Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

“Mezarlıkta dersi yaygınlaşır diye ideolojileri için tehlikeli buldular”

“Mezarlıkta dersi yaygınlaşır diye  ideolojileri için tehlikeli buldular”

Sıra dışı bir öğretmen… “Salla başı, al maaşı” memur zihniyetinin çok ötesinde. Standartları zorlayan bir yapısı olduğu için de, standart tipi insanların rahatını kaçırıyor. Derdi olan, öğrencilerinin dertleriyle dertlenen bir eğitmen o. Tek derdi eğitim. Bu sebeple “Bir derdim var, bin dermana değişmem”, “Derdim bana derman imiş” felsefesiyle başına ne gelirse gelsin eğitim sevdasından vazgeçmiyor.

Yaşar Çıraklıya göre öğretmen kimdir? Bir öğretmen nasıl bir profil çizmeli? Öğretmenliğin ve öğretmenin sınırları ne olmalıdır?

Öğretmenlik sadece, bir “ekmek kapısı”, “puan tuttuğu için yapılan zorunlu bir tercih” gibi görülmemeli. Anadolu’da yaygın olan “Bizim çocuğa, hiç olmazsa öğretmen ol, dedim” gibi anlatımlar vardır. Bu tür kabul ve yaklaşımlar, mesleki ciddiyeti tahrif etti zamanla. Öğretmenlik ( abartılı gelecektir belki ama..) yaşam tarzıdır, diye düşünüyorum. Sabah ilk zil ile başlayıp, son zil ile biten bir uğraşı değildir, en başta. Öğrencinin sadece bilgisini artırıp duygusuna bigane kalan veya ekonomik durumuna “banane!” diyen birisi olmamalıdır. Öğrencileri ile velileri ile meslektaşları ile iletişimi olan ve bunu 40 dakikanın içine sığdırma gayretinde olmayan insandır. Bazen gece telefon ile soru sorulan bazen destek/yardım istenen, bazen aracı ile hastayı götüren, bazen bir cenaze evinden taziyede olan insandır.

Medyada gündem olan “mezarlık ziyareti” hadisesi nedir? Olayın temelinde ne var, neden bu kadar gündem oldu, bize açıklayabilir misiniz?

Adana/Sarıçam Orhangazi İmam Hatip Ortaokulu’nda DKAB öğretmeniyim. 7. sınıf öğrencilerimizle hem müfredat hem zümre kararı olması vesilesiyle okulumuzun olduğu mahalleye yakın Buruk Mezarlığı’na gittik. Ahiret, yeniden dirilme, kıyamet konunun alt başlıkları. Veli iznimiz var, gezi planımız var, okul iznimiz var. Sosyal medyayı kullanan birisiyim. Yaptığımız etkinlikleri takip eden ciddi bir öğretmen grubu var. Bu sebeple yönettiğim sayfa ve gruplar var, oralarda paylaştım. Bazı arkadaşların kurucusu olduğu sitelerle paylaştım, daha önceki etkinliklerimizi paylaştığımız gibi. Aynı mezarlığa daha önce Ömer Kanaatbilen Ortaokulu’nda iken, okulun arsasını veren Ömer amcamızın mezarına her vefat yıl dönümünde gittik, hem de 13 defa. Vefa adına… Kimse ne korktu ne tepki verdi.
Neden oldu kısmına net bir cevap veremem; ama en güçlü tahminin şu ki daha önce gitsek de veya başka okullarda da benzer mezarlık ziyareti, şehitlik ziyareti yapılsa da sıradan normal karşılanıyordu. Ben buna bir tepki görmedim. Ama “mezarlıkta ders işleme” kavramı girince literatüre işin vehameti(!) ortaya çıktı. Yani, benzer işler (ders anlatma) yaygınlaşırsa çoğalırsa bunun kendi ideolojik anlayışları için bir tehlike olduğunu sandılar galiba. Ziyaret için gitmekten öte bir şey “mezarlıkta ders”.. Bu olumsuz bakanların tavrıydı. Olumlu bakan birçok site ve matbu gazete de sanırım orijinal bir etkinlik olarak gördü ve kamuoyuna duyurdu.

