Son Dakika

İslamofobi’den Türkofobi’ye Batı’da ‘Evanjelik Haçlı Seferi’ arayışı yükseliyor!

ANKASAM Başkanı Mehmet S. Erol, Yeni Zelanda’daki terör eylemiyle Türk-İslam dünyasında yeni bir ‘saldırı dalgası’ hedeflendiğini belirtti. Erol, eylemlerin ardında istihbarat örgütlerinin olduğunu kaydetti.
İslamofobi’den Türkofobi’ye Batı’da ‘Evanjelik Haçlı Seferi’ arayışı yükseliyor!

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Mehmet Seyfettin Erol, Yeni Zelanda’nın Christchurch kasabasında ‘cuma namazı’ sırasında iki camiye silahlı saldırı düzenlenmesinin arkasındaki mesajları görmemiz gerektiğini ifade etti. Gazetemiz Diriliş Postası’na önemli açıklamalar yapan Erol, Yeni Zelanda’daki eylemi gerçekleştiren teröristin sıradan bir saldırgan olmadığını, verdiği mesajlar, eylemi gerçekleştirme şekli, soğukkanlılığı ve silah kullanma biçimi başta olmak üzere ön plana çıkan birçok yönüyle ‘profesyonel, iyi yetiştirilmiş bir katil’ olduğuna işaret etti. Teröristin, söz konusu eyleme kadar sicilinde en ufak sorunun olmamasının dikkat çekici bulduğunu belirten Erol, “Psikopat ruha sahip birinin sicilinin temiz tutulması korunduğunu işarettir” dedi.

Mehmet Seyfettin Erol
ANKASAM Başkanı Prof. Mehmet Seyfettin Erol

 

“BOP’A YÖNELİK ADIM”

ANKASAM Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı, “Başta ABD Başkanı Trump olmak üzere Batı’daki liderlerin önemli kısmının olaya yönelik verdiği tepkilere bakılırsa adeta saldırgan teröriste sahip çıktıkları ve masum-mazur göstermeye çalıştıkları görülebilir” şeklinde konuştu. Yeni Zelanda saldırısı ile İslam-Hıristiyan dünyalar arasında keskin bir ayrışmanın-çatışmanın önünün açılmak istendiğini belirten Mehmet Seyfettin Erol, “Terör eylemi ile Büyük İsrail Projesi’ni gerçekleştirmeyi hedefliyorlar” tespitinde bulundu. Erol, saldırının istihbarat örgütleri tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, teröristin söylemleri, elindeki silah ve üzerindeki sembollere, tarihlere, isimlere bakıldığında “İslamofobi” adı altında BOP’un önündeki engel Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı’nı hedef aldığını söyledi.

“BEKA TEHDİDİ TEYİT EDİLDİ”

Yeni Zelanda üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Recep Tayyip Erdoğan’a bir mesaj verilmeye çalışıldığını dile getiren ANKASAM Başkanı Mehmet Seyfettin Erol, sözlerine şöyle devam etti: “Bu bir tesadüf değil. Son dönemde gündeme getirilen beka söylemlerini teyit eden somut bir gelişme… Beka söylemi artık sadece seçimlerle ya da seçim refleksiyle, seçim kazanma duygusuyla ortaya atılan söz değil. Bunun çok ciddi karşılığı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Türkiye’yi tehdit eden bir dalga, çok sert şekilde yaklaşmaktadır. Saldırı Türkiye’ye ve Türkiye ile birlikte hareket eden coğrafyaya karşı açılan açık savaştır. Artık yeni bir aşamaya geçildiğine yönelik önemli bir işaret fişeğidir. Türkiye ile birlikte bütün bir Türk-İslam coğrafyası ‘beka’ tehdidi altındadır.”

YENİ HAÇLI SEFERİ

Türkiye düşerse, Müslüman coğrafyaların da düşeceğine dikkat çeken Erol, “Söz konusu işaret fişeği, İslam dünyasının son kalesi Osmanlı ve onun başkenti İstanbul’u Boğazlar üzerinden hedef alan Haçlı Seferleri’nin içinde yer almış Yeni Zelanda’dan verilmiştir. Saldırgan teröristin ‘İskoç’ etnik kökenli, Avustralya doğumlu bir Yeni Zelanda vatandaşı olması oldukça dikkat çekicidir. Hiçbir şey tesadüfi değildir. Ciddi bir algı çalışması ve profesyonel bir istihbarat faaliyeti söz konusudur” diye konuştu. Mehmet Seyfettin Erol, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında etnik, mezhepsel iç savaşların hedeflendiğini aktardı.

KİRLİ HESAPLARI: İSLAM İÇ SAVAŞI

Fransa’daki Charlie Hebdo, Norveç’te Andres Breivik, Türkiye’de Reina ve son olarak Yeni Zelanda’daki saldırıları gerçekleştirenlerin beslendikleri fikri yapılar nelerdir?

Terör ve İslam’ı özdeşleştirmek suretiyle Batı, yüzyıllardır Müslüman coğrafyasına yönelik yürüttüğü operasyonu tekrar gündeme getirmiştir. Bugün bakıldığında İslam coğrafyası, çeşitli zafiyetlerin yol açtığı sonuçlar itibariyle hedef durumundadır. İslam dünyasındaki taban-tavan arasındaki uçurum ciddi sorun olmaya devam etmektedir. Burada bahsettiğiniz bütün bu eylemlere bakıldığında Fransa’da ya da Avrupa’nın değişik ülkelerinden, ABD’ye yönelik gerçekleştirilen İkiz Kuleler saldırılarından itibaren dışarıdan başlatılan bir baskı dalgasının içeride çok daha yıkıcı bir şekilde karşılık bulduğu, bu bağlamda fay hatlarının harekete geçirildiği görülüyor. BOP kapsamında da etnik ve meshepsel fay hatları üzerinden aslında uzun süredir İslam İç Savaşı’nın da hedeflendiği sürece birlikte şahitlik ediyoruz.

