Son Dakika

Kılıçdaroğlu hiç masum değil

Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, “Türkiye, tarih boyunca hiç olmadığı kadar büyük bir tehdit altında” dedi.
Kılıçdaroğlu hiç masum değil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında durulması gerektiğini belirten Pekin, “Sınırlarımızın etrafı çevriliyor. Kemal Bey ise ülkeyi bölüp parçalayacak sözler ediyor” diye konuştu. 

Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı İsmail Hakkı Pekin, Türkiye’nin ‘destansı’ bir varlık mücadelesi verdiğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun alaycı ifadeler ile “YPG mi saldıracakmış! ‘Beka sorunu’ yoktur. Siyasilerin gelecek sorunu vardır” sözlerini kabul etmeyen Pekin, “Beka sorunu tabii ki var. Türkiye sıkıştırılmış vaziyette… Batılılar ile hareket eden YPG ve PKK, Suriye’nin kuzeyinde ‘devletçik’ kuruyor. Ülkemizin etrafı çevriliyor. Bir süre sonra da ‘Kürdistan’ diyerek Türkiye’den toprak talep edecekler” ifadelerini kullandı. ‘Kılıçdaroğlu masum değil’ diyen Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı “Daha başka ‘beka sorunu’ nasıl olabilir? Sözde müttefikimiz ABD ve Avrupa’daki ülkeler, ‘ısrarla’ Türkiye’yi Suriye ve Irak’taki ‘devletçik’ için zorluyor, baskı yapıyor” diye konuştu.

TEHDİT EDİLİYOR “BASKI” YİYORUZ

Ekonomik manipülasyonları, kur dalgalanmaları, spekülatif saldırıları da beka sorunu olarak görebilir miyiz?

Elbette, maddi baskı da yapılıyor. ‘Ekonomi sorunu’ adeta bir güvenlik sorunu haline de geliyor. Aslında o da bir ‘beka sorunu.’ Ekonomideki zorlamalar ve baskılar ile başka ülkelerdeki örneklerine benzer bir kalkışma Türkiye’de de cereyan etsin isteniyor. Sadece ekonomistler olarak bakılmasın, yabancı istihbaratın dayatması da var burada.

ABD’nin Patriot’ları ile Rusya’nın S-400’leri arasındaki ‘Türkiye’ odaklı sürtüşmeyi nasıl görmeliyiz?

Türkiye’nin hava savunma sistemi yok. Bu da Kemal Kılıçdaroğlu’nun kabul edemediği bir beka meselesidir. Mesela ABD, ‘S-400 alırsan F-35 füzeleri vermem’ diyor. Hatta tehdit bile ediyor. ‘Baskı yaparım’ diyor. Ekonomik oyunları böyle görebiliriz. Örneğin Amerikan Senatosu’nda “Türkiye’yi kategorik olarak düşürün. İhracat yapmasın. Ayrıcalıkları kalksın. Avantajları ortadan kaldırın” deniyor. Bunlar hep zorbalık… Bütün bunlar, beka sorunu…

30 BİN FETÖ’CÜ HÂLÂ ORDUDA

‘Beka’ deyince, bir de FETÖ var galiba…

FETÖ’yü söylemiyorum bile… Hücrelerimize kadar girmişler. İster istemez Silahlı Kuvvetler sarsılıyor tabii. Ordusu, bir ülkenin geleceği ve omurgası demektir, Beka sağlayan temel olgu askerleridir. Bu kadar ihraçlara, tasfiyelere rağmen hâlâ Silahlı Kuvvetler bünyesinde FETÖ’nün 30 bin adamı var. Korkunç bir rakam, berbat, kötü bir şey... Beka sorunu yoktur demek, akılla açıklanamaz; ama ‘bilinçli ihanet’ ile açıklanabilir.

Bir taraftan sınır ötesi operasyonlar yapılırken, öte yandan da iç ihanetler ayıklanmaya çalışırken; daha ‘beka sorunu’ tartışılması makûl görülebilir mi?

Düşünsenize, muharebeye hazır olmaya devam ederken, bir taraftan da virüs temizlemeye uğraşıyorsunuz. Silahlı Kuvvetler gibi; devletin içinde, yargı, bürokrasi, emniyet ve diğer sivil kuruluşlarda da aynı temizlik işliyor. Nasıl emniyet sorunu olmasın ki... FETÖ, ABD ve Avrupa’dan da desteklenirken; başka nasıl güvenliğimiz tehdit altında olsun? İnsan kendine sormuyorsa, ‘FETÖ’ye niye arka çıkılıyor’ diye, zaten o kirli kurgu parçasıdır. Darbe yapan, planlayanlar işte ABD’ye ve Avrupa’ya kaçıyor. Ama orada da kirli faaliyetleri sürüyor. Bunların elinde de parasal imkânlar bulunuyor. ABD ve Avrupa, bunları kullanıyor.