Mezarlık ziyaretindeki yaş grubu sınırı ne olmalı sizce?

DKAB müfredatında7 sınıf ilk ünitemiz “Melekler, Görünmeyen Varlıklar ve Ahirete İman”dır. Konumuzda ahiret, kıyamet ve yeniden dirilme konusu. Öğrenciler 12-13 yaşlarında olan çocuklardı ki, ilk defa giren çocuklar değildi. Bu öğrenciler bu mahallenin çocuğu. Kimisinin dedesi, kimisinin halası, kimisinin amcası burada yatıyor. Bayram öncesi arefe günlerinde sevinç günlerimizde bile biz ilk ziyarete mezarlarımızdan başlarız. Toplum olarak biz buyuz.Alt sınırın ne olması gerektiğine dair bir veri varsa konuşulabilir.Ama bizim öğrencilerimiz 12-13 yaşlarında, çoğu da ergen olan bir gruptu. Eğer yaş sınırı konuşulacaksa, babası ile stada giren ve binlerce küfürlü söze şahit olan, araçta/yolda trafik kazalarına/kavgalarına şahit olan vs.de her çocuğun da psikolojik rehberlikle bu işi yapmaları gerekir.

Mezarlık ziyaretine tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu bir zihniyet sorunu aslında. Konu dönüp dolaşıp eğitim sorunu olmaktan çok “din” ve “dine bakış açısı” üzerine dönüyor. Örneğin, Beden Eğitimi öğretmenimiz ilçemizde bulunan Asım Savaş Spor Salonu’na götürüyor, muhtelif spor müsabakaları için. Sosyal Bilgiler öğretmenimiz Arkeoloji Müzesi’ne, Fen Bilgisi öğretmenimiz Adana Bilim Sanat Merkezi’ne götürdüğünde sorun çıkmıyor, çıkmamalı da zaten. Camiler Haftası’nda camilere götürdük daha önce.. Hatta son zamanlarda bu istenen de bir yaklaşım “yaparak ve yaşayarak öğrenme” bağlamında. Bu çerçeve de aslında ödüllendirilmesi gereken bir durum var, işin gerçeği. Çünkü Bakanlık sürekli bu yaklaşımı vurguluyor. Ama bunu DKAB’cı yaparsa hemen malum refleksleri devreye giriyor. Dine karşı önyargıları var, dini gerçekten tanımıyorlar, tanımakta istemiyorlar. Bizim adımıza karar vermek istiyorlar. Sosyal faaliyet bağlamında yapsaydım mesela, bir gece kulübüne, bir tavernaya “medeni dinci” diye takdir edilirdik galiba. Sözü dolandırmanın gereği yok. Konu Yaşar Çıraklı, eğitim, İmam Hatip, Cumhurbaşkanı meselesi değil. Din meselesi.. “Bizim istediğimiz gibi inanın, ileriye gitmeyin” diyorlar kısacası.

Başka ne tür ders içi etkinlikler yapıyorsunuz?

