Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

“Kaostan medet umanlar yanılıyor”

“Kaostan medet umanlar yanılıyor”

TAKDİM

Türkiye, 7 Haziran 2015 seçimlerine hazırlanırken, çeşitli kaos ortamları oluşturularak, seçmenin oyu etkilenmeye çalışılıyor. Türkiye halkı bunlara alışık olsa da, gücünü demokratik yollarla ortaya koyamayan küçük kitlelerin atraksiyonlarından şikâyetçi. Bu durum seçimi nasıl etkiler? Seçmen aslında ne istiyor? Seçime bir buçuk aydan bile az bir zaman kalmışken partilerin oy dağılımı nasıl? Liderlerin vaatleri oy oranlarını nasıl etkiliyor? İşte bütün bunları GENAR Araştırma Şirketi’nin Başkanı İhsan Aktaş’a sordum. Güncel bir değerlendirmeyle, Türkiye’nin seçim tablosunu önümüze koydu.

GENAR Başkanı İhsan Aktaş’la seçimlere dair mülâkat: Kaostan medet umanlar yanılıyor.

“AK Parti’nin oyları yüzde 46-47, CHP’nin oyları yüzde 25-26, MHP yüzde 15-16, HDP yüzde 9-9,5 bandında.
HDP’nin barajı geçip geçmemesi de AK Parti ve CHP’nin seçim politikalarıyla alakalı olacak.
Seçime kadar her şey değişebilir.”

Seçimler yaklaşırken, kaos ortamı oluşturmaya ve bununla hükümeti yıpratmaya çalışan örgütler var. Kaos ortamından ne bekliyorlar?

Eskiden, seçime giderken kentlerde terör azarsa, PKK bölgede faaliyet yürütürse, şehit cenazeleri gelirse, oylarda hareketlilik olur diye bir yargı vardı. Bu tarz faaliyetleri insanlar ilk etapta farklı bir şekilde kötüye yoruyor olsalar da, genelde insanlar devlete ve merkez partilere yakın durmayı yeğliyor. Dolayısıyla küçük partiler ya da Türkiye’yi zayıflatmak isteyen örgütler terörden ve kaos ortamından medet ummak istiyorlarsa, boşuna uğraşmasınlar, kaos onlara yaramaz. Türkiye toplumu artık gelişmiş bir toplum. Medya çok etkin. Olanı biteni vatandaş çabucak kavrıyor ve bir değerlendirme yapabiliyorlar. Kaostan medet umanlar, kaosun kendilerine yaramayacağını bilmeleri lazım.

Seçimi ilk ekonomi etkiler

Paralel yapı, başarılı olamayacağını bildiği halde,25 Nisan’da yargıya müdahale ederek bir operasyon gerçekleştirdi. Bu gibi operasyonlar halk arasında güvensizliğe yol açıp, seçmenin oylarına etki eder mi?

Bu operasyon sadece seçimlerle ilgili değildir. Kendini güçlü gören bir grup var ve bu güç zaman zaman taraftarlarına, zaman zaman dışarıdaki bilgi paylaştığı insanlara “Biz hala varız ve gücümüzü muhafaza ediyoruz” imajını tazelemek istiyor. Bunun gibi kapalı örgütlerin tarihine baktığımız zaman, hemen hemen refleksleri aynıdır. Nihayetinde cemaat de,  güçlü olduğu imajını tabanına yayacak, devletin zaaf halinde olduğunu belirtecek, bir de yarın için umut verecek. Az kaldı, rüyalar görüyoruz, henüz hazırlık halindeyiz, koptu kopacak, düştü düşecek gibi ümitler verecek. Fakat bu ancak kendi dar kitlesini etkiler.

Seçimlere kadar paralel yapının yeni hamleleri olur mu? Turpun büyüğü yine heybede mi?