Bu saldırılar ile ‘medeniyetler çatışması’ mı amaçlanıyor?

‘Türkiye-İran, İran-Suudi Arabistan, DEAŞ ve PYD-YPG / PKK, PJAK, DHKP-C’ gibi birçok örnek üzerinden ‘Haçlı Seferleri’ şemsiyesi altında başlatılan ve Müslümanlığı hedef alarak “Büyük İsrail” projesi hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Afganistan’dan Irak’a, Irak’tan Suriye’ye ve Kuzey Afrika’ya kadar içinde bulunduğumuz coğrafyalara bakıldığında; bütün krizlerin eski Osmanlı ve Selçuklu topraklarında gerçekleştirildiğini görebiliriz. Yani bir Amerikan hegemonyası inşa edilmeye çalışılıyor. Soğuk Savaş sonrası Amerika, tek kutuplu bir dünya planlıyordu. Zaman içinde bunu gerçekleştiremeyeceğini gördü ve Avrasya’ya müdahalesi kaçınılmaz hâle geldi. Amerika’nın sistematik eylem bölgesi, yükselen Doğu ile düşüşe geçen Batı arasındaki ‘Avrasya’ dediğimi bloktur. Bu da Osmanlı topraklarıdır. Özetle Türkiye’nin etki alanıdır. Dolayısıyla Türkiye’yi kritik bir gelecek beklemektedir.

TÜRKİYE HEDEFTİR

Yeni Zelanda’daki saldırı 11 Eylül’den sonra Batı’da Müslümanlara yönelik ‘normalleştirilen’ İslamofobik bir ırkçı dilin sonucu mu?

Birincisi, İslamofobi tabirini doğru bulmuyorum. İslamofobi bir korku ve endişeyi açıklıyor. Buradan bakınca; bu korkuyu taşıyanlara, bir anlamda haklılık, meşruiyet kazandırıyoruz. Bir diğer ifadeyle “İslamofobi” bir mağduriyeti, haklılığı ve meşru müdafaa ortaya çıkarır. Batı’nın İslam düşmanlığına dolaylı onay vermekle, onların tezini kabul etmekle eşdeğerdir. İkincisi, İslamofobi’nin sadece ‘dinsel’ temelli olmadığı, özünde etnik realiteye işaret ettiği ve hedefinde Türkler olduğunu görüyoruz. Çünkü Batı için “Türk demek, İslam demektir.” Yeni Zelanda’daki saldırı ile birlikte artık “Evanjelik Haçlı Savaşı” tüm dünya sathında Türk-Müslüman unsurları hedef alacak şekilde ilan edilmiştir. Yani ‘İslamofobik eylem’ denilen hadise, Türkiye’ye yönelik başlatılan Evanjelik Haçlı Savaşı’nın başlangıcıdır. Türkiye’nin bütün coğrafyalardaki varlığını ve çıkarlarını hedef alan bir yeni dönem söz konusudur.

Karanlık dünya!

İslamofobi’nin yükselişinde DEAŞ’ın payı nedir?
ANKASAM Başkanı Prof. Mehmet Seyfettin Erol, Yeni Zelanda’daki terörist saldırılar gibi örnekler üzerinden Türkiye’ye müdahale zemini arandığını belirtti. Erol, sözlerine gerekçe olarak, “Batı’daki akademiler, strateji merkezleri, medya, siyaset ve iş dünyası; yani ‘karanlık dünya’ ile sahadaki uzantıları olan istihbarat örgütleri bir destekçi olarak faaliyet yapıyor” dedi. İslamofobi’nin kavramsal olarak ortaya çıkışı, medya üzerinden güçlendirilmesi ve sahada istihbarat örgütlerince meşruiyet kazandırılmasını kolektif bir çalışmanın ürünü olarak gösteren Erol, “DAEŞ projedir. DEAŞ üzerinden Kürdistan zemini hazırlandı. Artık yeni görev sahası Orta Asya ve Güney Asya’dır” ifadelerini kullandı.

 

MÜDAHALE İÇİN BAHANE ARAYIŞI

Yeni Zelanda’daki saldırı tipi olaylarla Türkiye’nin sınırları ile oynanmak mı isteniyor?

Türkiye, Misak-ı Millî sınırlarına ve hatta Sevr sınırlarına çekilmeye zorlanılmaktadır. Türkiye’nin son dönemdeki izlediği politikalar, başta İsrail olmak üzere tüm Batı dünyasını ciddi anlamda rahatsız etmektedir. Güçlenen Türkiye’nin güçlü bir Türk-İslam dünyası inşası ve yeni uluslararası sistemde çok kutuplu bir güç olma potansiyeli görülmüştür. Saldırıların Türk-Amerikan ilişkilerinde krizin “zirve yaptığı” bir döneme denk gelmesi, Avrupa Birliği ile ilişkilerin koptuğu zamana denk gelmesi, Ayasofya’nın Türk-İslam ve Hıristiyan âlemleri arasında bir çatışma/savaş alanı olarak gündem yapılmaya çalışılması tesadüf değildir. Cumhurbaşkanı’nın Kudüs ve Mescid-i Aksa çıkışları ve Türkiye’nin duruşu da rahatsız ediyor. Türkiye’ye yönelik, işgal dâhil, olası her türlü müdahale için Hıristiyan dünyanın desteğini almaya yönelik algı operasyonu, kamu diplomasisi izleniyor.

 

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.