Abdest, teyemmümü okul bahçesinde, hacc-umre uygulamasını okulun çok amaçlı salonunda, zekat-sadaka’yı da “kardeş aile” etkinliği ile taçlandırıyoruz. Sınıfa hacı davet etmemiz veya hacdan dönen bir hacı amcamıza “hoş geldiniz” ziyareti yapmamız vs. gibi etkinlikleri yapıyoruz. Oruç konusunu işlerken isteyenlerle birlikte tutup, iftarı birlikte ediyoruz. Drama eğitimcisiyim aynı zamanda. Derslerimiz de sık sık eğitici drama tekniği ile yaparız. Özellikle de Siyer dersini. TDB hakeza. Buna ek olarak da rehberlik derslerimiz de şu an muhtelif üniversitelerde okuyan mezunlarımızı davet ettik zaman zaman. Dersimize katılıp öğrencilerimize üniversite, dersler, meslek bilgisi, ders çalışma, tercihler konusunda rehberlik yaptılar.
Rehberlik yaptığım kız öğrencilerimize aynı okuldan mezun olmuş abla, erkek öğrencilerimize aynı okuldan (Ömer Kanaatbilen Ortaokulu) mezun olmuş abi ayarladık, yılsonuna kadar onlarla bizzat ilgilendiler. Kitap okuma, dersler, testler, kişilik gelişimi vs… Sınıfı Yönetimi konusunda geliştirdiğim bir model var. Sorumluluk bilinci kazandırmak için, sürekli hale getirdik bu sistemi. “DKAB Asistanı” var her sınıfta. Bunlara ek olarak her DKAB dersinde her ünitenin sonunda sınıf bazlı bilgi yarışması, yılsonunda da sınıflar arası bilgi şampiyonası yapıyoruz. Hadis ezberleme yarışmalarını düz ortaokulda 6 yıl yaptık. Yazılan 100 alan öğrencilerimizi eve yemeğe götürme, bazen de 100 puan alanların evinde gitme…

Ders dışı etkinliklerinizden bahsedebilir misiniz?

İzcilik kulübü ve izci oymağı ile yaptığımız faaliyetlerimiz var. Değerler Eğitim Çalışmaları yapıyoruz. Son sınıf öğrencilerimize liseleri tanıma gezileri yaptık. Adana Bilim Sanat Merkezi’ne gittik. Toplam 8-9 defa TÜYAP Kitap Fuarlarına katıldık. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile koordineli olarak okulumuzda Aile Eğitim Programı yapıyoruz. Bu yıl 3.yıldayız çok şükür. 2 haftalık periyotlarda yapıyoruz. 100’ya yakın sürekli katılımcımız var. Devamlılık ve eşli katılım istiyoruz. 15 haftalık süreli bir çalışma. İlk yıl Konya’ya, 2. yıl Çanakkale’ye gittik. Bu yıl de Umre’ye gitmeyi düşünüyoruz, nasip olursa.

Eğitim psikolojisi açısından ölüm hakkında fikir sahibi olması; bir öğrenciye ne kazandırır, ne kaybettirir?

Ölüm ve mezarla ilgili toplumda o kadar bidat ve hurafeler var ki.. Korkuların birçoğu bu bidat ve hurafelerden beslenir. Siz bunları çocuğun zihninden kaldırdığınızda, çocukta sağlıklı bir inanç, sağlıklı bir ruhsal denge meydana gelir. Biz ilk gittiğimizde önce mezarlık ve ölümle ilgili yanlış anlayış ve algıları anlattım. Örneğin, tarih boyu hiçbir ölünün mezardan çıkıp, kimseye zarar vermediğini söyledim. Ama buna rağmen “ölü” korkusu hep var, sebebi de yanlış bilgiler, yanlış kabuller dedim. Anlatılan birçok olayın ya yalan ya abartılmış kurgu olduğunu söyledim. Dolayısı ile çocuklarda bırakın korku oluşmasını, var olan korkuları terapi ettik. Sağlam bir iman, sağlıklı ruhsal denge, özgüven kazandırır.

Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı okuyucularımıza?

İslam Dini “bir bilgi yığını” değildir. İslam yaşanacak olanın adıdır, hayatın dinidir. Sadece test sorusu ile öğretilemez. Abdest, hacc, namaz, ahiret, hasta ziyareti, zekat, yardımlaşma, oruç vb. birçok kavramın yaparak-yaşayarak ve uygulayarak öğretilmesi gerekir. Aksi halde “çok bilgisi olan”; ama hiçbir salih ameli olmayan nesiller, geleceğimiz olur maalesef..

Etiketler
Do NOT follow this link or you will be banned from the site!