her türlü sanığı savunabilir sanıkla özdeşleşmez. Bu tür davalarında mutlaka avukatının olması gerekir avukat olmadan yargılama yapamazsınız. Dolayısıyla bir avukatın herhangi bir grubun veya faaliyetin veya bir sanığın hangi nedenle suçlandığına bakılmaksızın avukatlık görevi yaparken karşılaştığı sorunlar baronun sorunlarıdır ancak avukatın kendi müvekkili ile özdeşleşmemesi diğer taraftan da ülkede bir baro başkanı olarak ‘Avukat suç işlemez’ diyemeyiz avukatta bir insandır. İşte hakimimiz, askerimiz, polisimiz, tapu müdürümüz neyse bizlerde aynı şeyin içerisindeyiz. Bu durumda biz avukatlık mesleğine sahip çıkacağız ancak avukatlık mesleğini suiistimal eden ya da bunu dışında faaliyette bulunan meslek ilkelerine aykırı davranan kişilerle de ciddi şekilde mücadele edeceğiz. Baronun da tavrını avukatlığa sahip çıkması ancak geçmişte gördük ki bahsetmeye çalıştığınız bazı davalarda kendisi davanın bir tarafı olma eğilimi gösterdi. Hâlbuki biz baro olarak davanın kendi mecra içerisinde adaletli adil yargılanma hakkının gerçekleşmesine hizmet edecek yaklaşım göstermesini bekliyoruz.

Nasipse devamı yarın Diriliş Postası’nda...

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.