Son Dakika

Müslüman sanatkârlara ihtiyacımız var

Toplumların medeniyet tasavvurunu kültür ve sanat alanındaki çabaları inşa eder. Bu noktada son yüzyılda milli ve manevi değerleri önceleyen sanatkârlara ihtiyaç var.

Müslüman sanatkârlara ihtiyacımız var

Yeni Dünya Vakfı çatısı altında gerçekleştirilen ‘Yöreselden Evrensele Sinema’ çalışmalarını yapan Mehmet Önder ile sinema alanındaki çabalarını ve Türk sineması üzerine konuştuk. TRT ekranlarında yayınlanan Yunus Emre dizisinin Şahin Bey’i olarak da tanınan Önder, sanat icra etmek isteyenlere “Sanat için en önemli şey dolmaktır. Bilgi ve tecrübe ile dolacaksın, dolacaksın, dolacaksın, taşacak kadar dolman lazım ki taştığın şey sanat olsun” tavsiyesinde bulundu. 

Yeni Dünya Vakfı çatısı altında başlattığınız ‘Yöreselden Evrensele Sinema’ çalışmalarını bir seneden fazla süredir gerçekleştiriyorsunuz. Bu çalışmalara neden ‘Yöreselden Evrensele Sinema’ ismini verdiniz?

Çünkü Türkiye’de bu çok anlaşılamasa da yöresel olunamadan, evrensel değerlere ulaşabilmek pek mümkün değil. Bütün iyi sanatkârların eserlerine bakıldığında yazından örnek verirsek Shakspeare, Dostoyevski, Fuzuli, Yahya Kemal ve Sait Faik gibi yazarlar eserlerinde önce kendi toplumunu kendi toplumunun güzelliklerini ya da onlardan biri olarak dertlerini özümsemiş, dertlerini bal eylemiş, sindirmiş ve eserlerine yansıtmışlardır.  Dolayısı ile Mevlana Hazretleri’nin de dediği gibi “Pergelin iğneli ayağı sabittir benim dinimde, ama diğer ayağıyla yetmiş iki milleti dolaşırım.” İşte yöresel önce kendi topraklarını tanı, kendi topraklarının kadim değerlerini gör, hisset, onlarla birlikte yaşa, özümse ve buradan çıkışını alarak insanlığa dair şeyler söyle. 

“ÖLÇÜMÜZ HOLLYWOOD SİNEMASI DEĞİL”

Hollywood, ülkemizde de örneği görülen, sinemanın sanat yönünü değil para yönünü önceleyen bir anlayışı temsil eder. Sizin önceliğiniz sanatsal değer taşıyan işler yapmak ise, para yine gelir ama sizin üretiminizin sanatsal değeri her zaman daha ileride olur. Türk sinemasında örneğin Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Yücel Çakmaklı gibi yönetmenler bilerek ya da bilmeyerek yöreselden evrensele işler yaptılar ve bu filmleri ile büyük ödüller aldılar. Örneğin, Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”ı, Atıf Yılmaz’ın “Ah Güzel İstanbul”u ve Ö. Lütfi Akad’ın “Gelin” filmi yöreselden evrensele ulaşmayı başarmıştır. Biz de bu anlayışla çıkış noktamızı buradan aldık.

“İNCELİKLERİMİZİ YASAKLARLA YİTİRDİK”

Bizim ecdadımızda bütün sanatların, minyatürün, hattın, tezhibin, musikinin, edebiyatın da çıkış noktası tekkeler ve dergâhlardı. Biz asıl inceliklerimizi tekkelerin ve dergâhların yani tasavvufun, dervişlik geleneğinin yasaklanması ile yitirdik. Sonra gülünç bir batılılaşma algısı. Musikiyi kaldır müziği dayat ama kimin müziğini? Chopin’in, Beethoven’in, Mozart’ın müziğini. Sanat gelenektir. Senin geleneğinde eğer çok sesli müzik yok ise sen dayatma ve zorlama ile çok sesli müzik geleneği oluşturamazsın. Yüzyıllar gerekir bunun için ve bir talep olması gerekir. Salonlara vatandaşı jandarma dipçiği ile doldurup zorla Beethoven, Mozart dinletmek ile maalesef Batılı yapamazsınız. Ne olur? Ancak mutant olur insanlar. Batılı olamamış, yerli kalamamış, arada sıkışmış ne olduğunu kendi de bilemeyen bir varlık olur. Bu mahlûkun sanatı ne olur? Kendisi gibi olur. Cumhuriyetle birlikte, sanat bir zümrenin ithal bir yaşam biçimini ve ideolojiyi dayatma ve yerli olanı aşağılama gayesi ile icra edildi. Eskiden bu gaye için sinema en güçlü araç olarak kullanılırken şimdi diziler bu görevi üstlendi.