Cemaat bence yerel seçimlerde,  kitlesel, toplumun tamamını etkilemeye dönük ve oy hesabı üzerinden bir kampanya yürüttü. Hükümeti zayıf düşürmek ve kendi kitlesini de CHP’ye yönlendirmek gibi. Bu seçimde bunun yerine daha sistematik, diğer partileri yönlendiren, istihbarat paylaşan ve gazeteleriyle sistematik bir şekilde motive eden bir tutum sergiliyor. Baktığımız zaman cemaat Anadolu insanıyla ittifak yapmayı bırakıp, Batı’nın şer odaklarıyla, yerli müstemlekecilerle müttefik hale geldi. Türkiye Cumhuriyeti devletinin yerine daha pasif, üçüncü sınıf sömürge ülkelerine benzetilmek istenen bir Türkiye koymak istediler. Batı kültürüne köle olarak inanmış insanlarla cemaat saf tuttu. Neye karşı? Gelişen ve büyüyen yeni Türkiye’ye karşı. Bir ülke, bir iddia ortaya koyduğu zaman başına bu tür şeyler gelebiliyor.

AK Parti, yeni anayasa ve başkanlık sistemi vaatleriyle seçim çalışmalarını yürütüyor. Seçmen tarafından bu durum nasıl yorumlanıyor? Seçimlere etkisi nasıl olur?

Seçimi birinci derecede ekonomi etkiliyor. İnsanların günlük hayatları, geçimleri, piyasaların istikrarlı olması seçimi etkiler. Yeni anayasa, toplumun yüzde 75’i tarafından istenen bir şey. Özellikle CHP’lilere baktığımızda yüzde 54, HDP ve AK Partiler yüzde 80-90 oranında, yani toplumun kahir ekseriyeti yeni anayasa istiyor. Yeni anayasa istediğine göre, başkanlık sistemi de bunun içerisinde. Belki de bu büyük fırtınalar, büyük gel-gitler Türkiye’nin sistemini yenilemesiyle ilgili. Yeni anayasa demek, askeri vesayetten, eski Türkiye’nin kalıntılarından ve bu ülkenin siyasetini, servetini ve bütün geleceğini kendisine tapulamış bir CHP’li kitleden kurtulmak demek. Bu ülkenin servetinin yüzde 70-80’i hala CHP’lilerin elinde. Ve bu imtiyazlarını kaybetmek istemiyorlar. 

Başkanlık sistemiyle ilgili bir araştırmanız oldu mu?

Başkanlık sistemini sorduğumuzda, halkın yüzde 45’i olumlu, yüzde 55’i olumsuz kanaat belirtti. Başkanlık sistemi olursa kim başkan olsun diye sorduğumuzda, yüzde 54 oranında Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 4 oranında Kılıçdaroğlu, yüzde 4 oranında da Bahçeli geliyor. Belki de muhalefet partilerinin şiddetli bir şekilde başkanlık sistemine karşı çıkmalarının ana sebebi bu. Başkanlık sistemine geçiş olduğu zaman, iki partinin de şansı sıfır noktasına yaklaşıyor.

Partilerin aday belirleme süreci ve gösterdiği adaylara seçmen nasıl bakıyor? Adayların oya etkisi var mı?

Bir şehri ele aldığınız zaman, buradaki yoksul-zengin dengesi, cemaatler dengesi, Türk-Kürt dengesinin tamamı hesap edilerek bir aday çıkartılır. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanının çok ince eleyip sık dokuyan bir yapısı vardı. Her adaylık açıklandıktan sonra, partililerde biraz memnuniyetsizlik oluşur. Fakat seçim havası başladığı zaman bu memnuniyetsizlik dağılır. AK Parti’de bu memnuniyetsizlik bu sefer biraz daha fazla oldu. Ama bu gerçekçi bir memnuniyetsizlik midir, yoksa aday olamayanların ortaya çıkarttığı şey midir bilmiyorum. Seçmene sorduğumuzda her partinin kendi tabanın adaylarından memnuniyetsizliği birbirine yakın. Yüzde yüz memnun olan yok. Büyük şehirlerde adaylar oy oranını etkilemez. Devlet politikaları, ekonomi, sosyal politikalar daha çok etkiler. Seçimi doğrudan etkileyen faktör ise, lider faktörüdür.