YA BÖLÜNECEĞİZ YA BİR KALACAĞIZ

Size göre; iktidar olanlara, hükümet adamlarına muhalefet edenler bir gaflet içinde mi yani?

Bir beka sorunumuz var, kimse inkâr etmesin. Çok önemli, hayati bir topyekûn mücadele içindeyiz. Dolayısıyla ‘Beka sorunu yoktur’ demek, ‘Her şey yolunda’ gibi göstermek, korkunç bir gaflettir.

‘31 Mart’ tarihini sadece bir seçim değil; kritik bir kavşak olarak mı görüyorsunuz?

Asıl sorun şurada… Devletin yapması gerekenler için ABD’yi ve birçok ülkeyi karşısına alması, güçlü olması gerekiyor. Bu seçimler, Türkiye’nin bu gücünü parçalamaya yönelik manevralar içerebilir. CHP ve diğerleri buna farklı bakıyor. Tehditleri basitleştirip; ‘Seçim gibi, günlük gibi’ gösteriyor. Oysa hem Cumhurbaşkanı hem Devlet Bahçeli doğru yapıyor. Türkiye, 31 Mart seçimlerinden daha fazla bölünmüş ve yara almış olarak çıkabilir. Birileri sorunları daha da büyütebilir. Kemal Kılıçdaroğlu ‘seçim’ mantığıyla yaklaşıyor. ‘Halkı korkutarak oy almaya çalışıyorlar’ zannediyor. Yaşananlar; bir strateji olarak açıklanamaz. CHP, sadece ‘oy’ için olarak değerlendiriyor.

“TEHLİKELİ” SÖZLER

Peki; Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları bir taktik veya küresel odaklara mesaj olabilir mi?

Kılıçdaroğlu kimlere mesaj veriyor, bu açık… HDP’ye, terör örgütlerine, ABD’ye ve Avrupa’ya “Ben ne isterseniz yaparım’ diyor. ‘Büyük projelerinizi yaparım’ diyor. Seçimi kazanmak, sonrasında da teslim olmak için yapıyor. Kılıçdaroğlu’nun sözleri normal değil. Yumuşak bir üslup içinde ‘tehlikeli sözler’ ediyor. Aleviler ile ilgili sözleri bölücülüktür. Kutuplaştırıcı sözler ediyor. Mesaj verdiği açık… ‘Suriye’de istediğiniz gibi yaparım’ diyor. Hiç masum değil. Yani sadece seçim taktiğine bağlamak uygun değil. CHP bu haliye, artık Atatürk’ün kurduğu bir parti değil. Marjinal bir grup oldu. Millî değil, milliyetçi değil. Bazı sözleri bilinçli söylediğini ve belli odaklara hizmet ettiğini düşünüyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir proje olduğunu mu söylüyorsunuz?

Belirli bir projenin uygulanmasına yönelik konuşuyor. Ülkeyi kaosa sürükleyecek, kötü duruma düşürecek, güneyden kuşatılacak, ABD ve Batı’nın Ortadoğu’daki oluşumlarına hizmet edecek gibi… İnsanların kafasını karıştırmak istiyor. Kesinlikle ‘millî’ diyemeyiz. Mümkün değil. Vatandaşların arasına nifak sokuyor.

YARIN “NİYE GEÇ KALDINIZ” DENİR

“Harekâtların arkasında duracak olanlara ihtiyaç var” dediniz. Cerablus ve Afrin’deki operasyonlara da karşı çıkılmıştı.

Eğer yapmasaydık, Suriye’de söz sahibi olamazdık. Hatay’a kadar terör koridoru oluşmuştu. Zaten Türkiye, diplomasi işleterek, sonuna kadar başkasının toprağına girmek istemedi. Girmedi de… Yapmasaydı, terör koridoru tamamlanır, büyük belalar başımıza gelirdi. Oluşan tehlikeyi hâlâ daha önlemeye çalışıyoruz. Mesela BBC International, bugün “Afrin’de Türkiye’ye yönelik kalkışma başlıyor” diye haber yaptı. Fırat’ın doğusunda düzen kurmaya çalışıyoruz. Fırat’ın Batısı’nda da öyle. İdlib’de ve Münbiç’te… Kuvvetler hazır, diplomasi ile çözülmek isteniyor. Bu yüzden bunlar yarım kalmaması gerekiyor. Kemal Bey, ‘Kandil’de terörist yok’ diyor. Olmaz olur mu yahu! Tehditleri iyi belirlemek lazım. Kandil’de de var, Irak’ta da var. Fırat’ın doğusunda YPG içinde 6 bin PKK’lı var. Bütün güçlerini Suriye’nin kuzeyine koyup bir Kürt devleti kurmak istiyorlar. Almanya’dan, İngiltere’den, Fransa’dan asker geliyor. Bunu tamamlayınca, sıra Türkiye’ye de gelecek. 2-3 yıl sonra toprağımızda da Suriye’deki, Irak’takilerin aynısı olur. Kemal Bey o zaman da ‘Niye geç kaldınız’ diyebilir.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.