Mehmet Önder kimdir?

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda eğitim hayatına devam etti. Konservatuardan sonra Eskişehir’in ilk özel sanat merkezini açtı. 2001 yılından bu yana farklı sanat dallarında dersler veren Önder, 2008’de İstanbul’a geldi ve akademik kariyerine burada devam etti. Pek çok tiyatro oyunu yönetti. “Sessizlerin Sesi Orhan Kemal” belgeselinde Orhan Kemal’i, Al Jazeera’nın Bediüzzaman Said Nursi belgeselinde Said Nursi’yi canlandırdı, TRT’de yayınlanan Kitabelerin dili gibi programları sundu, seslendirmeler ve dublajlar yaptı. 93 yılından beri medya alanında programlar hazırlayıp sunan Önder’in, şuan “TVNET”te haftalık sinema programı ‘16:9’ ve yine “TVNET”te edebiyata dair bir programı var. ‘Mecra’ adlı dijital platformda da insanlığı etkileyen portreler, olaylar ve akımlar hakkında malumat verdiği bir programı bulunmaktadır.

“NESİL İNŞA ETMEK LAZIM” 

Türk sinemasını değiştirmek için ne yapmalıyız?

Bugün ne kadar haklı bir davaya sahip olursanız olun eğer bunu çağın aracı ile ulaştıramıyorsanız ne kadar haklı olduğunuzun, ne kadar güzel değerlere sahip olduğunuzun bir anlamı yok. Mevlana Hazretleri çağının en önemli sanat aracı olan şiir ile insanlara ulaştı. Haddimi aşmak istemem ama belki Mevlana Hazretleri bugün yaşasaydı sinema filmi çekecekti. O zamanın en güçlü sanatsal aracı şiirdi. Bugün sinema, yarın ne olur bilmem. Dolayısı ile Müslümanlar, eğer davasının haklı olduğuna inanıyor ise gökdelenler, şatafatlı şirket ve holding binaları yapacaklarına, ele ele verip Mustafa Akkad gibi gençlerin yetişmesini sağlasınlar ve sayısız insanın hidayetine vesile olan ‘Çağrı’ gibi filmler çektirsinler. Bir gün öleceğiz, iki metrekarelik bir yere gömüleceğiz değil mi? Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın sürekli altını çizdiği bir söz var: “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.” O biriktirdiğimiz paraların, o diktiğimiz binaların bize hiçbir faydası olmayacak. Bize faydası dokunacak şey yetiştirdiğimiz insanlar, gençler. Nesil yetiştireceğiz, başka çaresi yok. 

DERDİMİZ OMURGASIZLIK HALİ!

Bazıları “Burası Arabistan değil” diyor. Senin kendi televizyon kanalında beslediğin oyuncu ilk fırsatında senin insanına hakaret etmeyi bir vazife olarak görüyor ve korkmuyor en acısı da bu. Bugün benim televizyonum diyebileceğin televizyondaki dizilerde bırakın kamera arkasını, kamera önündeki insanlara bakalım. Bizimle aynı hissiyatlara sahip kaç kişi var? Son 20 yılda gençliğe kanaat önderliği yapacak kaç sanatçı yetiştirebildik? Ünlü diye alıp bizim hikâyelerimizde oynattığımız ününe ün parasına para kattığımız insanların sosyal medyasını muhafazakâr gençler takip ediyor. O insanların paylaştıkları pespaye hayatları gençler için normalleşiyor. Acaba bizi yönetenler, o dizilerin çekilmesi için vesile olanlar, maddi ve manevi destek verenler bunu hesap ediyorlar mı? 

DİNDAR VE SANATKÂR NESİL

Eğer çocuklarınız eşkıya olacak ise mühendislik fakültesinden mezun olup mühendis eşkıya olabilir.  Ahlaksız biri olacaksa ki olmasın inşallah ama ahlaksız bir öğretmen de olabilir. Siz çocuğunuzu öyle bir yetiştirin ki herhangi bir sanat okuluna gönderdiğiniz zaman bozulmasın, girdiği yeri onarsın. Su gibi olmasın, girdiği kaba uyum sağlamasın. Siz onu manevi değerlerle öylesine biçimlendirin ki korkmanıza gerek kalmasın. Artık ümmetin mühendise, mimara ihtiyacı yok. Çocuğunuz ressam olsun. Bize toplumun ve gelecek nesillerin zihnini güzelleştirecek yazarlar, şairler, tiyatrocular ve sinemacılar lazım. Bizim ekmek kadar su kadar dava şuuruna sahip sanatkârlara ihtiyacımız var. 

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.