Cumhurbaşkanımızın canını ortaya koyarak başlattığı bir çözüm sürecimiz var. Bu süreçte olumlu mesafeler kat edilmesi AK Parti’nin mi HDP’nin mi işine yarar? Yoksa her ikisinin de oyunu artırır mı?

Çözüm süreci en başta bu ülkenin işine yarar. AK Parti tabiri caizse ölüm riskini göze alarak çözüm sürecine girdi. Çünkü bizim komşularımız, Batılı ve Doğulu müttefiklerimiz, çözüm sürecini istemiyor. Kürt meselesi çözüldüğü zaman Türkiye’de sağlıklı bir sistem kurulduğu zaman, bölgedeki başka konulara müdahil olacak duruma geliyorsunuz. Ama onlar sizin bölgeye müdahil olmanızı istemezler. Çözüm süreci ilk başta iki partiye de yaradı. Fakat AK Parti ile HDP’nin çözüm süreci konusunda didişmeleri, bir de IŞID üzerinden oluşturulan Kobani psikoloji, biraz Kürtler arasında bir motivasyon oluşturdu ve az buçuk çözüm süreci AK Parti hükümetinin aleyhine işlemiş gibi oldu. Toplumda HDP algısı yükseldikçe, birleşik kaplar kanunu gibi MHP’nin oyları yükselmeye başladı. Yani Kürt meselesinden dolayı, AK Parti’nin kısmen oy kaybetmesi, MHP’nin öbür taraftan güçlenmesine neden oluyor. Bu konuda da aslında bir denge oluştu.

HDP barajı geçebilir mi?

Kırk katır mı kırk satır mı gibi bir soru bu? Bazı araştırmalarda baraj üstü gözüküyordu. CHP’nin biraz toparlanması HDP’yi birkaç araştırmada noktalı virgüllü bir şekilde barajın altına çekti. 9,5 gösteren var, 9,2 gösteren var. Hem AK Parti’nin, hem CHP’nin seçim kampanyası ve siyaset üretme biçimleri HDP’nin kaderini belirleyecektir diye düşünüyorum.

Kılıçdaroğlu’nun seçmenin direkt cebine yönelik vaatleri seçmen üzerinde etkili oldu mu?

Bence CHP’nin vaatleri kendi başına etkili olmadı. AK Parti’nin buna takındığı tavır CHP’nin vaatlerini etkili kıldı. AK Parti 13 yıldır o kadar çok faaliyet yaptı, o kadar çok topluma proje sundu, iş yaptı ki, AK Parti yöneticileri dahi tam olarak ne yaptıklarının artık farkında değiller. Üst üste koyup işlerini sayamıyorlar. CHP’nin sosyal politika vaatleri ortaya çıktığı zaman, AK Partili bir yetkili, kendi yaptıklarını alt alta koymuş olsaydı, muhtemelen CHP’nin vaatlerinden daha ileri bir vizyon ortaya çıkartabilirdi.

Bu yardımlara halkın bakışı nasıl?

Biz o zaman araştırma yaptık. Toplumun yüzde 4’ü sosyal; yardıma muhatap oluyor, özürlülerden, yoksullardan, yaşlılardan, fakat toplumun yüzde 60’ı bu sosyal yardımlardan memnun. O gün CHP, toplumun yüzde 60’ının memnun olduğu bir konuya savaş açmıştı. Siyasiler de partiler de akıllanıyor, Don Kişot gibi değirmenlere karşı savaşmaktan ziyade onların yanında durmayı yeğlediler. Tabii, öncelikle Kılıçdaroğlu vaat yapmak yerine, gidip kömür ve makarna alanların ellerini öpüp özür dilesin. İnsanların bu meseleden dolayı gönül kırıklığı var CHP’ye. 

AK Parti’nin yaptığı işleri anlatmama sebebi, zaten biliniyor diye düşünmüş olmaları değil midir?

Politik iletişimde şöyle bir şey vardır. Bu mahallede yapılan işten, öteki mahallenin haberi olmaz, yaptığınız en büyük işten hiç kimsenin haberi olmaz. Etiler-Hisarüstü metrosundan açıldığı gün benim haberim oldu mesela. Ben İstanbul’la ilgili birisiyimdir oysa. İzmit-Yalova köprüsünden muhtemelen İstanbul’daki vatandaşların yüzde birinin ancak haberi var. AK Parti’nin bunları derleyip toplayıp, toplumun önüne yeni hedeflerle koyması gerekir. Bütün yatırımlarda, devlet eliyle yapılan işlerde AK Parti başarılı oldu, bu dönem millet eliyle yapılacak işlere doğru işaretler verebilir.

Son yapılan araştırmalara göre partilerin oy dağılımı nasıl?

AK Parti’nin oyları yüzde 46-47 bandında, CHP’nin oyları yüzde 25-26 bandında, MHP yüzde 15-16, HDP yüzde 9-9,5 bandında, Saadet Partisi’nin yüzde 2,5 civarında. Diğer partilerin oy oranları da çok bir yekûn tutmuyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iki büyük parti çatı aday koyduğu halde, AK Parti’nin adayı yüzde 51 oranında oy almıştı. Şimdi ne oldu da yüzde 46-47’lere düşüş oldu?

Siyasette liderlik faktörü çok önemlidir. Seçim, ciddiye alınarak kazanılan bir sanattır. Tayyip Erdoğan kitlesini diri tutmayı her zaman birinci öncelik haline getirirdi. Tayyip Erdoğan’ın motive ettiği kadar kitleler motive edilmemiş olabilir. O zaman bir liderin sürüklediği bir dönem vardı, şimdi ise kolektif çalışılmaya ihtiyaç var. Belki bu tam algılanmamış, bu geçişi yapamamış olabilirler. 

Seçimlere bu kadar az bir zaman kalmışken, bu geçiş olabilir mi?

AK Parti seçim kültürü, siyaset kültürü olan bir parti. Dikkat ederseniz zaten kamuoyuna indi ve mesaj vermeye başladılar. Bir de bu toplum AK Parti’yi değerlendirirken; parti kurumsalı, hükümetteki yapmış olduğu işler, sayın başbakan ve cumhurbaşkanına bakıyor. Yani dört unsura bakarak karar veriyor.

Muhalefet, koalisyonu dillendirmeye başladı. Türkiye toplumunun koalisyonlara bakışı nasıldır?

Halkın yüzde 65’i tek parti iktidarından yana, yüzde 30-35 oranında da koalisyon olabilir diyor. Bir seçim olup bittiğinde seçmen, hükümeti kimin kuracağına ve kendi işini en iyi kimin yapacağına bakar. Türkiye’de şu anda iki alternatif vardır. Birincisi, AK Parti iktidarının devam etmesi, ikincisi ise üç partiden meydana gelecek bir koalisyon. Üç partinin koalisyonu Türkiye için çok riskli bir durum gibi gözüküyor. MHP ve HDP kıyamet kopsa bir araya gelmezler. Birbirlerinin zıtlığı üzerinden oy alıyorlar. CHP de zaten hiçbir zaman iktidar olmak için iddiada bulunmadı ve hazır değil. Bir de demokrasi ve özgürlükler adına Cumhuriyet kurulduğundan beri örselenen dindarların elde etmiş olduğu bir pozisyon var. Türkiye’nin inişli çıkışlı döneminde ekonomi düşer ve tekrar toplanır. Fakat hak ve hürriyetlerin kaybı kolay kolay geri alınamaz. 

Sevda Dursun

Etiketler